A+ A-

Avcılık karşıtı bir film

Berlin festivalinde alkışlanan, Gümüş Ayı ödüllü Polonya yapımı ‘İz’, 2. haftasında.
Yayınlanma tarihi: 28 Eylül 2017 Perşembe, 21:26

Halen sürmekte olan Adana film festivali heyecanıyla bugün başlayan yeni bir Filmekimi tatlı beklentisinin tüm sinemaseverleri sardığı bugünlerde, kesinlikle kaçırılmayacak türden bir Polonya filmi de gösterimde: “Pokot-İz”. Gezegenimizin zalim ve bencil ali kıran-baş keseni olan insanoğlunun, çevreyi-doğayı ve domuzların, geyiklerin, karacaların, tilkilerin at koşturduğu zengin yabani hayatı tehdit ettiği, Polonya-Çekya sınırında, karlar altındaki bir vadide, kızlarım dediği 2 köpeğiyle tek başına yaşayan, emekliliğini kasaba okulunda çocuklara İngilizce öğretmenliği yaparak geçiren, yöredeki yaygın avcı erkek otoritesine baş kaldıran, hayvansever ve isyankâr, feminist yaşlı bayan Janina Duszejko’nun (Agnieszka Mandat) gözünden hikâyesi anlatılan “İz”, belki de sinemada hayvan haklarını, doğa sevgisini savunan filmler listesine kafadan girecek nitelikte, kesinlikle görülesi bir film, baştan belirtmek gerekirse.

Yürekli bir idealist

Astrolojiye, yıldız haritalarına tutkun, avcılığa, acımasız kaçak avcılara ve erkek egemenliğine karşı savaş açmış, neredeyse tüm hayatını hayvan hakları koruyuculuğuna adamış, hayvansever yaşlı bayan kahramanımız Janina, köy papazının dini referanslara dayanarak verdiği, o ‘ruhu olmayan hayvanların’ insanlarca öldürülmesini onaylayan acımasız vaazını dinleyince zıvanadan çıkıp esip gürleyerek anında papaza saydırıp kiliseyi terk edecek denli gözü kara, yürekli bir idealist.

Janina’nın intikamı

Günün birinde Lea ve Bielka adlarını taktığı 2 ‘kızı’ ansızın ortadan kaybolup kaçak avcılık yaptığından kuşkulandığı, meymenetsiz komşusunun da evinde cesedi bulununca, üstelik bunu şaibeli belediye başkanıyla (Andrzej Grabowski) polis müdürününkü (Borys Szyc) gibi başka esrarengiz cinayetler izleyince bizzat devreye girerek iz süren bayan Janina’nın intikam çabalarını anlatan filmin gerilimli hikayesi, gitgide gizemli, masalımsı bir hal alıyor.

Yer yer şaşırtmacalı bir atmosfere de bürünen filmde hayvan ve kadın haklarının savunuculuğunu üstlenmiş yaşlı kahramanımızın mücadelesine, 18. yüzyılın ünlü mistik İngiliz şair ressam yazarı William Blake’in dizelerini Lehçeye çevirmek derdindeki, bilgisayar uzmanı, saralı Dyzio (Jakub Gierszal) ile güzel Dobra (Patrycja Volny) gibi genç dostları da karışıyor, otduman muhabbetine girecek denli yakınlık kurduğu, komşusu Matoga’nın (Viktor Zborowski) yanı sıra. Yöredeki bir böceği araştıran, ateist Çek akademisyen, böcekbilimci Boros’la (Miroslav Krobot) da mercimeği fırına veren, her canlının yaşam hakkını sonuna dek savunan ama söylediklerine kimseyi inandıramayan, kafeslere tıkılmış hayvanları salıveren, yaşlı ‘özgür kız’ımız Janina’nın tahmin edilebilir bir finale bağlanan hikâyesi, biraz uzun tutulmasına (128 dakika) karşın baştan sona ilgiyle seyrediliyor.

Ava çıkanların izi...

Gizemli cinayetlerinden ve polisiye türüyle harmanlanmış, sürprizler barındıran, politik bir suç dramı havasından çok ava çıkanların izini süren, sorgulayıcı mesajıyla akıllarda yer eden, tarihin doğayı korumayı görev edinmiş ilk çevrecisi Saint Hubert’ten de dem vuran “İz”, Polonya sinemasının okullu yönetmenlerinden, 1970’lerde Andrzej Wajda ustanın asistanlığıyla başladığı kariyerinde 40 yılı arkada bırakmış Agnieszka Holland’ın yönetmen Kasia Adamik’le ortaklaşa imzaladığı ve belki de en iyi eseri, şimdiyedek benim görebildiğim filmleri arasında.

Av-avcılık karışıtı...

Sürreel masalvari estetiği, politik göndermeleri, av-avcılık karşıtı mesajı, olay örgüsü ve karakterleriyle, inandırıcı oyunculuk performansları ve anlatımıyla, benim gibi yedinci sanat meraklılarını mest eden bu Polonya filmi, hayvan hakları savunucularının çevreci aktivistlerle ve küreselleşme karşıtlarıyla aynı zeminde buluşup birleştiği günümüzde sinema aracılığıyla verilmiş okkalı bir yanıt, her türlü ava ve avcılara karşı. Yönetmen Agnieszka Holland’ın bir romandan uyarlanan senaryosunu Olga Tokarchuk’la birlikte yazdığı ve 2017 Berlin festivalinde Gümüş Ayı’yla ödüllendirilmiş bu “İz”, kısacası yılın en çok ses getiren, seyre değer filmlerinden biri (ve eleştirmen Ali Ulvi Uyanık’ın değerlendirmesiyle ‘tabiatın bağrından doğan, çok ilginç bir suç hikâyesi’) olarak seyircisini bekliyor Başka Sinema salonlarında (ve öteki sinemalarda).

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer