A+ A-

Altın Mimir'den 'Kadının Hak Arama Rehberi'

Altın Mimir’in kitabı “Kadının Hak Arama Rehberi”, ‘bilmek özgürleşmektir’ mottosundan yola çıkarak son derece yalın bir dille okurla sohbet eder gibi örneklendirip detaylandırarak gözler önüne seriyor kadınların sahip olduğu hakları.
Yayınlanma tarihi: 10 Mart 2017 Cuma, 14:48

[Haber görseli]Akıldışı zamanlara karşı kadın aklı
 
Akıldışı zamanlardan geçiyoruz. Dünya tarihi, akıldışılığın egemen olduğu ve kopartılan yaygara karşısında aklın sesinin duyulmaz hâle geldiği dönemlerle dolu. Bunlardan biri, kuşkusuz Almanya’da Nazilerin faşizmi iktidara taşıdıkları 1940’lar. Bugünden geriye baktığımızda, köklü bir tarihe ve uygarlığa sahip Alman toplumunun nasıl olup da olan bitenleri kabullendiğini, en azından göz yumduğunu anlamak nasıl akılları zorlayan bir çabaysa; tıpkı bugün de Meclis’in kendi kendini feshetmekle duyduğu mutluluğu açıklamak o kadar zor. Keza, askerî cuntalarla kesintiye uğrasa da halkı temsil yeteneğine dair ciddi kuşkular yaratsa da kör topal yürüyen bir parlamenter rejimin yerini bir tür monarşiye bırakmasının nasıl olup da desteklendiğini anlamak için aklın sınırlarını epey zorlamak gerekiyor.

Söz konusu monarşik yapının, eğer başarıya ulaşırsa, haklarını ortadan kaldıracağına kuşku duymadığımız toplumsal kesimlerden ilki, elbette kadınlar olacak. Nikah törenlerinde yapılan bir espri gibi görünen “en az üç çocuk” söylemiyle başlayan, “kızlı erkekli evler”le devam eden politika, ilk kez kürtaj yasasında değişiklik yapmak için ciddi bir adım attı. Binlerce kadının sokaklara dökülmesiyle yasa geri çekildi ama iktidar büyüklerinin ağzından çıkan her sözcüğü hayata geçirme konusunda yarışan yerel yöneticiler, her kademeden bürokratlar geri çekilen yasayı fiili olarak uygulamaya koydu. Sonuç: Bugün tek bir devlet hastanesi kürtaj yapmıyor! Kadınlar bu basit operasyonu ancak özel doktor muayenehanesi ya da kliniklerde yüksek fiyatlara yaptırıyor ya da merdiven altı koşullarda, sağlıklarını tehlikeye atarak… Meclis’te “vajina” diyen kadın vekile, utanç verici bir söz söylemiş gibi davranan iktidar milletvekili, “kız mıdır kadın mıdır” söylemini gayet doğal karşılayabiliyor. Oysa normal bir demokraside bireysel yaşamı ilgilendiren konular iktidarlarca belirlenen bir “ahlak” terazisinde tartılmaz çünkü adı üstünde, “kişisel yaşam”dır.

İşte kadın haklarının “ahlak” adına kurallar koyanlarla asla uzlaşamayacağı nokta bu. Çünkü kadınlar, yalnızca kendilerine ait olan yaşamları hakkında kendileri karar vermek istiyor; birilerinin onlara neyi yapıp yapmamaları gerektiğini buyurmaya hakkı olmadığını düşünüyor. Ama ne yazık ki bu buyurganlık, tepeden aşağıya doğru rolünü bir başkasına devrederek iniyor, küçük küçük egemenlikler yaratıyor: Yerel yöneticiler, muhtarlar, mahallenin “delikanlıları” ve nihayet aile içindeki baba-koca-abi’den oluşan erkek “yargı ve infaz” kurumu…

Bu daraltıcı çemberin içinde, kadınların her şeyden önce sahip olmaları gereken şey, bilgi ve bu bilgi doğrultusunda yan yana durma kardeşliği.

Kadın olmak nedir, tarihte kadınlar ne zaman hak ve yetkilerini erkeklere devretti, ne zamandan beri “kadın hakları” da bir insan hakkı olarak yasalarda yerini aldı? Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet nedir? Ya cinsiyetçilik? Kadının yaşamın her alanında hakları nelerdir? Çalışma yaşamından miras hakkına; evlenirken ve evliyken sahip olunan haklardan boşanma sürecindeki haklara kadar, ne kadar farkında kadınlar sahip olduğu hak ve özgürlüklerin?
 

“HAYAT BANA HER DAİM KADINA KARŞI DUYARLI OLMA ŞANSI VE GÖREVİ VERDİ”

İşte Altın Mimir’in, kullanabilmek için mutlaka bilmemiz gereken haklarımızı anlattığı kitabı, ismiyle müsemma bir işleve sahip: Kadının Hak Arama Rehberi.

“Bilmek özgürleşmektir” mottosundan yola çıkan yazar; son derece yalın bir dille, içimizden biri olarak, okurla sohbet eder gibi örneklendirip detaylandırarak gözümüzün önüne seriyor sahip olduğumuz hakları.

Bu yalınlığın ve samimiyetin, bir kız çocuğu olarak annesinin yaşadığı zorluklara, bir erkek çocuk doğurabilmenin annesine bir kural olarak dayatılmasının yaşattığı sıkıntılara tanıklık etmiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Önsözde şöyle anlatıyor bu dönemi Altın Mimir: “Hayat bana her daim kadına karşı duyarlı olma şansı ve görevi verdi. Daha küçük bir çocukken annemin erkek çocuk dünyaya getirebilmek için yatarak tamamladığı tehlikeli gebelikleriyle, gençliğinden ve hatta hayatından vazgeçişine tanıklık ederek büyüdüm. Annemin her gebeliğinde kız kardeşlerimle birlikte, yeni gelecek kardeşimizin erkek olmasını diler, dualar edip heyecanla beklerdik. Hastaneden gelecek müjdeli haberin bekleyişiyle sabahın ilk ışıklarına kadar uyuyamazdık. Beklenen haber gelmezdi, biz de yeni doğan kız kardeşimizin dünyaya gelişine sevinemezdik. Bu beklentimizi ve üzüntümüzü olağan sanırdım. Hele annemin doğum sonrası eve gelişindeki boynu bükük ve âdeta suç işlemiş gibi ürkek hâli yüreğime öyle bir işlemiş ki ben büyüdükçe, başlangıçta yalnızca üzüntü şeklinde olan hissiyatım, algımın gelişmesine paralel olarak sorgulama ve değiştirme çabasına dönüştü.”

Bu deneyimi belli ki hep aklında tutmuş Mimir ve kitabı da âdeta annesine ve yakın çevresindeki kadınlara, yani kendilerinin sorumlu olmadığı bir düzeni başka türlüsünü bilmedikleri için sürdüren kadınlara anlatır gibi, hoşgörülü ve samimi bir dille yazmış.
 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Kitap, çalışma yaşamındaki haklarımızla başlıyor. Çalışmak için babadan-kocadan izin almaktan tutun da iş yerinde patrona ve iş arkadaşlarına karşı haklarımıza ve çalışan kadının çocukları için kreş hakkına kadar pek çok yönünü inceliyor.

Özellikle köylerde, kız evladın yoksun bırakıldığı miras hakkını detaylı olarak ve örneklerle anlatan kitap; şu anda toplumumuzun en büyük sorunlarından olan evlilik, aile içi şiddet ve boşanma hakkındaki bilgilendirmeye geçiyor. Bu bölümde, kadının kendi soyadını kullanma hakkından başlayıp son dönemde önümüze konulan “çocuk yaşta evlilik” sorununa kadar, kadının evlilik yaşamında önüne çıkan sorunlara ilişkin hakları anlatılıyor. Hatırlarsınız; önümüze sürdükleri tasarıyı, “bazı aşk evliliklerine yasallık getirmek” olarak açıklamışlardı da hukukçuların uyarısıyla, hâlâ on altı yaşında vasi izniyle evliliklerin zaten yapılabildiğini öğrenmiştik!

Evlilik içindeki sorunların başında gelen erkek şiddetine karşı haklarımız, belki de en acil başlık. Bilmediğimiz için kullanamadığımız haklarımız var ve her gün bir kadın ya haklarını bilmediği için ya da bilip de kullandığı ama devlet kurumları üzerine düşeni yerine getirmediği için hayatını kaybediyor. Bu anlamda şiddet, sadece fiziksel şiddet değil; ekonomik, psikolojik, cinsel şiddet karşısında sahip olduğumuz haklarımız var. Kitapta şiddet konusunda nerelere başvurabileceğimiz hakkında detaylı bir rehber de yer alıyor.

Boşanma sürecindeki haklarımızı detaylı olarak anlatan son bölümün ardından “sıkça sorulan sorular” başlığı altından akla takılan sorunlara yer veriliyor.

Başta söylediğimiz hiyerarşiye dönerek bitirelim: En tepeden aşağıya doğru inen ve kadını aşağılayan buyurgan bir sistemle karşı karşıyayız. Buna karşı durmak için elimizde tutmamız gereken en önemli silah bilgi ve ondan beslenen mücadele. Söz söyleyen “aklın” içindeki en önemli taraflardan birinin “kadın aklı” olduğuna yürekten inanıyorum. Kadınlar, gerçekten hayatı temsil eder ve hayata el koymaya çalışan her türden zorbalığa karşı sonuna kadar direnirler.

Kız kardeşliğin gücüne en çok ihtiyaç duyduğumuz bu karanlık günlerde kadının aklına katkıda bulunan bu kitabı sevinçle selamlıyorum ve kitapta yer alan, Fransız yazar Andre Gidé’e ait bir sözle yazımı noktalamak istiyorum: “Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.”
 
Kadının Hak Arama Rehberi / Altın Mimir / Doğan Kitap / 240 s.

Comment disclaimer