A+ A-

‘Sanatı artık sanatçı yapmıyor’

Balkan Naci İslimyeli, 45. sanat yılını ‘Hatırla’ sergisiyle kutluyor. Biz de, İslimyeli ile sanat hayatını, yaşadığı zorlukları ve günümüzdeki sanat anlayışını konuştuk.
Yayınlanma tarihi: 10 Ekim 2017 Salı, 19:22

-‘Cenin’ şiirinizde bu dünyanın sanatçılar için zor bir yer olduğundan bahsediyorsunuz, bir yanda da 45 yıllık sanat hayatınız var. Nasıl değerlendirirsiniz bu yılları?

Sanatla dolu olmasının açılımı şöyle; araştırma, koşuşturma, sergiler, söyleşiler. Bunlarla dolu bir 45 yıl geçti. Bu anlamda sanatın vitrin kısmı, güzel kısmı yanında çileleri de öne çıktı. Bunun içinde kendi serüveniniz kadar ülkenin serüveni de var. Yaşadığı sarsıntılar, bunların size yansıması, sanatın zorlayıcı yansımaları, sanata duyarsız bir toplumda o toplumu sanat yoluyla açmanız, o yadırganmaları hatta reddedişleri göze almanız, bütün bunlar aslında savaş hali. Bütün bu savaş içinde sizi ayakta tutan, sanat yapmazsanız yaşayamayacağınız duygusu. Bağımlılıkla doğuyorsunuz, o size bu mücadeleden kaçmamak için ne mümkünse yaptırıyor. Sonunda gladyatöre dönüşüyorsunuz (gülüyor). Yavaş yavaş görüyorsunuz ki sizi tanımaya çalışan, ilgi duyan insanlar oluyor. Çünkü insanlar aynılıktan bıkıyorlar. Dünya çok monoton. Benim sanat yapmamın nedenlerinden biri de budur; birbirini dinlemeyen insanlar arasında, benim sesimi dinleyen insanlar aramak.

-Serginizin ismi neden “Hatırla”?

Kişisel olarak unutamadığınız şeyler var. Ancak toplumsal bellek de çok zayıf. Çünkü tüketim ekonomisi mal arzı için tüketicileri unutmaya zorluyor. Üstelik acılı bir dünyada savaşların, kanın, ateşin yakıp yıktığı bir dünyada insanlar acıya dayanma yolu olarak hafızayı silmeyi tercih ediyor. Bütün dünyada artık en acı olaylara belli bir kanıksamayla bakan yorgun orta sınıflar oluştu. Bunlardan gelecek dünya için duyarlılık beklemek mümkün değil. Daha da acısı, gençler daha da büyük bir oranda aynı eğilimin içindeler. Kendilerini kurtarmak, dünyanın kabuklaşmış, taşlaşmış iradesiyle başa çıkamayacağı umutsuzluğu onları da kirletiyor.

'Yapıt, tüketim eşyası oldu'

-Bu noktada “Talebe veya arza göre değil, kendin kalarak değişmek” mümkün mü?

En zoru da bu. Sanat dün de böyleydi ama daha naif bir durumu vardı. Bugün tamamen kapitalist, tüketim ekonomisiyle ayrılmaz bir parça haline geldi. Dolayısıyla sanat yapıtı bir tüketim eşyası veya borsa kâğıdı haline geldi. El değişerek değeri artan veya azalan, manipüle edilebilen bir oyuncak haline geldi. Ve sanatçı, artık sanatıyla baş başa değil. Sanatın anlamını, değerini, yaygınlığını oluşturan sistemler var. Yani sanatı artık sanatçı yapmıyor. Bir altyapı kuruldu, tamamen ekonomiyle kurulmuş. Bunun da tüccar kuşakları oluştu. Koleksiyonerler bile spekülatif gibi davranıyorlar. Eskiden koleksiyoner alırdı işini, yıllarca saklardı. Şimdi iki yıl sonra müzayedelerde görüyorsunuz verdiğiniz işi. Sanata bakış değiştiği için sanatçının kendiyle temasını da yozlaştırdı. Öyle ki artık sanatçı kendi dünyasını değil, yaşadığı düzeni savunur hale geldi. Kimlik iddiası geçersiz bir böbürlenme gibi görünmeye başladı. İşte bu sıkıntıları en hafifinden başlayarak 45 yıl içinde yaşamış biri olarak konuşuyorum.

'Barış mümkün değil'

-“Bu benim barış önerim” dediğiniz, Afrikalı insanlardan oluşan bir bölüm var sergide. Sizce mümkün mü barış?

Barışı önermek mümkün (gülüyor). Barışın kendisi mümkün değil. Kavganın, savaşın yarattığı hasarı en aza indirgeyecek ölçüde kamusal veya küresel vicdan yaratmak mümkün. Bu masum coğrafyalar içinde Afrika’nın benim için çok özel bir yanı var. El değmemiş bir güzellikleri var. Bu nedenle de sömürülüyorlar aslında. Bu bana haksızlık gibi geliyor. Onların o “mask” geleneklerine de benzeyen yüz bezemesi düşündüm. Bir anlamda bizdeki alın yazısı değişinin bir yansıması oldu.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer