Kapat
A+ A-

Adını bir küçük semtten alan Sincan İstasyonu dergisi 100. sayıyı buldu

Sincan İstasyonu, Ankara’nın bir semtinde, Sincan’da çıkıyor.
Yayınlanma tarihi: 15 Mart 2019 Cuma, 01:44

[Haber görseli]Sincan istasyonu, başkentin banliyö trenlerinin son istasyonudur. Adını alan derginin her şeyi, şair Abdülkadir Budak, uzun, beyaz dumanlar çıkaran bir lokomotif gibi çalışkan ve güçlü bir çabayla Sincan İstasyonu’nu 100. sayıya getirdi.

Birbirine eklemlenen şiir, deneme, öykü, eleştiri katarını hiç sızlanmadan çekmeye de kararlı gözüküyor:

- Bir kent banliyösünde çıkıp ulusal çapta yazının yüreğini tutan bir dergi çıkarmak yalnızca bir şair düşü ile açıklanabilir mi?

Düşü olmayanın gerçeği olmaz. Ya da şöyle diyelim: Başlamak bitirmenin yarısı ise, düşlemek gerçekleştirmenin yarısıdır. Yola, sizin deyişinizle sadece “şair yüreği” ile çıkmakla yetinmemiş, “dergici yüreği” ile de çıkmış olmalıyım ki, arkada bir sermaye desteği olmadan “dalya” demeyi başardım.

Adını, çocukluğumu, ilk gençliğimi yaşadığım bir semtten alan derginin merkez dergilerden biri olmayı başardığı ortada. Genç, yaşlı demeden ülkemizin önde gelen edebiyatçılarına yer verildi, ciddi tartışmalara zemin hazırlandı, edebiyat dünyasının çıkacağı günü bekleten dergilerinden biri olundu. Sincan İstasyonu adı bir şeyi bir daha kanıtlamış oldu. Derginin nerede çıktığına değil, nasıl çıktığına, neleri başardığına, edebiyata yeni isimler kazandırıp kazandırmadığına bakılmalıdır. Böyle bakılınca hedefe ulaşılmakla birlikte, daha yapılacak çok işin, alınacak yeni yolların olduğu da görülüyor. İlk sayıda verilen, hedeflenen rakam sözü tutuldu da, dergi işlevini sürdürebiliyor mu, ona bakıyorum. Okur ilgisi de, yazar ilgisi de yeterli seviyede. Sürecek gibi de görünüyor.

Şiir ağırlıklı edebiyat dergilerinin başında genelde şairler bulundu, bulunuyor. Romancının dergi çıkardığı görülmemiştir demeyeyim de, çok nadir bir durumdur. Benden önce gelenlerin çıkardığı dergiler var; yaşıtım ya da şiir yayımlamaya aynı yıllarda başladığım dergici şair arkadaşlarım oldu; daha gençler var. Yaş yetmişe üç kaldı da, dergiciliğin gençlik işi olduğunu unutmuş değilim. Hal böyle olunca biyolojik yaşı bertaraf edecek bir heyecana, enerjiye ihtiyacınız olmalı. Yaşıma paralel gitmeyen bir ruh halini yaşadığımı söyleyebilirim; fiziki yorgunluk yok şimdilik, ruh yorgunluğu hiç yok. Yaptığınız işin işe yaradığı konusunda ciddi belirtilerle karşılaşıyorsanız kendinizi dinamik olarak yeni sayıyı hazırlarken bulursunuz. Moral gücü yabana atılmayacak bir güçtür.

- 100. sayı Sincan İstasyonu’nun kaçıncı durağı?

Buna derginin yüzüncü durağı demek hafif kaçar. İstasyon, duran bir şeydir, yolcuların bekleme yeridir, gideni uğurlama, geleni karşılama mekânıdır. Sincan istasyonu durağan değil hareketli bir varlık. Öyle olmasaydı, karşılaştığım insanlar “Sincan İstasyonu nasıl gidiyor” diye sormazdı. Nasıl gidiyor? İyi gidiyor, daha da gidecek gibi görünüyor.

Cumhuriyet İMECESİ