Kapat
A+ A-

Asırlık yolculuk: Taçsız kral Metin Oktay

Metin Oktay’ın oynadığı futbol ve attığı gollerle halkın gönlünde taht kurması Galatasaray’ın da tüm Türkiye çapında sevilmesini ve kitleselleşmesini sağlamıştı.
Yayınlanma tarihi: 24 Mayıs 2018 Perşembe, 22:05

[Haber görseli]

Çamur sahaların henüz çimlenmediği, locaların sözünün edilmediği zamanların unutulmaz kahramanıydı Metin Oktay . En zor maçlarda dahi sinirlenmeyen, sakinliğini, efendiliğini koruyan, rakip takımın oyuncusunu kendi takımından ayırmayan, sadece bir kez kırmızı kart gören bir gol kralıydı. İlginç, ilginç olduğu kadar duygusal ve şaşırtıcı özellikleri vardı Metin Oktay’ın. Mesela her maçın başında kale seçimi için yapılan kura atışlarında yani yazı mı tura mı diye sorulduğunda Metin Oktay hep turayı seçerdi. Nedeni sorulduğundaysa aynen şu yanıtı verirdi: “Atanın yüzü yere gelsin istemem!”

Türk futbolunda takımlar kadar oyuncuların da önem kazandığı, yıldızlaştığı dönemin futbolcusuydu, attırdığı gollerle, kurtardığı maçlarla tarihe geçmişti...

1955 yılı Galatasaray için bir dönüm yılıydı, camia 50. yaşını kutluyor, o günlerde takımın kadrosuna ileride pek çok şeyi değiştirecek olan genç bir yetenek katılıyordu. Artık hiç vazgeçmeyeceği sarı kırmızı renklere bağlanıyordu Metin, Galatasaray’a transfer olmuştu, hem de sonsuza kadar! Bir zamanların Damlacıklı Metin’i üç büyüklerden birindeydi artık. Bu efendi genç futbolcu, daha ilk maçındaki ilk golle kalpleri kazanmış, aynı yıl gol kralı olmuştu.

Metin Oktay’ın oynadığı futbol ve attığı gollerle halkın gönlünde taht kurması Galatasaray’ın da tüm Türkiye çapında sevilmesini ve kitleselleşmesini sağlamıştı. Öyle ya, İzmir’den çıkıp gelen kendi halindeki bir halk çocuğu o güne değin ‘lisenin takımı’ olarak bilinen Galatasaray’ın gerçek anlamda kitlelerle buluşmasını sağlamıştı. Galatasaray, 1956 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası’na bir Türk takımı olarak ilk kez katılıyor, Avrupa kupalarında oynanan ilk maç olan Bükreş’teki maçta Metin Oktay Avrupa kupalarında gol atan ilk Türk futbolcusu unvanını kazanıyordu.

İki ezeli ve ebedi rakip Galatasaray ve Fenerbahçe’nin karşı karşıya geldiği şampiyonluk maçında, gerilim son safhadadır. Maçın ilerleyen dakikalarında Fenerbahçeli Avni, Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Metin Oktay’a faul yapar, üstüne üstlük tahrik eder. Sakinliğiyle bilinen Metin, hiç beklenmedik anda yumruğu yapıştırır. Tribünler karışır; o güne kadar takımlar üstü bir hayranlıkla kucaklanan, herkesin sevgilisi Metin’e küfür yağmaktadır. Metin, onca hakaretin altında ezilir, gözyaşlarını tutamaz, Fenerbahçe tribününe yaklaşır, eğilerek selam verir. Ve içindeki kırgınlık ve öfkeyle oyuna devam eder. Bir ara kendisine gelen topu değerlendirir, çalımını atar ve topu sertçe ağlara gönderir.

Metin’in içindeki kırgınlıkla attığı gol tarihe geçecektir, çünkü top, ağları delmiştir. Evet, tarihidir, ertesi hafta şampiyon olan Fenerbahçe değil de bu gol konuşulduğu için, yumruk, küfre karıştığı için, sakinlik öfkeye dönüştüğü için, ve ağlar delindiği için...

Metin Oktay anlatıyor:

“Efendim, benim o devrede attığım gol hâlâ konuşuluyor, tarihe geçti. Bu da Fenerbahçe’nin büyüklüğünden biraz da geliyor. Şayet başka takım olsaydı bu kadar aksiyonu, bu kadar reaksiyonu olmayacaktı bu işin. O gün tatlı bir anımızdı.”

[Haber görseli]Oktay, sadece muhteşem futbolu ve birbirinden şık golleriyle değil, aynı zamanda en az onlar kadar etkili olan efendi kişiliği ve karizmasıyla da gönüllere taht kurmuştu. O yıllarda doğan pek çok erkek çocuğuna Metin adı veriliyordu. Ki 90’lı yılların Beşiktaşlı Sarı Fırtına’sı Metin dahi adını Oktay’dan alacaktı. İlerleyen yıllarda sokaklara, okullara hatta vapurlara bile ismi verilecekti Metin Oktay’ın. Heykelleri de dikilecekti. Top koşturduğu yıllar, sezonlar boyunca gol krallığı tartışmasız, şüphesiz ona aitti. 1965 yılının son Galatasaray-Fenerbahçe maçında rakip takımın kalesine gönderilen beş golden dördü Metin’e aitti.

Yenilgiler, zaferler, coşku, heyecan ama hep bir mücadele derken sarı kırmızılı, 10 numaralı formayla dile kolay dolu dolu 15 yılı geride bırakmıştır Metin. Unutulmaz gollere, efsane maçlara kramponuyla, çalımlarıyla imzasını atmış, Galatasaray’ın tarihine de, Türk spor tarihine de adını yazdırmıştır. Yaşı genç de olsa, artık yolun sonuna geldiğini hissetmektedir golcü futbolcu.

Yıl 1969’dur, yine Galatasaray şampiyon Metin de gol kralıdır ama kararlıdır. Dostlarına “Top beni bırakmadan, ben topu bırakmalıyım, hem de zirvede, şampiyonken” der, tam da krallara yakıştığı gibi.

Veeee... 1991 yılının bir Eylül gecesi onu eve bırakmak isteyen dostlarına yine “Beni bana bırakın” demiş, kendi otomobiliyle yaptığı kazayla hayatı sonlanmıştı. Henüz 55 yaşındadır. Vedası yıllardır topsuz yaşamaya bir vedadır sanki.

Topla düşünen, topla kazanan Metin Oktay , topsuz ayrılmıştır herkesle. Tıpkı dünyadan nadir zamanlarda görülen yıldızlar gibi gelmiş, oynamış, ve silinmez izler bırakarak uzaklaşmıştır.

Şimdi sadece futbolseverler değil, herkes ağlamaktadır ona. Mahallenin en kral abisine, soylu, cömert, iyi kalpli futbol kahramanına. Kalplerin kralına.

Halit Kıvanç anlatıyor

“Metin Oktay futbolu bırakıyorum, veda maçımı Fenerbahçe’yle oynamak istiyorum dedi. Galatasaray- Fener maçında ben spikerim. İkinci devre başlarken dedim ki bir sürprizimiz var şimdi. önce Fenerbahçe’de Can Bartu’ya teklifte bulundum. Can Bartu kabul etti. Metin’de ben nasıl hayır derim, benim gecem üstelik dedi. Dedim ki ikinci devrede 10-15 dakika sen dedim Metin’e Fenerbahçe’de oynayacaksın Can formasını verecek, sen de formanı ona vereceksin. Can da Galatasaray’da oynayacak. Fakat en güzel tarafı, ikisi de topu aldı mı yana doğru sürüyorlardı, taca doğru neme lazım ayağımdan top hızlı çıkar da bizim kaleye girer diye. Ama 10 dakika oynadılar. Bu kısım alkış yağmuru içinde geçti. İki tribün de aynı şekilde. Fenerbahçe’yle Galatasaray arasında büyük bir sevgi bağıydı.”

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Halit Kıvanç