Kapat
A+ A-

‘Bağımsız olmak zorundayız’

Yeni filmi “Canavar Gibi” vizyona giren oyuncu Şevket Çoruh, "Bağımsız olmak zorundayız" dedi.
Yayınlanma tarihi: 2 Ağustos 2018 Perşembe, 22:37

Yönetmenliğini Özgür Bakar’ın yaptığı, başrollerinde ise Şevket Çoruh, Ayçin İnci, Ruhi Sarı, Bülent Çolak ve Sinan Bengier’in yer aldığı fantastik komedi filmi “Canavar Gibi”nin galası önceki akşam Kanyon’da yapıldı. Bugün vizyona giren filmde, İstanbul’un Balat ilçesinde cep telefonu satışı yapan ve mafya babasıyla ters düşen bir adamın atıldığı macera konu ediliyor. Gala öncesi Özgür Bakar ve Şevket Çoruh’la bir araya geldik.

İlk olarak Çoruh’a, “Frankenstein” rolüyle kendisine gelindiğinde ne düşündüğünü sorduğumuzda deneyimli oyuncu, “Suat Özkan, Alper Kıvılcım, Özgür Bakar mizah duygularına güvendiğim insanlar” diyor ve senaryo gelince “böyle bir şey yapacağız ama nasıl olacak” diye düşündüğünü söylüyor. Ancak daha sonra ikinci bir şans verilen, tekrar hayata dönen, Frankenstein temasının “Türkiye’de olsaydı ne olurdu araştırması yapılıyor aslında” diye konuşuyor.

‘Sponsorumuz seyirci’

Aynı zamanda Baba Sahne’yi kurup orada tiyatro yapan, televizyonda projeleri de olan Şevket Çoruh’un bütün bunlara nasıl yetiştiğini merak ediyorum, gülerek yanıtlıyor: “Mecburuz, borçları başka türlü kapatamıyoruz.” Bu noktada aklıma deneyimli oyuncunun muhalif kimliği, sırtını bir yerlere yaslamıyor olması geliyor. “Bu kadar bağımsız hareket etmemiş olsaydınız böyle borç içinde olur muydunuz” sorusuna Çoruh direkt olarak “Olmazdık tabii” cevabını veriyor.
Muhalif kimliğini “Ustalarımızdan öğrendiğimiz şeyi yaptık” sözleriyle açıklayan deneyimli oyuncu, şöyle devam ediyor: “Ferhan Ağabey (Şensoy) ne yaptıysa, Yıldız Kenter ne yaptıysa, Müjdat Hoca (Gezen), Haluk Bilginer ne yaptıysa onu yaptık. Bağımsız olmak zorundayız. Bağımsız olamadığımız zaman bizim işimizi yapmak çok zor. Bağımsız olmadığımız için Türkiye’deki sanatla ilgili problemlerin ne kadar karmaşık, kaotik hale geldiğini görüyoruz. Tek sponsorumuz seyircimiz, başka hiçbir yerden destek almadık.”

‘Onlar benim kardeşim’

Şevket Çoruh’un, muhalif paylaşımlarını sosyal medyada da görüyoruz. Örneğin, Şık Sokağı’nın başına “Ahmet” yazıp paylaşabiliyor. Bunları yaparken iki kez düşünüyor mu diye soruyorum. Şöyle yanıtlıyor Çoruh: “Ben yalnızca insanım. Benim şu ana kadar ahlakıma, düşüncelerime, kültürüme, vicdanıma ne dokunuyorsa onu söylemek zorundayım. Buna engel olamam, çünkü o zaman ne işimin ne hayata bakışımın ne de bundan sonra yapacaklarımın arkasında duracak bir adam haline gelebilirim. Bunlar hiçbir şeyin göndermesi ya da siyasi bir şey diye değil, seviyorum o insanları. O insanları benim kardeşlerim olarak görüyorum. Doğru bildiğinin arkasında duran insanların yanında olmayı seviyorum. Bunu biz yapmazsak kim yapacak ya da kendi kısa tarihimizde biz ne olacağız. Onun için hiçbir korkum endişem yok yani.”

Şevket Çoruh, Baba Sahne’yle ilgili de şöyle konuşuyor: “Nefis bir sezon geçirdik. Hemen hemen tiyatromuzda koyduğumuz tüm oyunlar ödül aldı. Bir senede 50 binin üzerinde seyirciye ulaştık ki 250 kişilik bir salonda bu çok ciddi rakam. Seyircinin bize ilgisi, desteği inanılmaz oldu. Onlara da teşekkür ederim. Gelecek sene de aynı hızla devam edeceğiz “Don Kişot” yapacağız.”

'Üstüne on kat koydu'

Filmin yönetmeni Özgür Bakar, “Canavar Gibi” filminin ve “Türk işi Frankenstein” fikrinin nasıl çıktığını şu sözlerle anlatıyor: “Ben zaten filmografi olarak çok fazla korku ve korku komedi filmi çektim. O anlamda bir birikimimiz vardı. Leman dergisinden Suat Ağabey’in (Özkan) bir karikatüründen esinlenerek hikâye çıkardık. Daha sonra bu yazım aşamasında bunun altından kalkabilecek, Frankenstein olabilecek kişiler zaten azdı. Kafadan zaten Şevket Ağabey’e gittik, o da dahil oldu. Bizim düşündüğümüzün üstüne 10 kat koydu.”

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Şevket Çoruh