A+ A-

Hindistan'ın en güzel yeri: Altın Tapınak

Hindistan ve Nepal’e daha önce gelmiş ve çok beğenmiştim. Bugüne kadar gördüğüm ülkeler arasında Türkiye ile güzellikte yarışabilecek tek ülke Hindistan diye düşünmüşümdür hep. Geçen gelişimde hızlı bir tur yapmış çok yerini eksik bırakmıştım muhteşem Hindistan’ın. Mesela dillere destan Altın tapınağını.
Yayınlanma tarihi: 11 Aralık 2017 Pazartesi, 16:48

Bu nedenle Hindistandaki ilk durağım tapınağın bulunduğu kuzeyde Pakistan sınırındaki Amritsar oldu. Bu arada kısa bir bilgi Şiraz Dubai Amritsar transit uçuşlarımda problem yaşadım. Tam Hindistan için check in yapmaya gittiğimde dönüş biletim yoksa uçamayacağımı söylediler yaşadığım paniği anlatamam. Uçuşa az bir süre kalmış bensimse mobil internetim yok ve havaalanı internetinden de bilet alamıyorum. Kredi kartım çalışmıyor. Uçak kaçacak bense Tom Hanks’in terminal filmindeki gibi havaalanında mahsur kalacağım. Mecburen havaalanında bir seyahat acentasına gidip cebimdeki 625 doları bayılıp THY’den çok yüksek fiyatla Delhi İstanbul bileti aldım. Hala bileti iptal ettirmeye çalışıyorum kaybım 150 dolar olacak en az. Bir sırt çantalı gezgin için büyük para. Seyahtimin ilk kötü anısı olarak kayıtlara geçsin lütfen. Neyse sonuçta biletimi aldım ve uçuşu ucu ucuna yakaladım.  Koltuğuma oturduğumda derin bir nefes almıştım. Böyle bir moral bozukluğu ile uçtum Hindistan’a.

Amritsar havaalanının kapısından çıktığımda Hindistan’a her gelişimde yaşadığım duyguyu hissettim. Başka bir gezegene inmiştim. İnekler, develer hatta sokaklarda gezen yaban domuzları. Garip insanlar, garip trafik. Burası dünyada olamazdı.

Zor da olsa rezervasyon yaptırdığım Juggadus Hostel’e ulaştım. Bu benim ilk hostel deneyimim olacaktı. 6 kişilik oda seçmiştim günlüğü 33 liraydı. Odada benden başka İrlandalı Frank kalıyordu. Sonrada güzel bir dostluk kurduk ve Bikaner yolculuğumuzu birlikte yaptık .

Orayı birlikte gezdik ve Jaiselmer’e geçip orada ayrıldık. Neyse efendim Havaalanında geçen 15 saatlik uykusuz bekleyiş üzerine onca stres ve 3.5 saatlik uçak yolculuğundan sonra bir banyo yapıp kendimi yatağa attım bir kaç saat sonra uyanıp heyecanla altın tapınağın yolunu tuttum. Binlerce kişi çıplak ayaklarıyla kapı girişindeki suya basarak   meydana giriyor, bazıları bu suyu yüzüne sürüyor bazıları içiyordu. İçeri girerken kadınlar da erkekler de başını kapatmak zorundaydı. Tapınak tıpkı hayal ettiğim gibiydi. Dev bir havuzun tam ortasına konumlanmış altından muhteşem bir yapı. Havuzda koca koca balıklar ahenkle salınıyordu. Su temiz görünüyordu. Bazı Sihler bu suya batıp çıkıyorlardı.

Burada bir parantez açıp Sihizm’e değinmek isterim: Baştan söyleyeyim Sihler Hindistan’da gördüğüm en nazik, kültürlü ve saygılı insanlar.

Sihizm genel olarak 16. ve 17. yüzyıllarda Kuzey Hindistan‘da yaşayan on gurunun öğretilerini temel alıyor. Yani henüz 500 yıllık bir din. Çok yeni. Tektanrıya inanıyorlar. 23 milyondan fazla inananı vardır. Sihizm sözcüğü Sih sözcüğünden türemiş. Sih ise öğrenci anlamına gelen Pencapça sikkh kelimesinden türemiş. Bu dine inananlara Sih deniyor.

 

Sihizm’in iki temel inancı var:

  • Bir Tanrı’ya inanmak.
  • Sih guruların (azizlerin) öğretilerine boyun eğmek.

Bana göre şöyle olmuş Sih Gurular bakmışlar ki onlarca din ve  binlerce tanrı var ve her birinin de iyi ve kötü yanları var. Biz yeni bir felsefe yaratalım ve dinlerin güzel yanlarını alıp kendimize uygun bir din yaratalım. Gerçekten de güzel olmuş. (Bu arada bunu yazıyı gören Sihler bana kızabilir çünkü onlar da diğer dinlerin inananaları gibi Gurularının direk tanrıdan emir aldıklarını düşünüyorlar)

Sihlerin inanmak zorunda olduğu temel değerlere baktığımızda hiç de fena bir şey yapmadıklarını görüyoruz guruların

  1. Eşitlik: Tanrı katında tüm insanlar eşittir.
  2. Tanrı’nın ruhu: Tüm yaratıklar Tanrı’nın ruhlarına sahiptirler, bu nedenle de uygun şekilde saygı görmelidirler.
  3. Kişisel hak: Her kişinin yaşama hakkı vardır.
  4. Davranışlar: Kurtuluş kişinin hareketleri, davranışları doğrultusunda edinilebilir; iyi işler, Tanrı’nın hatırlanması vb.
  5. Aile hayatı yaşamak: Bir aile olarak yaşanması teşvik edilir.
  6. Paylaşım: Kutsal metine göre tüm Sihlerin kazançlarının en azından %10’unu, hayatlarının %10’u ile birlikte, diğerlerine yardım etmekte ve Tanrı hizmetinde harcamalıdırlar.
  7. Tanrı’nın takdirini kabullenmek: Mutlu olaylarla kötü olayları aynı şekilde görebilecek şekilde kişiliği geliştirmek, Tanrı’nın takdir ettiği her türlü olayı (iyi veya kötü) kabullenebilmek.
  8. Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve Naam.

Guruların tanrıyla konuşup konuşmadığını bilmiyorum ama dünya dinlerini çok iyi bilen, inceleyen kıymetli filozoflar oldukları kesin. Neyse efendim din konusunda tehlikeli sulardan çıkıp altın tapınağa geri döneyim. Tapınak elleri mızraklı sihler tarafindan korunuyor. Başı açılanlar, yanlış yerde havuza girenler uyarılıyor.  Tapınağın en güzel anı da her gece saat 10’da yapılan altın taht seremonisi. Tapınaktan yüzlerce kişi eşliğinde omuzlara alınan altın tahtın içinde sihlerin kutsal kitabı taşınıyor. Ben de bu törene katılıp tahta omuz verme şansını yakaladım. Unutulmaz bir andı.

Sonrasında binlerce kişiye bedava yemek dağıtılan aşevinde aldım soluğu. Sonuçta o kadar taht taşıdıkYemekler güzeldi. Çapati denilen tandır ekmeği ile servis ediyorlar. Bir de bizim sütlaça benzer bir tatlı veriyorlar. Bittikçe de dolduruyorlar. Cömertliklerine diyecek yok. Altın Tapınak maceram da böylece son bulmuş oldu. Sırada İngilizlerin 1919 da burada yaptığı büyük katliamın müzesi var.

 

 

AMRİTSAR KATLİAMI

Amritsar’da vahşi İngiliz emperyalizminin en acı hatırasına tanık oldum… Katliam tapınağa yaklaşık 200 metre mesafede Jallianwala Bagh denilen meydanda 14 Nisan 1919’da gerçekleşiyor. Amritsar’da beş İngiliz vatandaşı isyan karşıtı tedbir olarak hazırlanan Rowlatt tasarısı‘nı protesto eden Hintler tarafından öldürüldükten bir gün sonra 14 Nisan‘da tahminen 10.000’den fazla Hint, tasarıyı tekrar protesto etmek amacıyla Amritsar’da toplanıyor. Dağılmayı reddeden Hintlere, İngiliz Tuğgeneral Reginald Dyer‘dan (18641927) verilen bir emirle Gurkha birlikleri tarafından ateş açılıyor. Resmi rakamlara göre 379 Hint öldürülüyor ve yaklaşık 1.200 Hint de yaralanıyor. Hintler bu rakamı 1500 olarak açıklıyor. Sadece meydanda bulunan kuyudan panikle kendilerini atan 120 masum Hintlinin cansız bedeni çıkıyor.

 

Bu katliamdan sonra Tuğgeneral sıkı yönetim ilan ediyor ve kendi emrettiği katliamın “sorumlularının bulunmasını” istiyor. Birkaç “sözde sorumlu” kamçılanıp olay kapatılıyor. Tabi Dyer öyle sanıyor. Yaptığı kötülüğün cezasını bir Hint gencinin kurşunlarına hedef olarak ödüyor. Onu öldüren gencin külleri de bugün bu müzede sergileniyor. (Fotoğraflarda katliam anıtı duvardaki mermei izleri ve 120 Hint’in cansız bedeninin çıktığı kuyu görülüyor.)

HİNT-PAKİ SINIR TÖRENİ

Bu acı hikayeden sonra biraz da eğlenme zamanı. Hostel’den satın aldığım günlük turla diğer arkadaşlarla birlikte tuk tuka atlayıp 35 km mesafedeki sınıra gidiyoruz. Bu turun bedeli yalnızca 10 lira. Hint ve Pakiler’in sınırda geleneksel olarak yaptıkları tören evlere şenlik. Her iki yakada da askerler horoz ibiği gibi başlıkları ve enteresan hareketleriyle kendilerinin daha iyi askerler olduğunu ima etmeye çalışıyorlar. Tören hergün yapılmasına rağmen her gün binlerce kişi izlemeye geliyor. Kapıda sıkı bir güvenlik var. Rezervasyonu olan ve turistlere biraz daha iyi yer ayırılıyor alanda. Ben kendi kendime Allah akıl fikir versin dedim. Olayın enteresanlığına yakından tanık olmak isteyenler Amritsar videomu izleyebilir.

Amritsar genel anlamıyla böyle 2 gün gayet yeterli. Hatta çok sıkışıksa programınız yorucu 1 günde bile halledebilirsiniz Amritsarı gezme işini. Şimdi farelere tapılan Karni Mata’yı görmek üzere Bikaner’e doğru yola çıkıyorum. Kalın sağlıcakla.

 

Bu arada video için sizi şöyle alayım…

 

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer