A+ A-

Kutsal ölüler şehri Varanasi

Varanasi aslında benim Hindistan rotamın tam tersinde, doğuda yer alıyordu. 3 yıl önceki Hindistan seyahatimde aktarmalı uçağım rötar yaptığı için diğer uçağı kaçırmış gidememiştim. İçimde ukde kalmıştı. Bu kez ters de olsa rotamı yine Varanasi’ye çevirdim. Hindistan’ın olmazsa olmazı idi ne de olsa…
Yayınlanma tarihi: 18 Aralık 2017 Pazartesi, 11:49

Udaipur’dan Delhi aktarmalı uçağım yine rötar yaptı. Neyse ki Varanasi uçağı da rötar yapmış bu sayede yetişebildim. Koltuğa oturduğumda rahat bir nefes aldım. Bu iki örnek sanırım Hindistan’daki havayolları konusunda biraz bilgilendirici olmuştur.

Hindistan’ın en önemli tarihi kentlerinden biri olan Varanasi’nin geçmişi binlerce yıl önceye dayanıyor. Şehir hem hindular hem de budistler için kutsal. Udaipur’daki hostelde tanıştığım genç Çinli Chris ile aynı uçaktaydık ve aynı hostelden yer ayırtmıştık. İndiğimizde bir de İsveçli buldum. Böylelikle havaalanından 30 km mesafedeki şehir merkezine olan 40 liralık taksi ücretini de üçe bölmüş olduk. Havaalanından merkeze gidinceye kadar Varanasi şehir olarak gördüğüm en düzensiz ve en pis Hindistan şehri olarak kayıtlarıma aldım. İlk gece sadece Chrisle dışarı çıkıp birşeyler yedik. Yanımda bir çinli olunca güzel görünen bir Çin restoranını tercih etmiştim. Chris de bana tarif etti yemekleri. Bu arada hostele geçtiğimde gün doğumunda ölü yakma törenleri için yapılan tekne turunu ayarlamalıydım.

Sadece iki kişi gitsek 20’şer lira ödeyecektik. Hemen hostele yeni gelen İki İspanyol (Basklı) kızı ayarladım. ‘En şirin tavrımla yarın bizimle gelmek ister misiniz hem ücreti de bölüşürüz.’ Memnuniyetle kabul ettiler. O an ve sonrasında Varanasi macerasını dört kişi hep birlikte paylaştık. Sabahın 5 ‘İnde uyanıp hazırlandık. Hava polar gerektirecek kadar soğuktu. Gençten biri hostele gelip bizi aldı. Gecenin karanlığında o önde biz arkada kentin dar sokaklarından geçerek Ganj’a ulaştık. Orada bizi kayıkçı Babür bekliyordu. Ailesi ona Hindistan’da uzun süre hanedanlık yapan Babürlerin kurucusu Türk sultanın adını vermişti. Ben, Chris, Amalaya ve Laura kayığa bindik. Babür küreklere asıldı ve Ganj seyahatimiz başladı.

Babür sevimli bir insandı. Pozitif enerjisi yüzüne yansıyan insanlar vardır ya Babür öyle biriydi. Bambu küreklere asılırken gayet yeterli bir İngilizce ile bize nehir boyunda yer alan tapınakları ve küçük sarayları anlatıyordu. Hava yavaş yavaş aydınlanmaya başladığında nehrin öte yanında yerleşim olmadığını farkettim bir kaç çatma dışında yoktu hiç bir şey. Nedeni nehirin zaman zaman yükselip karşı yakanın sular altında kalmasıymış. Bu arada hava aydınlandığında Gath denen merdiven kenarlarında Ganj nehrinde kutsanmaya gelenlerin de silüetleri belirmeye başladı. Bizler polarlarımızla üşürken onlar buz gibi nehir sularına giriyorlardı.

Bu arada kısaca anlatayım Ganj dünyanın en kirli nehirlerinden biri kentin bütün pisliği buraya akıyor. Bazı durumlarda bedenler yakılmadan Ganj nehrine bırakılıyor (Hamile kadın, kaza sonucu ölenler 5 yaşına kadar olan çocuklar. ). Bazen de bedenler tamamen yanmadan öylece atılıyor nehre. Yani Ganj’da ölü bedenlere rastlamak mümkün. Neyse ki ben karşılaşmadım. Neyse efendim ölü yakma ayininin yapıldığı yere yaklaşık yarım saat sonra ulaştık. Ben biraz video bir kare de fotoğraf çektim. Sonrasında Babür beni uyardı. Ve kameramı indirdim. Hindular işlem sırasında fotoğraflarının çekilmesinin ruhları rahatsız edeceğine inanıyorlar. Yakılacak odunlar teknelerle başka yerlerden taşınıyor. Varanasi ve çevresinde ormanlık alan yok. Böyle bir ayinle uğurlanmak için halinizin vaktinizin yerinde olması gerekiyor. Odun pahalı.

Varanasi Gath’larından ancak zenginler yakılarak yolcu ediliyor. Durumu iyi olmayan Hindular öldüğünde devletin sağladığı imkanlarla kremasyon fırınlarında yakılıyor. Onların da çoğunun külleri daha sonra Ganj’a savruluyor. Konu biraz tatsız biliyorum ama anlatmasam da olmuyor. Neyse efendim yakılacak beden önce evde yıkanıyor. Sonra beyaz bir kefene sarılmış ve üzerinde sarı çiçekler serpilmiş halde Ganj kenarına getirilip ağzına 3 kere Ganj suyu veriliyor.

Bu törene kadınlar katılamıyor. Nedeni feryat figan ağlamalarının ruhları rahatsız ettiğini düşünmeleri. Ölen kişinin en büyük ya da en küçük oğlu kafası kazınmış ve geleneksel giysiler giymiş vaziyette ateşi yakıyor. Yaklaşık 1 saat sonra küller Ganj’a savuruluyor. Bu ilginç veda seramonisine tanık olduktan sonra artık geri dönme zamanı gelmişti. Hava tamamen aydınlandığı için artık çevredeki onlarca tekneyi daha rahat görebiliyorduk. Dünyanın her yerinden turistler irili ufaklı teknelerin içinde bu ilginç anları izlemeye gelmişlerdi. Kimi turist atraksiyonları olan martıları besleme Ganj’a çiçekli tabak koyma işleriyle uğraşıyor kimi hediyelik eşya satan teknelerden bir şeyler alıyordu. Bizler sırt çantalı gezginler olarak bu turistik işlerin içine pek girmedik. Güneş kendini gösterdiğinde fotoğraf çekme zamanı gelmişti. Gerçekten eğer bir gün Varanasi’ye yolunuz düşerse yanınızda sizi üzmeyecek bir fotoğraf makineniz olsun. Ganj nehrinde güm doğumunu fotoğraflamak gayet güzeldi. Martılar, tekneler, yüzen çiçekler, ayin yapan insanlar… Varanasi de gün doğumu turu mutlaka yapılması gerekenler arasında. 5.30’da başladığımız turumuz 8’de son bulmuştu. Bu arada ben diğer üç arkadaşımla hemen yeni bir plan yapmıştım bile. Sargath’a gidecektik.

SARGATH… BUDA’NIN İZİNDE…

Varanasi Hindular için olduğu kadar Budistler için de önemli. Budizm dininin kurucusu Buda ilk dersini burada vermiş. Şehir merkezine yaklaşık 13 km uzaklıkta. Budistler için adeta bir hac mekanı. Dünyanın çeşitli budist ülkeleri burada tapınaklar inşaa etmiş. Özellikle kendi vatandaşları geldiklerinde buralarda ibadet etsinler diye. Hatta o ülkelerin vatandaşları istedikleri takdirde bu tapınakların misafirhanelerinde ücretsiz konaklayabiliyorlar.

 

Bu tapınakları gezdikten sonra Buda’nın ders verdiği bahçeye geldik giriş 12 lira civarı idi. Ben ve kız arkadaşlar zaten bahçe dışardan da görülüyor diye girmedik. Çinli Kris Budist olduğu için girip gezdi. İçerde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen budistler yoğunlukta. Özellikle çocuklara burada budizmin öğretisi anlatılıyor. Benim daha önümde iki yıllık bir dünya turum olduğu için bütçeme göre davrandım. Ancak siz gelirseniz girmenizi öneririm. İçerde ceylanlar da varmış. Bu arada aynı yerde bir de müze vardı ve giriş çok çok ucuzdu. 10 kuruş gibi. Ve oraya hep birlikte girmeye karar verdik. İyi ki de girmişiz.

 

SARGATH MÜZESİ

Eğer tarihe ilginiz varsa kesinlikle ama kesinlikle görmeniz gereken bir yer Sargath Müzesi. Hindistan’ın büyük bölümünü gezen bendeniz hep kendi kendime soruyordum. ‘Etrafta gördüğüm heykeller ve yapılar genelde 1000 yıllık. Taş işçiliğinde bu kadar ileri bir toplumun daha eski eserleri nerede?’ diye de. İşte şimdi onlar karşımdaydı . Hindistan’ın sembolü olan dörtlü aslan heykeli tam karşımda duruyordu. 2250 yaşındaydı. Mükemmel bir işçilikle yapılmıştı. Uzun süre bakakalmışım. Müzede fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Cep telefonları da dahil olmak üzere tüm kameralar kapıda teslim alınıyor. Bu yüzden internetten bulduğum bir fotoğrafı paylaşacağım. Müzede ayrıca çok sayıda Budha heykeli ve Hindu tanrı heykelleri bulunuyor. Sargath kazılarını 1900’lerin başında sömürgeci İngilizler başlatmış. Bulduklarının yarısını götürmüşler. Bizler Hindistan’a bıraktıklarını görebiliyoruz. Saat 5’te başladığımız günde akşam 5’i etmiştik. Akşamları yapılan aarti törenine yetişmek üzere Sargath’tan ayrıldık.

AARTİ TÖRENİ

Berbat bir trafik toz toprak ve gürültü arasında törenin yapıldığı Dasaswamedh Gath merdivenlerine ulaştık. Akşam saat 7’deki törene saat 6 gibi gitmenizde yarar var güzel yer kapmak için. Töreni direk karşıdan görmek isteyenler para karşılığı teknelere geçiyor. Ama bence gerek yok. 7 din adamı önce büyük deniz minarelerinden ses çıkararak törene başlıyor. Daha sonra tütsü dolu bakır kapları müzik eşliğinde içindekileri dökmeden sallayarak etrafı dumanla kaplıyorlar. İşin en zor aşaması ise kat kat mumların yandığı şamdanları mumları söndürmeden ve dökmeden sallamaları. Bu ilginç tören Hindu tanrısı Şhiva’nın saçlarından meydana geldiğine inanılan Ganj nehrine duyulan saygının bir ifadesi.

Yaklaşık bir saat süren törenin ardından bir başka din adamı elinde gezdirdiği tepsi ile bağışları topluyor. Tören sonunda ücretsiz yemek de dağıtılıyor. Bir günü verimli kullanabilirseniz Varanasi yorucu da olsa bir günde bitirilebilecek bir yer. Şehir o kadar pis ki ben fazla kalmanızı önermem şahsen. Bundan sonraki durağım Hindistan’ın kapısı Mumbai olacak.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer