Kapat
A+ A-

Yazarla kışkırtıcı gencin çatışması

Haftanın filmi ‘Atölye’ günümüz Fransız gençliğine dair saptamalarda bulunuyor.
Yayınlanma tarihi: 22 Haziran 2018 Cuma, 00:03

[Haber görseli]

Fransız öğrencilerle göçmen çocuklarının aynı sıralara oturduğu bir dershanede geçen, Altın Palmiyeli “Sınıf” (Entre les Murs, 2008) filmiyle ünlenen Fransız yönetmen Laurent Cantet ile geçen yıl Cannes’da sürpriz bir Altın Palmiye kazanan “Kalp Atışı Dakikada 120”yle çıkış yapmış senarist- yönetmen Robin Campillo işbirliğinin ürünü “L’atelier- Atölye”, Marsilya dolaylarındaki küçük La Ciotat kentinde, Paris’ten çağrılmış Olivia Dejazet adındaki (Marina Fois) ünlü bir kadın yazarın eğitmenliğinde, yaz mevsiminde düzenlenmiş bir yaratıcı yazarlık atölyesinde ve kollektif bir polisiye roman yazacak olan yeniyetme katılımcıları arasında geçiyor. 2017’de Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümüne seçilip ödül almasa da beğenilmiş olan “Atölye”, farklı etnik, ideolojik, dinsel köken ve kültürlerden gelen, yazar adayı, 5’i erkek 2’si kadın toplam 7 gençle tanınmış romancı Olivia’nın ilişkilerine odaklanırken zamane gençliğinin aslında içler acısı durumunu akla getirerek, ifade özgürlüğünün genişletilmesine, toplumsal kaynaşmanın gerekliliğine de değinen, yer yer seyirciyi de düşüncelere gark ederek temelde ‘zamanımızın ruhunu’ estiren, bol diyaloglu, ilginç ve sürükleyici bir dram.

İyimser dozda bir son

Konusunun, vaktiyle binlerce işçinin çalıştığı ama çeyrek asır önce kapatılmış büyük bir tersaneyle ortadan yok oluvermiş emekçilerinin bulunduğu kentin geçmişini ve zamanla değişmiş sınıfsal yapısını kapsayan yakın tarihiyle de ilişkilendirilebilecek bir kara dizisuç romanı olması kararlaştırılıyor. Yazar Olivia’nın rehberliğinde bir araya gelip habire tartışarak ortaya tasarladıkları polisiye romandan metinler sunan Antoine (Matthieu Lucci), Etienne (Florian Beaujean), Boubacar (Mamadou Doumbia), Benjamin (Julien Souve), Fadi (Issam Talbi), Lola(Melissa Guilbert) ve Cezayir asıllı Malika’dan (Warda Rammach), bolca kan-şiddetsapıklık içeren taslak romanındaki katille özdeşleşen, saldırgan, asabi tavırları ve kışkırtıcı, ırkçı düşünceleriyle grupta gerilim yaratan, yaptıkları eski tersane gezisinde de tekil takılan Antoine en çok ilgisini çekiyor rehber (ya da bir çeşit moderatör konumundaki) Olivia’nın. Yaptıkları atış talimlerinde herkes ıskalarken tam hedefi bulan Antoine kim içinden birini öldürmeyi geçirmez ki der. Cezayir asıllı Malika’ysa vaktiyle tersanede çalışmış olan dedesinden duyduklarını, bir tankerin denize indirilişinde meydana gelen felaketi anlatır. Olivia, aşırı sivri sözleri-davranışları nedeniyle atölyeden kovduğu, kafası suç, şiddet, terör işlerine iyi çalışan Antoine’ı gidip evinde ziyaret eder, aslında yazdığı son romanındaki ana karakterini daha iyi betimlemek amacıyla ondan fikir almak içindir bu ziyaret.

Sonrasındaysa meraktan nefrete ve arzulamaya giden dürtülerle zaten seksi bir kadın olan Olivia’yı röntgenci gibi izleyip kaydeden Antoine’ımızın gece vakti dolunayda silah zoruyla evinden kaçırıp kadını ölümüne korkuttuğu, silahını da aya sıkarak işi heyecanlı bir gerilim filmine çevirdiği bölüm geliyor. Yönetmen Cantet’nin iyimser dozda bir sonu yeğlediği finaldeyse habis düşüncelerinden sıyrılıp bir tankere tayfa yazılarak şiddete eğilimli, ırkçı görüşlü beyaz alt sınıftan Fransız gencinden yeni ufuklara doğru yol almakta olan yeni bir Antoine’ı görüyoruz güvertede çalışırken.. Günümüzde Avrupada özellikle göçmenlere yönelik yabancı düşmanlığından beslenerek gitgide yükselen ırkçılık-milliyetçilik dalgasına karşı, bildik radikal dinci terör örgütlerinin Paris’te Charlie Hebdo dergisine ya da Bataclan diskotekine saldırıları gibi terörizmin doruğa çıktığı, kanlı toplukıyım eylemlerinin gölgesinde yaşamakta olan Fransız gençlerinin şiddet-terör yanlısı (ya da karşıtı) eğilimlerine dair gözlemlerle saptamalarla süregelen atölyedeki kolektif polisiye roman yazma çabaları ekseninde yaklaşık 110 dakikaya yayılan bu “Atölye”, kameraman Pierre Molin’in görüntüleri, Edouard Pons-Bedis Tır ikilisinin müzikleri, (Marina Fois dışında) tümüyle amatör oyuncularının azimli, şevkli, içten performansları ve düşündürücü diyaloglarıyla, özene bezene yazılıp çekilmiş ve meraklısının kesinlikle kaçırmayacağı cinsten Fransız yapımı, sıradışı bir toplumsal gerilim seyirliğine dönüşüyor sonuçta.

Cumhuriyet İMECESİ