A+ A-

Serap Doğan'dan 'Maviye Bakmak'

Serap Doğan, “Maviye Bakmak” romanında, şiirsel ve akıcı bir anlatımla gerçek aşkı aramanın yolunu gösteriyor.
Yayınlanma tarihi: 30 Eylül 2017 Cumartesi, 13:23

[Haber görseli]Maviye Bakmak, Serap Doğan ilk romanı ve sorgulanan aşkları yansıtıyor. Çocukluktan başlayan ilişkilerle gelişen olaylar elöyküsel bir anlatımla sürüyor.

Yazar, anlatımlarında, ünlü sözlerden yararlanır. Öğretmenin “Soğan katmanına benzer bizim içimiz” sözü buna örnektir. Bir sorun ortadan kaldırılırken ardından başkası çıkar. Aşk acısı, özlem duyma gibi sorunlarla karşılaşır insan. Romanda, sevdiği eşinden ayrılmış bir kadın ile “Bay Benzer” ve “Esas Adam” öncelikli kişiler. Anlatıcı, aşk acısıyla yaşayan kadındır. Kadın, ayrıldığı eşini “Esas Adam”, ona benzeyen adamı da “Bay Benzer” olarak anlatır. “Ucu açık bir aşk öyküsüne” tutunmaya çalışır. Giden sevgilisine doyamamıştır. Kadının sevişirkenki teslimiyeti, kendini vermesi, bir erkeğin ona fazla gelmesi, umduğunu bulamayışı, teslim olma isteği, erkeğini “özü”, kumaşı gibi benimsemesi, erkeğine açlığı, yaşamını yanlış kurmasının üzüntüsü başarıyla anlatılır.

Kadın, bankadaki işinde sıkılır. Psikoloğa gider aşk acısından. Artık sevmemesi gereken bir erkeği sevdiğini itiraf eder. Kendisini aşağılayarak acı çeker. Psikolog da kendi intihar girişimini örnek vererek yaşananların olağanlığından bahseder. Genç olduğu için istediğini yapmasını önerir. Kadın, “Paranızın kölesi olmayacağım” diyerek bankadaki görevinden ayrılır. Bir adanmışlıkla, cesaretle yıllar sonra bile sevdiği adamı aramayı sürdürür. Toplum baskısını, erkeğini yitirme korkusunu yenerek savaşım verir. Sevgisiz kalmanın hüznünü duyumsar. Erkeğini “hissetme” isteğiyle doludur. Aşkın cesaret gerektirdiğini düşünür. “Esas Adam” İsveç’te asistan olarak çalışır, evli ve çocuğu vardır. Kadına gönderdiği iletide iki konser bileti aldığını belirtir. Kadın, bir aksilik sonucu iletiyi görmez. Telefonu kahve makinesine düşmüştür. Böylece, iki aşığın yeniden buluşma girişimi sonuçsuz kalır.
 
ON ÜÇ YIL SONRA

On üç yıl sonra “Esas Adam” İsveç’ten, Kadın ise dinlenceden döner. Aynı anda Atatürk Havalimanı’ndadırlar. Ancak karşılaşamazlar. Bu da bir talihsizliktir. Kadın, işsiz olduğu için iş arayışındadır. Bir barda, kocasının arkadaşı Uğur ile karşılaşır ve onun yardımıyla bir şirkette işe alınır. Kadın, resim yapar, düşlerini yazar. Resimlerine “Göremediğim Yüzüm” adını verir. Resimlerinin fotoğrafını çekip tanıştığı Can’a gönderir. Can, onun resim sergisine katılmasını sağlar. Sergide yaşlı bir kadın, resmini oğluna benzetip satın alır. Yaşama sevincini yakalayan kadın mutlu olur.

Psikoloğunun yönlendirmesiyle yaşama tutunur. İşlerini zorlaştırma eğiliminden kurtulur. “…Oysa mutluluğu, sahip olma üzerine kurulu insan mutsuz olmaya mahkûmdu…” (s. 203) sözü doğrulanır. “Esas Adam” da aynı psikoloğa gider, orada kadının dosyasını görüp alır ve kaçar. Kadıköy’de bir kafede kadının yazdığı hitapsız mektubu okur. Kadının kendisine olan aşkına karşılık veremediği için üzülür. Adam, yetersiz ve yalnız duyumsar kendini. Kadın ise kendisiyle barışık olup dünyasını değiştirmeyi seçmiş ve başarmıştır. Tek şey “sonsuz aşk”tır. Aşk ise “kendiliğinden olandır”. 

Serap Doğan, Maviye Bakmak romanında, şiirsel ve akıcı bir anlatımla gerçek aşkı aramanın yolunu gösteriyor. Her baktığı yerde sevdiği erkeği gören kadının gerçek aşka nasıl ulaştığını anlatıyor.
 
Maviye Bakmak / Serap Doğan / Doğan Novus / 286 s.

Comment disclaimer