A+ A-

İşte Darüşşafaka ruhu

Okula bu yıl giren 10 yaşındaki çocuklar yatılı yaşamlarına başladı.
Yayınlanma tarihi: 09 Eylül 2017 Cumartesi, 22:50

Onlar dünyanın en cesur çocukları. Çoğu babasız. Aralarında annesiz de var, annesi babası olmayan da. Henüz 10 yaşındalar. Hepsi de çok zeki olan bu çocuklar, önceki gece “yatılı okul yaşamı”na, öğretmenleri, mezun ağabey ve ablalarının desteğiyle ilk adımı attı. Kimisi biraz ağlasa da “annesiz ilk gece’’ sorunsuz geçti. Darüşşafaka Eğitim Kurumları giriş sınavına 2017-2018 öğretim yılı için 1110 öğrenci girdi, bunlardan 120’si okulda öğrenim görmeye hak kazandı. Bu çocuklardan 39’u “evci”, yani haftasonları İstanbul’daki ailelerinin yanında kalacak. 81 öğrenci ise “daimi”, yani İstanbul dışındaki illerden geldikleri için hafta sonlarını da okulda geçirecek.

Ayrılık zor

Çocukların hepsi anneleri ya da başka yakınlarıyla birlikte 5 Eylül salı günü “Uyum Programı”na katılmak için okula geldiler. İlk üç gün çeşitli etkinliklerle birlikte geçti, 7 Eylül Perşembe saat 11.30’da ayrılık anı geldi ve aileler okuldan çıktı. Hemen ardından pikniğe götürülen çocukların evden uzakta, annesiz ilk gecelerini kolay atlatabilmeleri için mezun ağabey ve ablaları da armağanlarla okula geldi. Birlikte yenilen akşam yemeği sırasında tanışıldı, sohbetler edildi, anne ve ev özlemiyle ağlayanlar teselli edildi. Yemek sonrası izlenen “Minyonlar” filmiyle gözyaşları kahkahaya dönüştü, hele de film çıkışı palyaçonun karşıladığı çocukların keyfine diyecek yoktu. Yatma zamanı gelince gene bazı gözler dolmaya başladı. Öğretmenler, cicianneler, mezunlar, çocukları neşelendirmek için ellerinden geleni yaparken, her çocuğu yastığının üzerinde bekleyen ayıcıklar da, uykuya dalmalarını kolaylaştırdı. Böylece, “Bitmeyen bir Hikâye” olan Darüşşafaka’nın en minikleri, sekiz yıl sürecek okul yaşamlarına başlarken, okuldan 5, 10, 20, 30 yıl önce mezun olanlar, kendi ilk gecelerini, ağlamalarını, birbirlerinde teselli bulmalarını anarak evlerine döndü.

Ben burada cerrah olurum

Düzgün ifadesi, kullandığı kelimeler, verdiği cevaplarla hepimizi hayrete düşüren Yiğit Akpınar, okulu, hem reklamlardan hem de yengesinin akrabasının Darüşşafakalı arkadaşından biliyormuş. Sınavı ve sonrasını Yiğit’ten dinleyelim: “Sınav kolaydı ama kafa karıştıran mantık soruları vardı, minnacık şeyler gibi ama önemli. Sınav sonrası yedeklerde olunca biraz tedirgin oldum, gerçi sıram yukarıdaydı. Yaz tatili normal geçti, annemle bir alışveriş merkezindeyken annemin telefonu çaldı, “Kazandı hayırlı olsun” dediler. Ben sevinçten neredeyse bağıracaktım, yani öyle bi yerde olmasak bağırırdım. Okula gelince ‘Aman Allahım burası kocaman bir okul. Nasıl çözerim burayı?’ dedim ama iki günde öğrendim her yeri. Ben cerrah olmak istiyorum, başka okulda olsam belki olamazdım ama burada olurum.’’ “Annemi özlüyorum tabii ama burada herkes aynı durumda’’ diyen Yiğit, 3 gün önce tanıştığı, sekiz yılı birlikte geçireceği arkadaşlarını “kardeş” olarak benimsemiş bile.

Okulun üçüzleri

Darüşşafaka’yı Balıkesir, Susurluk’tan kazanan üçüzler Özlem, Ayşe ve Çiğdem Efe, annelerinden ayrıldıkları için üzülseler de üç kardeş bir arada olmanın avantajını yaşıyor. Özlem, “Birimiz kazanmasa gelmeyecektik. Birbirimizi bırakmayacaktık” diyor Sınava girip şanslarını denemek istediklerini söyleyen Çiğdem, kazandıklarını nasıl öğrendiklerini, “Yengemlerdeydik. Annemler mutfakta oturuyordu. Bilgisayarda adımızı gördük, birbirimize sarıldık” diyerek anlatıyor. Türkçeyle arası çok iyi olan, duygusal kitaplar seven, en son Falaka ve Tom Amca’nın Kulübesi’ni okuyan Çiğdem, Türkçe öğretmeni olacak. Kalbi ve akciğerleri çok merak eden Özlem ya doktor ya biliminsanı olmayı hedefliyor. Sosyal bilgiler kitabındaki “Binbaşı Ayşe”den etkilenen Ayşe ise geleceğin binbaşısı.

'Daçkalı'lık kimliktir

Darüşşafaka Eğitim Kurumları babası veya annesi olmayan, maddi olanaksızlıkları nedeniyle nitelikli eğitim alma fırsatı bulamayan çocuklara ortaokul 5. sınıftan liseyi bitirinceye kadar tam burslu ve yatılı eğitim veriyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrenciler, Darüşşafaka’daki yaşamlarında sosyal, duygusal ve fiziksel olarak pek çok açıdan değişim yaşıyor. Okulun rehberlik uzmanları, bu değişimi şöyle anlatıyor: “Öğrenciler için zamanla ‘Darüşşafaka’ kavramı eğitim-öğrenim görülen bir okuldan sevilen, ait hissedilen ve kendini geliştirme/gerçekleştirme olanağı veren yuvaya dönüşmektedir. Örneğin; ortaokul 5. sınıfa kadar yatak toplama, kıyafetlerini düzenleme, özbakım gibi temel becerileri anne- babaları tarafından yapılmış ya da desteklenmiş çocuk Darüşşafaka’da bu sorumlulukları kendisi yapmak durumundadır. Bunun yanı sıra zaman yönetimi, toplumsal kurallara uyum ve aynı anda birden fazla işi yönetebilme gibi alanlarda kendini geliştirmektedir. Bu değişim sürecinde, öğrencinin en önemli desteklerinden biri Darüşşafaka ruhu, bir başka deyişle ‘DAÇKA’lılıktır. Öncelikle bu süreçte kendisinin yalnız olmadığını ve her zaman onu destekleyecek bir arkadaşın, ablanın, ağabeyin veya öğretmenin olduğunun farkındadır. Aynı zamanda arkadaşlarının da kendisi ile benzer durumda ya da duyguda olduğunu bilir. Dayanışma, yardımseverlik, farklılıklar ile birlikte yaşama, saygı, empati gibi değerleri günlük yaşamında deneyimleyerek öğrenir. Ergenlik yıllarındaki kimlik arayışını ‘DAÇKA’lı kimliği ile doldurur ve derin bağlar kurduğu akranları ile birlikte kendini hayata hazırlar.”

Yatılı okulda olmak ne demek?

-1.derece yakınlarından ayrılmak, ev ortamından uzaklaşmak,

-Bugüne kadar alıştığı ve bildiği sosyal çevreden ayrılmak,

-Kalabalık bir grupla birlikte yaşamaya başlamak,

-Ortak kullanım için düzenlenen bir mekânda ve koşullarda yaşamaya başlamak
(aynı saatte uyumak, uyanmak, ...).

Okul ev olunca

-Kuralların bulunduğu bir ortama girmek,

-Günün her saatinin planlandığı bir yaşamın içine girmek,

-Zaman içinde güçlü arkadaşlıkların, dayanışma, paylaşma ve gruba
aidiyet duygusunun gelişmesi demektir

Comment disclaimer