A+ A-

Ersi Sotiropoulos'tan 'Eva'

Ersi Sotiropoulos, “Eva”da, krizin ortaya çıkardığı yeni yaşam formlarına ilişkin tecrübe onu başkalaştırdığı bir kadının Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz sırasında kendini yeniden yaratmasını rüyayla gerçek arasında bir anlatım dili kurarak anlatıyor.
Yayınlanma tarihi: 06 Ekim 2017 Cuma, 21:44

Keskin bir gerçekliğe uyanmak

Her kitap okurunun aklında birkaç cümleyle kalır.  Fakat bazen öyle şanslısınızdır ki  sanki o kitap size ulaşmak için en doğru zamanı beklemiştir. Adını koyamadığınız bir duygunuzu tarif ediverir bir iki cümleyle, hatta kelimeyle. O zaman o, zihninizde başka bir anlama bürünür. Dil, cümle, hâl olur. Ersi Sotiropoulos, Eva’da, ''Birini çok sevip, onu görünce üzülmek çok korkunç'', diyor. Eva’yı dinleyip Yunanistan sokaklarını onunla arşınladıkça üzülmek sözcüğünün anlamı kendi içinde değişip duruyor.  

1953’te Patra’da doğan Ersi Sotiropoulos’un 2009’da yazdığı Eva, Ayhan Özşeker’in Türkçe’ye çevirisiyle Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Eva, 2011’de Atina Akademi Ödülü’ne layık görüldü. Hayatını yazarak anlamlandıran Sotiropoulos, bu sürece on dört roman ve bir şiir kitabı sığdırmış. Yunanistan’ın en çok saygı duyulan yazarlardan biri olan Sotiropoulos, hâlen Atina’da yaşıyor. 2000’de yayımlanan romanı Turunçlar Arasında Zikzak, aynı anda Yunanistan Ulusal Edebiyat ve Yunan Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü kazanan ilk ve tek roman oldu. Fransızca’ya çevrilen ve 1897 Paris’indeki genç Konstantin Kavafis’in üç gününü anlattığı Geceden Geriye Kalan ile 2017’de dünyaca ünlü Fransız Edebiyat Ödülü Prix Mediterranée’nin Yılın En İyi Yabancı Romanı ödülü kazandı.

KRİZİN GETİRDİĞİ YABANCILAŞMA

Ersi Sotiropoulos, bir kadının Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz sırasında kendini yeniden yaratmasını rüyayla gerçek arasında bir anlatım dili kurarak anlatıyor. Bu şiirsel üslup, tahmin edilemeyen bir tecrübeye katlanmanın yollarını keşfetmeyi amaçlıyor sanki. Eva, noel arifesinde kocasıyla birlikte gece kulübünde eğlenirken bir yabancıyla tanışır. Kimseyi tanımadıkları partiden çok yabancı hissettiği için çıkıp kendini Atina sokaklarında dolaşırken bulur. Kriz koşullarında ayakta kalmaya çalışan insanlara bırakır kendini. Krizin ortaya çıkartığı yeni yaşam formlarına ilişkin tecrübe onu başkalaştırır.

Uzun uzun bir yaşlı bakımevinden bahseder Eva. 35’i geçenlerin yaşlı sayıldığı o yerde, hayatının son bulmasını bekleyen insanların öyküsünü anlatır. Onlar, yaşam süresince bu bakımevinde yer bulabilmek için birikim yapmak zorunda. Eva’nın merak ettiği şey şu: Hayat dediğimiz şey güvenip bildiğimiz insanlarla yaşadığımız şey midir, yoksa güvenmeyi öğrenme sürecinin kendisi mi? O hâlde Eva yaşıyor mu?

Hayatını bir adamın yanında sürdüren Eva, kriz ânının parçaladığı hayat örüntüsünden aklına daha önce gelmeyen soruları sormaya başlar bu gezintisi esnasında. Ekonominin ipleri sıkılaştırdığı hayatta para daha çok konuşulur, çünkü artık daha yok. Daha az, az olan şeylere gösterilen özeni talep eder. Bu tecrübe, krizin ve gecenin karanlığı, onun hayatına dair bir aydınlanma yaşamasını sağlıyor. Ancak bunun bir de yan etkisi var: Yabancılaşma ya da belki mesafelenme. O yabancılaşmaya neden olan mesafeye daha önce mesele etmediği sorular serpiştirir Eva.

Ersi Sotiropoulos aynı zamanda iyi bir şair. Ve bu, Eva’nın aklına üşüşen ve artık birer mesele hâline gelen soruları, şiirler ve şarkı sözleriyle âdeta bedenlendirmesine, onları Eva’nın deneyimi olmaktan çıkarıp kriz deneyiminin yaratabileceği müşterek deneyimin diline dönüştürmesine olanak tanıyor. Bu dil sayesinde Sotiropoulos, Eva’nın gözünün önüne âdeta ateş böcekleri serpiyor ve Eva o ateş böceklerinin peşi sıra çıktığı yolculukta attığı küçük adımlarla kendini ve kendiyle birlikte etrafını sarmalayan dünyayı yeniden inşa ediyor.

İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın geçirdiği ekonomik ve politik krizlerden kendilerine sağladıkları güvenli alanların içinde yaşayarak korumaya çalışırlar doğal olarak. Eva’nın hayatı böylesi bir kesit. Bir anda, krizin sona erdirdiği korunaklı bir şimdiki zaman ve umutlu bir gelecek zaman düşünden, keskin bir gerçekliğe uyanmak. Romanın şiirli dili, kriz anını ve sonrasını da bu rüyaya ekleyerek hayatın ancak kesintilerle farkına vardığımız sürekliliklerine uyandırıyor okuru. Hangisi gerçek ya da hangisinin şiiri daha güçlü? Krizin mi, istikrarın mı? Ya bu ikisi arasındaki nedensillik? Ona nasıl bir dil bulmalı? Herhangi bir bilişsel açıklama yeterli olur mu hayatın kriz ve istikrarlı zamanları arasındaki geçişliliğe anlam vermeye? Sotiropoulos, Eva’yla böylesi bir girişimde bulunuyor.

KORUNAKLI HAYATI GERİDE BIRAKMA ARZUSU

Yunanistan, yıllardır yaşadığı ekonomik krize rağmen sosyal hayattaki neşeyi kaybetmeyip üretmeye devam eden bir toplumsal dile sahip. Yunan toplumunun bunu neye borçlu olduğunu kısa süreli ziyaretlerle anlamak mümkün değil. Fakat nasıl bir sonucu olduğunu görmek için fırsatlar yaratmak mümkün. Sanıyorum ki Türkiye’den çok sayıda turistin tatil yapmak, gönlünü eğlemek için Yunansitan’ı tercih etmesinin sebebi bu ülkenin çok daha ucuz olması ya da doğasına, tarihine bizden çok daha güçlü bir şekilde sahip çıkması değil. Aynı zamanda krizle baş etmek için bulduğu gündelik yollardan esinlenme ihtiyacı.

Sotiropoulos, krizi bir kara tahtaya benzetiyor. Yoksulluk, protestolar, direniş o kara tahtada toplumun kendisini ve değerlerini temize çekmesini zorunlu kılıyor. Elde değil, insan ne yazacak bizim kara tahtamızda diye merak ediyor.

Ersi Sotiropoulos Eva’nın hayatına çokça riskli olasılık ve deneyim katıyor. Bunu, Eva’yı bazı hikâyelerin içine salıp yeni alanlar açmasını sağlayarak yapıyor. Eva insanların arasında dolaşırken kendini tanımlıyor, tanımlarını şiirli bir dille söze dökerken kendini duyuyor, dinliyor ve mutsuzluğunu sebepleriyle birlikte keşfediyor. Bir bakıma kendini temize çekiyor. Okurken kendinizi kimi zaman bir rüyanın içerisinde gibi hissetseniz dahi birdenbire partinin en yüksek noktasında ve olanca dürüstlüğünüzle yine kendiniz hakkında konuşurken bulabiliyorsunuz. Var olduklarından haberdar bile olmadığınız günahlarınız dökülüyor dilinizden. Kriz anlarını lüzumlu ve verimli kılan şey de bu: Yüzleşme.

Bir fahişe ve bir hırsızla yan yana geliyor Eva, bir uçuşun tarifini uzunca dinleyip salınmaya başlıyor. Küçük, kutsal, sınırlı ve korunaklı hayatını geride bırakma arzusu duyarken aşkın(ın) güvende olduğunu düşündüğü anlarda gerçek hayata geri dönüyor. Seçim yapmak zorunda Eva. Acaba sizin tahmin ettiğiniz yönde mi yapacak seçimini? Yoksa aklınıza gelmeyen bambaşka bir yönde mi? Kim bilir?

Eva / Ersi Sotiropoulos / Çeviren: Ayhan Özşeker /  Ayrıntı Yayınları / 127 s.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer