A+ A-

Atalarımızdan miras kalan virüs: Herpes

Günümüzün en yaygın viral sorunlarından birisi olan HPV (Herpes virüsü) antik atalarımızdan birisinden miras kalmış olabilir. Yapılan son araştırmalarda bulunan antropolojik kanıtlar, bu virüsün ilk kez primat bir atamıza bulaşarak insan türüne geçmiş olabileceğini gösteriyor.
Yayınlanma tarihi: 04 Ekim 2017 Çarşamba, 09:35

[Haber görseli]Atalarımız, biz henüz insana evrilmeden önce günümüzde oldukça yaygın bir enfeksiyon olan, Herpes’e yakalanmışlardı! Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 50 yaşın altındaki yetişkinlerin üçte ikisinin, ağız çevresinde etkin olan Herpes virüsü ile enfekte olduğunu, altı kişiden birindeyse genital (üreme organları çevresindeki) Herpes virüsünün bulunduğunu tahmin ediyor.

Öte yandan, cinsimizin erken üyeleri ile daha uzak bir primat akraba arasında bir karşılaşma yaşanmasaydı, Herpes’in cinsel versiyonundan kaçınmamız mümkün olabilirdi.

Genital uçukların sorumlusu, Paranthropus Boisei adıyla bilinen bir primat. Bu primatın dişleri o kadar büyük ki “Fındıkkıran Adam” takma adıyla da anılıyor. Bu gerçeği, Herpes’in kökeni konusunda araştırma yapan, virolog ve antropologlardan oluşan bir ekip keşfetti.

Ekibin istatistiksel dedektiflik çalışmaları, coğrafi bağlantıları ve fosilleri içeren kanıtlarıyla birlikte pazar günü “Virus Evolution” adlı dergide yayınlandı.

HERPES’İN YÜZLERCE TÜRÜ VAR

Herpes virüsleri eski oldukları oranda çeşitlidir de; tespit edilmiş 100’den fazla Herpes türü var. Bunlardan özellikle 8 tür virüs, sürekli olarak insanlara bulaşarak su çiçeği ve mononükleoz gibi hastalıklara neden oluyor.

Genel olarak Herpes olarak adlandırdığımız şey; iki çeşit iyileştirilemeyen tür olan Herpes Simpleks Virüs / HSV-1 ve HSV-2’dir. Beslenme yollarında rastlanan ağız kuruluğu, hemen hemen her zaman HSV-1’den kaynaklanır. HSV-2 ise tipik olarak cinsel yollarla bulaşır.

En yakın yaşayan akrabalarımız olan goriller ve şempanzelerde de Herpes Simpleks enfeksiyonlarına rastlanıyor. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden bir virüs uzmanı olan Charlotte Houldcroft, “Diğer her primat türü yalnızca Herpes Simpleks virüsü taşıyor” diyor.

Houldcroft ve meslektaşları, iki primatın (Paranthropus Boisei ve Homo Erectus) uzun süre önce gerçekleşen karşılaşmasında hikayenin neden farklı sonuçlara yol açtığını açıklıyorlar.

Bilim insanları daha önce Herpes’in gen haritasını incelemiş ve viral soy ağacı ortaya çıkarmıştı. Ağız çevresinde görülen Herpes, HSV-1, Washington Post’un 2014’te bildirdiği üzere insanlar ve şempanzelerin birbirinden ayrıldığı 6 milyon yıl öncesinden beri hayatımızdaydı.

Araştırmacılar, yeni çalışmalarında HSV-2’nin şempanze atalarımızdan insan soyuna 1.4 milyon yıl önce bulaşmış olması gerektiğini keşfettiler.

Houldcroft ve meslektaşları, primat türlerini olası bulaşma yollarıyla ilişkilendirmek için “Bayes Ağı” adı verilen istatistiksel bir model kullandı.

YANLIŞ YER, YANLIŞ ZAMAN…

Araştırma yazarları, tarih öncesi 30 tür içinden olası zanlıları yarım düzineye kadar indirdi. Olası ilk antik hasta, paleontolojik zaman ve coğrafi mekanı bir insan atası ile paylaşıyor olmalıydı.

Houldcroft “Neredeyse bir cinayete ilişkin sırları çözmek gibiydi: Kimlerin sebep ve fırsatı vardı, doğru zamanda ve doğru yerde olan kimdi? Bunları araştırdık” diyor. Modelin kullandığı olası senaryoda, Paranthropus Boisei, Homo Erectus adlı bir insan atasına virüsü bulaştırıyor. San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bulaşıcı hastalık araştırmaları yapan ve evrimsel biyolog olan Joel Wertheim araştırma hakkında “Tarih yazıyorlar” ifadesini kullanıyor.

2014 Herpes genom incelemesini gerçekleştiren ekibin bir parçası olan Wertheim, bu yeni araştırmaya dahil olmamış. Son çalışmayı ise “Bu, atalarımız olan türlere ait coğrafi ve dokusal bir çalışma” sözleriyle değerlendiriyor.

Temel etken, vücut sıvılarının birbirine bulaşması. Houldcroft, “İstediğiniz her türlü korkunç spekülasyonu yapabilirsiniz; zira (nasıl bulaştığından) emin olamıyoruz” sözlerine, ‘ancak cevabın şiddet içerdiğine inandığını’ da ekliyor.

Belki atamız, Paranthropus Boisei’yi öldürüp yemişti. Yahut Homo Erectus, Paranthropus Boisei’nin cesediyle beslendi. Belki de Fındıkkıran Adam, kendisine saldıran bir Homo Erectus’u ısırmıştı.

Wertheim, “Şiddet içeren bir karşılaşma ve beslenme sırasında bulaşmış olabileceği fikri, modern şempanze kaynaklı virüslerin insanlara bulaşma şekline oldukça benziyor” diyor.

Şempanze atalarını parçalayan o insanlar, bulaşıcı HIV virüsüne maruz kalan ilk insanlardı.

BAZI CEVAPLANMAMIŞ SORULAR

Smithsonian Üniversitesi İnsan’ın Kökenleri Programı’nda paleoantropolog olan Rick Potts, bu senaryonun akla yatkın olduğunu söylüyor. Kanıtların, türlerin 2 milyon ve 1.5 milyon yıl önce karşılaşmış olduğunu kesin biçimde gösterdiğini söylüyor.

Arkeologlar, Homo Erectus tarafından yapılan araçlarla Paranthropus Boisei fosillerini aynı bölgede bulmuştu.

Ancak Potts, ‘Homo Erectus’un Paranthropus gibi bir primatın taşıdığı HSV-2 virüsüne yakalanması olasılığına tamamen ikna olmadığını’ da belirtiyor.

“Paranthropus Boisei, atası olan şempanzeden bu virüsü kaptığı halde neden Homo Erectus’ta öyle olmadı?” diyerek şüphesini ifade ediyor.

HSV-2, “Homo” (insansı) türüne geçmeden önce, Paranthropus Boisei’de kuluçkalandıysa ve genital dokuları tercih ediyorsa, bu çalışmanın cevaplayamadığı başka soruların da olduğu söylenebilir. Houghcroft, “Bu konu, viroloji uzmanlarının hâlâ cevap bulmak için üzerinde çalıştıkları nokta” diyor.

İlkel virüslerin gelişmeye devam ettiğini ise Wertheim, “Virüsler sürekli olarak diğer türlerden insanlara, özellikle de diğer maymun türlerinden bize bulaşmaya devam edecek” sözleriyle açıklıyor.

“Bu eski patojenlerin (hastalık yayıcılar) nereden geldiğini ve insanların vücuduna nasıl girdiklerini anlamak, gelecekteki olası salgın hastalıkların nerelerde ortaya çıkacağını anlamamıza yardımcı olabilir.” (Ben Guarino)

Yazının orijinali Science Alert‘te yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Comment disclaimer