A+ A-

Laurent Quintreau'dan 'Cennet, Cehennem ve Araf'

Laurent Quintreau, “Cennet, Cehennem ve Araf”ta; günlük hayatta paranteze alınanları satırlarına kurmaca olarak taşırken beyaz yakalının gerilimini; bazen içinden gelerek bazen mecburiyetten taktığı maskeleri ifşa edip nasıl arafta kaldığını ortaya koymuş.
Yayınlanma tarihi: 22 Eylül 2017 Cuma, 16:30

[Haber görseli]Sessiz ‘beyin fırtınası'

Çalışma hayatında “beyaz yakalı” diye tabir edilen ve plazalarda boy gösteren kesimin dramı, yalnızlığı ve alabildiğine rol kesme zorunluluğunda saklı. Kendisini göstermek için çırpınırken dengeleri gözetmek amacıyla türlü oyunlara dahil olan beyaz yakalılar, aynı zamanda yeryüzü cehennemini yaşıyor. İkircikli, gergin ve kazançlı bu durumun, benliklerde iyileşmesi zor yaralar açtığı, adı geçen grubun üyelerinin mevcut dertlerini dillendiriverdiği kimi anlar da bulunuyor. Kısacası, beyaz yakalının vaziyeti, Dante’nin cehennem halkalarından hâllice.

Fransa’da Public Ajans’ın kurucusu olan, beyaz yakalıların dert babası ve edebiyat dergisi Perpendiculaire’in öncüsü Laurent Quintreau, reklamcı sendikası temsilcisi olarak konuya hâkim bir isim. Deneyimlerini, yazdığı romanlara katan Quintreau, bu trajikomik ve öte yandan deliliğe çalan iş hayatının edebiyata konu olabileceğini düşünüp kaleme sarılmış. Yazdığı kitaplardan biri de toplantı odasında iki saatlik mesaiyi kapsayan Cennet, Cehennem ve Araf.

MÜKEMMELLİĞE MAHKÛM OLMAK”

Toplantı masasındaki on bir kişilik yönetici grubundan her birinin, konuştuğu konuyla alakalı ya da alakasız iç sesleri yer alıyor Cennet, Cehennem ve Araf’ta: İtiraflar, iftiralar, soğukluklar, tatminsizlikler, hayaller ve şiddet gırla gidiyor. Kısacası şirkette sıradan bir gün!

Dante’nin cehennem halkalarını çağrıştıran on bir kişinin, günümüzün en popüler eylem planlarından olan sürdürülebilirliği kâr bağlamında tartışmaya başlaması konunun klasik girizgâhı sadece; “mükemmelliğe mahkûm olma” psikozunun tezahürü… Bununla paralel olarak “yükselen” iç sesler, masadakilerin halının altına süpürdüklerini yansıtıyor.

Toplantıda, şirketten eleman çıkartacak poker surat insan kaynakları yetkilisi, programından şaşmamak için didinen yönetici profili, fantezileriyle masaya konuşlanan şef gibi kişiler mevcut. On birinin de ortak noktası, ne yaparlarsa yapsınlar tatmin olamaması. Quintreau’nun, kurguladığı laf kalabalığının nedeni de bu. Yazar, uzun tiratlara benzeyen kitabında, sırayla iç seslerini konuşturan karakterlere eteğindeki taşları nokta kullanmadan, bir çırpıda döktürüyor.

Hayatın, fena hâlde plaza yaşantısına benzediğini, hatta bazen ondan daha acımasız olabildiğini sezdiriyor yazar; ikisinin ortak noktası ise karşınındakine “patronun kim olduğunu” gösterme telâşı. Bunun bilincinde olan ve geçen her dakika rahatsızlık veren sandalyelerin tepesindeki on bir kişiye huzursuzluk hâkim; iç sesler, gözlere ve bakışlara vuruyor.

PLAZA MEZARLIĞI

Quintreau’nun yazdıkları, hem günlük hayatın hem de iş ortamının mikrokosmosu. Masanın etrafındaki on bir kişi ise mecburen beraber çalışıyor izlenimi uyandırırken karşısındakinin en ufak açığını bile yakalama çabasında. Zihinler bulanık, her birinin aklından geçenler savruk ve sesler olabildiğince kısık: Yalanların gücü ve hakikatin sarsıcılığı, bu toplantıya eşlik ederken söylenenler ile söylenmeyenler, varsayımsal başarılar ile elle tutulur başarısızlıklar yarışıyor.

Okur, tanık olduğu “beyin fırtınası”nda şöyle serzenişlere de rastlıyor: “Zengin, ünlü ve pohpohlanan bir sanatçı olmak vardı, baskı altında bir şirket yöneticisi olmak yerine…” Avcılıktan bezmiş ve umutlarını plaza mezarlığına gömüp keder çuvalına dönüşmüş birinin, düşük frekanslı hezeyanı olarak da okunabilir bu cümle.

Quintreau, kurguladığı öğle toplantısında, devam eden programın paralelinde gündem dışı iç seslere yer vererek masadaki on bir kişinin rutini sürdürürken resmen cehenneme dönüşen bu işleyişte, dile getiremedikleriyle gedikler açıp kendini nasıl rahatlattığını anlatıyor.

Yazar, Cennet, Cehennem ve Araf’ta; günlük hayatta paranteze alınanları iç sesler olarak serbest bırakıp satırlarına kurmaca olarak taşımış. Tabii bu durumda da “normal” şartlar altında söylenenler paranteze girmiş. Kısacası hayatı ve hayali ters yüz ediyor Quintreau: Beyaz yakalının gerilimini; bazen içinden gelerek bazen mecburiyetten taktığı maskeleri ifşa edip nasıl arafta kaldığını ortaya koyuyor.

Cennet, Cehennem ve Araf / Laurent Quintreau / Çeviren: Aslı Anar / Dedalus Kitap / 116 s.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer