Kapat
A+ A-

"Köle değiliz” diyenler yargılanıyor

3. havalimanı inşaatındaki şartları protesto eden, 31’i tutuklu 62 işçi ve sendikacı bugün hâkim karşısında.
Yayınlanma tarihi: 4 Aralık 2018 Salı, 23:01

 [Haber görseli]

“İnşaat işçisi köle değildir” diyerek şantiyede yaşanan iş cinayetlerini ve kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için tutuklanan 3. havalimanı işçileri bugün hakim karşısına çıkacak. İşçilerin avukatlarından Özgür Urfa, kötü çalışma şartlarına itiraz eden işçilerin tutuklanmasının hukuken bir karşılığı olmadığını belirterek serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi.

31’i tutuklu, 31’i de denetimli serbestlikle serbest bırakılan ve aralarında DİSK Dev Yapı İş Sendikası Başkanı Özgür Karabulut ve 4 İnşaat-İş yöneticisinin de bulunduğu 62 kişi, Gaziosmanpaşa Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacaklar.

İşçiler hakkında hazırlanan iddianamede, “Görevi yaptırmamak için direnme”, “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali”, “Kamu malına zarar verme”, “Mala zarar verme” suçlamaları yöneltildi.

 

Duruşmadan bir gün önce hakim değişti

Mahkeme salonlarının küçük olması nedeniyle duruşma salonuna çevrilen adliye yemekhanesinde görülecek davanın hakimi duruşma öncesi HSK kararnamesi ile değiştirildi.

Mevcut hakimin hamile olması nedeniyle yerine 11. Asliye Ceza hakiminin getirildiği ancak onun da görevine haftaya başlayacağı, bu nedenle duruşmaya bir günlük olarak 6. Asliye Ceza hakiminin görevlendirildiği öğrenildi.

Davanın avukatlarından Özgür Urfa duruşma öncesi gazetemize yaptığı açıklamada, "İşçilerin kaçma tehlikesi gerekçesiyle tutukluluklarına devam ettirilmesinin siyasi baskı dışında bir açıklaması olamaz" diyerek çarşamba günü görülecek duruşmada tutuklu işçilerin serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.

Davanın görüleceği Gaziosmanpaşa 14 Asliye Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul ettikten sonra hazırladığı tensip tutanağında duruşma tarihini 5 Aralık olarak belirlendiğini ve tutukluluk halinin devamına karar verildiğini hatırlatan avukat Özgür Urfa, kötü çalışma şartlarına itiraz eden işçilerin tutuklanmasının hukuken bir karşılığının olmadığını kaydetti.

"Davanın meşruiyeti yok"

Urfa, şöyle devam etti:

"İşçilerin kaçma tehlikesi gerekçesiyle tutukluluklarına devam ettirilmesinin siyasi baskı dışında bir açıklaması olamaz. Yakın günlerde müebbet hapis cezası almasına rağmen yurtdışı yasağı kaldırılarak kaçmasına olanak sağlanan Metro Holding patronu Galip Öztürk örneği bir yandayken, tutuklanma kararlarının hukuki hiçbir izahı olmayan işçilerin bu gerekçeyle tutulmaları yargının işverenler ve işçiler arasında yaptıkları ayrımın en somut örneği."

İGA CEO’su Kadri Samsunlu'nun "işçiler haklıydı" sözlerini hatırlatan Urfa, "İnsanlık dışı şartlarda çalışan işçilerin haklı taleplerinin görmezden gelinmesi, bir de tutuklanmış olmaları davanın başından itibaren meşruiyetinin olmadığının kanıtıdır. İGA patronu ve bakanlık yetkilerinin açıklamaları ise bu durumu pekiştirici nitelikte açıklamalardır. İşçilerin taleplerindeki ve mücadelelerindeki haklılığın büyük kamuoyu desteği alması bir yana, haksız şekilde tutuklanmaları başından itibaren itiraz ve tepki gören uygulamalardır. 5 Aralık günü yapılacak duruşmada verilmesi gereken karar tutuklu olanların derhal tahliye edilmeleridir" diye konuştu.

Vekilin şoförü de tutuklu

Tutuklu bulunanlar arasında, eylemlerin yaşandığı gün şantiye alanına giden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Erkan Baş'ın şoförü ve parti üyesi Yusuf Yılmaz da bulunuyor.  Yılmaz polis müdahalesi sırasında gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Yılmaz'ın eşi Sebahat Yılmaz eşinin daha önce kısmi felç geçirdiğini ve cezaevi koşullarında kalmaya uygun olmadığını belirtti.

Eşinin serbest bırakılmasını isteyen Yılmaz, “Eşim kamu malına zarar vermiş bir insan değil. Hani derler ya karıncayı bile inciten bir insan değil. Psikolojik olarak etkilendik aile olarak. Ben sağlığımdan oldum, manevi olarak etkilendim. Çocuklarım için dik durmaya çalışıyorum ama benim için çok zor. Eşimin anne babası ve kardeşleri için de çok zor.  Ben eşimin arkasındayım. Onunla gurur duyuyorum” dedi.

 

İddianameden

İşçilerin talepleri yasa dışı sayıldı: İddianamede Akpınar Kampı’nda yaklaşık 2.000 kişilik bir grubun “çalışma şartları bahanesiyle” toplandığı ve iş yavaşlatma, işe gitmeme, işe gidenleri engelleme şeklinde eylem yaptıkları ve bu eylemlerin yasal olmadığı savunuldu.

Kalabalığı yönlendirdiler: İddianamede adı geçen kişilerin, bu eylem sırasında aktif olarak gösteri yürüyüşlerinde yer aldıkları ve toplanan kalabalığı yönlendirdikleri, iş sahasına gitmeye çalışan servisleri ve işçileri zorla durdurarak çalışmalarına engel oldukları, orada bulunan işçileri eyleme katılmaya zorladıkları iddia edildi.

Müdahaleye direndiler: İşçilerin, iş sahasında kendilerine müdahale etmeye çalışan askeri araca baret ve sopa atarak zarar verdikleri, kendilerine müdahale etmeye çalışan kolluk güçlerine aktif şekilde direndikleri, jandarma aracının önüne geçerek müdahaleyi engellemeye çalıştıkları öne sürüldü.

Slogan atmak suç: İşçilerin, yatakhane baskınları sırasında slogan atmalarına iddianamede yer verildi.

WhatsApp grubu: İşçilerin kendi aralarında iletişim kurmak için oluşturdukları WhatsApp grubu da iddianamede suç sayıldı.

 

En az 52 işçiye mezar oldu

CHP’li Ali Şeker’in Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapmış olduğu bilgi edinme başvurusuna verilen yanıtlara göre, 3. havalimanı inşaatında en az 52 iş cinayeti gerçekleşti.


NE OLMUŞTU?

Adı sıklıkla iş kazaları ve cinayetleri ile gündeme gelen 3. havalimanı şantiyesinde çalışan işçiler koşullarının insanileştirilmesi için bir eylem başlattı.

İşçiler tarafından 15 maddeden oluşan talep listesi hazırlanırken, listede işçi ve formenlerin aynı yemekhanede yemek yemeleri, işçi kıyafetlerinin verilmesi, eyleme katılan işçilerin işten atılmaması gibi taleplere yer verildi.

Eylemler devam ederken 14 Eylül'de polis ve jandarma Akpınar yerleşkesine girerek biber gazıyla işçilere müdahalede bulundu.

15 Eylül’de ise sabaha karşı işçilerin kaldıkları koğuşlara kapıları kırılarak baskın düzenlendi. 500’ün üzerinde işçi gözaltına aldı.

Gözaltına alınan işçi ve sendika yöneticilerinin 24’ü tutuklanırken, bu sayı daha sonra 31’e ulaştı.

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Galip Öztürk, Ali Şeker, Erkan Baş