A+ A-

Amazonia’da Indiana Jones’vari bir epik...

Festival bitti ama bu hafta 10'u aşkın film gösterimde.
Yayınlanma tarihi: 20 Nisan 2017 Perşembe, 23:37

[Haber görseli]

20. yüzyıl başında, dünyamızın uygarlığın uğramadığı, hiç bilinmeyen, en esrarengiz köşelerinden, Güney Amerika’da daha haritası bile çıkarılmamış, ilkel ve yamyam, vahşi yerli kabilelerin yaşadığı, kauçuk ağaçlarıyla dolu yağmur ormanlarından geçilmeyen, sınırları belirsiz Bolivya-Brezilya arasındaki Amazon bölgesindeki (Amazonia) kimi arkeolojik buluntuları keşfederek oradaki efsanevi bir antik kenti aramayı kafasına takmış İngiliz kâşif Percy Fawcett’in gizemli, merak uyandırıcı ve dramatik bir macera romanından farksız, gerçek yaşamından uyarlanmış, aksiyonu-serüveni bol, tarihsel bir biyografik epik- dram “The Lost City of Z-Kayıp Şehir Z”. İngiliz yönetmen James Gray’in, gazeteci yazar David Grann’ın Fawcett’in sıradışı hayatını Amazon’a giderek birebir aktardığı kitabından yola çıkıp senaryosunu yazdığı, İran asıllı usta kameraman Darius Khondji’nin nefis kadrajlarıyla görüntülediği, Amazonia’nın taş devrini aratmayan, dayanılmaz zor koşullarında çekilmiş bu İngiliz yapımı, aksiyon-serüven kırması ‘Bio-pic’, koltuğuna kurulmuş seyirciyi 140 da
kikalığına, vahşi, balta girmemiş ormanlarla kaplı, zorlu bir Amazonia seyahatine çıkaran, bilinmeyeni aramak-keşfetmek temasıyla sarıp sarmalanmış, Indiana Jones’vari, sürükleyici bir seyirlik.

Ölümcül tehlike

Attığını vuran, sıkı bir asker oluşunun yanı sıra aynı zamanda mutlu bir koca ve aile babası olan Binbaşı Percy Fawcett’in (Benedict Cumberbatch’in yerine son anda bu başrolü üstlenmiş Charlie Hunnam, filmin yapımcılarından Brad Pitt’e benzerliği ve performansıyla göz dolduruyor), 1906’da İngiltere Kraliyet Coğrafya Cemiyeti tarafından çağrılıp meçhullerle, ölümcül tehlikelerle dolu, Amazonia’daki bir keşif gezisine komuta etmekle görevlendirilmesiyle başlıyor “Kayıp Şehir Z”. Sefih babasının ayağa düşürdüğü aile şerefini, itibarını yeniden kazanmak için görevi kabul edip her derde deva yardımcısı Henry Costin (Robert Pattinson) ve küçük ekibiyle birlikte Amazon’lara yollanıyor Percy, nehrin kaynağını, eski kentin yerini bilen Kızılderili rehberinin (Pedro Coello) kılavuzluğunda. Yörede siyah altın da denen, nerdeyse petrolle eşdeğer kauçuk ticaretiyle gözlerini kâr etme hırsı bürümüş, sömürgeci Batılı beyazlardan hazzetmeyen ve dış dünyayla hiç bir bağlantıları olmayan yerlilerce oklanarak nehirde öldürülmekten kurtulan Percy, yörede rehberinin sözünü ettiği, El Dorado efsanesi benzeri, eski bir uygarlık ve kent olduğuna inanıyor, kayalara kazınmış, irili ufaklı heykeller, freskler görüp yerlere saçılmış çanakçömlek parçalarına rastlayınca.

Sürükleyici...

İngiltere’ye dönüp keşfetme aşkıyla karısıyla (Siena Miller) çocuklarını yine ihmal ederek yeniden Amazonia seyahatine çıkıyor bu kez kâşif olmak isteyen ama sorunlu, bencil, şişman bir zenginle (Angus Macfadyen) beraber. Ülkesine döndüğündeyse bu kez mecburen katıldığı 1. Dünya Savaşı’nda cephede zehirli gazdan etkilenip kör olma badiresini atlatarak yarbaylığa terfi eden, 2 oğlan 1 kız babası Percy, ona epeydir bozuk çalan büyük oğlu Jack’le (Tom Holland) birlikte bir kez daha tropik Amazonia’ya doğru yola koyuluyor kayıp Z kentini aramaya ama yamyam yerlilerce yakalanıyorlar ve bir daha hiç haber alınamıyor baba-oğuldan..

Ölüm tarihi 1954’e kadar umutla kocasıyla oğlunun döneceğini umutla bekleyen Nina rolündeki Siena Miller’le becerikli yaveri canlandıran Robert Pattinson’un da sivrildiği, yılların Franco Nero’sunun da kısacık bir rolde boy gösterdiği zengin oyuncu kadrosundan vahşi Amazon’u ve cangılı olanca renkliliğiyle perdeye taşıyan şahane görselliğine ve düz bir çizgide gelişen beylik anlatımına kadar ilgisiz kalınamayan, dekoru-kostümüyle taşıdığı tipik bir dönem filmi niteliğinin yanı sıra, sürükleyici ve göz alıcı bir epik kotarmanın da üstesinden gelmiş sonuçta, yönetmen-senarist James Gray. “Kayıp Kent Z”nin yanı sıra Macar yönetmen Ildiko Enyedi’nin son Berlinale’nin Altın Ayı’sını kazanmış “Beden ve Ruh”u, Martin Scorsese’nin “Sessizlik”i, 8 yıllık bir aradan sonra yeniden kamera başı yapmış yönetmen Kazım Öz’ün, Dersimli babaannenin şarkısının peşinden aile kökenlerinin araştırıldığı “Zer”i ve Mehmet S. Ünver’in 90’lara damga vurmuş Kerim Çaplı’yla Yavuz Çetin gibi 2 büyük rock müzisyenimize ve Blue Blues Band grubuna kamera tuttuğu “Blue” belgeseli gibi görülesi, ilginç filmlerin de içinde olduğu, 10’u aşkın yeni film gösterime giriyor bu hafta.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer