A+ A-

‘Sanat her baskıyı aşar’

Dünya Müziği listelerinde bir numaraya yükselen Baba Zula ile geride kalan 20 yılın kısa bir muhasebesini yaptık. Grubun kurucularından Murat Ertel ‘Devrimci müzik yapmaya devam’ diyor.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 13 Şubat 2017 Pazartesi, 19:22

Baba Zula yollarda. 26 Ocak’tan bu yana dünya turnesindeler. Frankfurt’tan çıktılar yola ve 10 Alman kentinde konser verdikten sonra araya Avusturya ve İsviçre’de verecekleri 4 konseri de sıkıştırarak memlekete geri dönecekler. 15 Şubat Çarşamba Zorlu PSM’de, 17 Şubat Cuma Kadıköy Sahne’de müzikseverlerle buluşup yeniden yaban ellere uzayacaklar. Üstelik bu kez Avustralya’ya dek uzayacak yol. Sonra gene Avrupa, gene memleket derken 28 Nisan’a dek sürecek turne. Toplam üç ayda 30 konser. Geçen hafta grubun 20. yılı vesilesiyle piyasaya çıkan “XX” adlı albümlerinin World Music Charts Europe’un (Dünya Müziği Listeleri - Avrupa) zirvesine kurulduğunu düşünürseniz Baba Zula’ya olan bu ilgi hiç de şaşırtıcı değil aslında. Biz de, bir yandan kulağımızda “XX”in tınıları, elektronik posta marifetiyle gruba aklımızda tınlayan soruları yönelttik. Grubun kurucularından Murat Ertel de sağolsun o hengâme içinde bizi kırmadı ve o kendine has kısa ve öz üslubuyla merakımızı giderdi.

-Baba Zula 20 yaşında. Dile kolay, 20 yıl olmuş, nasıl geçti bu 20 yıl?

İyi geçti. Rüzgâr gibi geçti, aynı bir film gibiydi binlerce konser, yüzlerce şehir, onlarca ülke, insanlar.... Herkese teşekkür ediyoruz destekleri için.

-20 yılda nasıl bir değişim geçirdi Baba Zula? O değişimleri ne tetikledi, neler ya da kimler çizdi yolunuzu?

Temelde, özde olan hiç değişmedi. Ün para şan şöhret için müzik yapmamak ve kendi köklerimiz ve kendi coğrafyamızın kültürel mirası ile bağ kuran ama devrimci yenilikçi bir müzik yapmak... Bunun dışında her şey ve herkes değişti. Murat Ertel, Levent Akman ve Ahmetcan Taşdemir’in bir araya gelmesi en büyük değişikliği getirdi ve artık bir dünya grubuyuz.

-Müziğinizle ilgili Orta Asya mı, Ortadoğu mu gibi tartışmalar dönüyor. Alevi türkülerinden de esinleniyorsunuz bir yandan. Nasıl bir bileşim çıktı ortaya sizce? Hangi zamana, hangi anlayışa, hangi coğrafyaya yakın Baba Zula müziği?

İnsanlar maalesef çağımızda çok görsel düşünüyorlar. Müzikal olarak Orta Doğu ile ilgimiz yok. Kendi bestelerimizi çalıyoruz geleneksel türküleri çalmıyoruz ama halk müziğinden etkilendiğimiz çok açık. Bizim coğrafyamız İstanbul merkezli büyük şehir müziği.

-İnternette dönen bu sert tartışmalar bir anlamda da insanların sizi konumlandırmakta zorluk çektiğini gösteriyor sanki. Bu iyi bir şey mi sizce, yoksa kötü mü?

İnsanlar bizi İstanbul ile konumlandırıyor. Bu tartışmalardan haberim yok ve ilgilenmiyorum. Sanırım AKP dönemi kolektif bilinçaltı hâkim ve Ortadoğu kompleksi yaşanıyor. Anadolu’ya baksınlar. Biz de oraya bakıyoruz ama İstanbul üzerinden. Dünyan Müzikte sentez, füzyon, eklektizm gibi konularda ne düşünüyorsunuz ve kendinizi bunlardan hangisine yakın ya da uzak görüyorsunuz?da konumumuz çok net.

-Müzikte sentez, füzyon, eklektizm gibi konularda ne düşünüyorsunuz ve kendinizi bunlardan hangisine yakın ya da uzak görüyorsunuz?

Bunlar düşünerek değil doğal olarak oluşması gereken tanımlar ve hepsi birer kalıp. Müziği tanımlayamazsınız. Bu kavramların peşine düşerseniz yaptığınız sahte, oryantalist vb. olur. İstanbul zaten batı ve doğuyu birleştiriyor. Stratejik şekilde müzik yaparsanız sırıtır yıllar sonra.

-20 yılın sonunda yeni bir yön var mı Baba Zula için, yoksa bu yolda devam mı diyorsunuz?

Devam tabii ama diyalektik var kendi kendimizi aşmalıyız, değişip gelişmeli ve devrimler yapmalıyız.

-Çok müzik dinlediğinizi, çok farklı kaynaklardan beslendiğinizi biliyoruz. Şu günlerde ne var kulağınızda tınlayan ve müzik dışında neler var sizi besleyen?

ZZK Records sürekli kulağımızda, Taylan, Bob Dylan, Black Sabbath, Dengue Fever, Fikret Kızılok... Böyle uzar gider. Müzik dışında sinema ve edebiyattan besleniyoruz elbette.

-20 yıldır Türkiye’de müzik yapan bir topluluk olarak hiç baskıyla karşılaştığınız dönemler oldu mu? Bununla bağlantılı olarak mesela Grup Yorum’un başına gelenlere ne dersiniz?

Sözler dışında müziklerimiz bile baskı oluşturuyor: Ne bu böyle, niye elektro saz, ne korkunç vb vb... Bize biraz deli diye bakıyorlar. Grup Yorum 40 yıldır bu yolda, kimsenin şaşırdığını düşünmüyorum, sansür baskı adaletsizlik hep var. Sanat çok güçlü ve besleyici bize yardım ediyor ve hayatı güzelleştiriyor. Beethoven sağır olduğunda bile müzikle olan ilişkisini sürdürdü. Sanat her baskıyı aşar.

Comment disclaimer

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler