A+ A-

Osmanlı'dan Sibirya'ya bir Ermeni kadının mücadelesi tiyatroda: Zabel Yesayan

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Türkiye’de son dönemlerde tanınmaya başlayan bu özel ismi tiyatro sahnesine taşıdı.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 09 Mart 2017 Perşembe, 14:16

ZEYNEB DUYGU / BAS GAZETESİ - Zabel Yesayan, Osmanlı’nın ilk üniversite eğitimi alan kadınlarından biri. Ermeni kırımı sırasında sürgün listesinde yer alan tek kadın aydın. Çok sayıda esere sahip bir edebiyatçı. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Türkiye’de son dönemlerde tanınmaya başlayan bu özel ismi tiyatro sahnesine taşıdı. Tamamen kadınlardan oluşan bir ekibin sahneye koyduğu oyuna imza atanlardan biri de Aysel Yıldırım. Bas Gazetesi’ne konuşan Yıldırım, Yesayan’ın pek çok açıdan ilklerin kadını olduğunu ifade ediyor.

Yıldırım, BGST içerisinde feminist bir yapının da bulunduğunu ifade ederek, Zabel Yesayan ile tanışma sürecini paylaşıyor. Yesayan’ın da içerisinde olduğu 5 ayrı kadın yazarı tanıtan “Bir adalet feryadı” isimli kitabın çalışmalarında yer aldıklarını ifade eden Yıldırım, Yesayan’ın hayatının ve yaptıklarının kendisine ilgi çekici geldiğini belirtiyor. Zabel Yesayan’ı “Çok güçlü bir kadın. Dönemi içerisinde çok mücadele etmiş bir kadın. Çok iyi bir edebiyatçı” diye anlatan Yıldırım, Osmanlı döneminde Meşrutiyet dönemi ile birlikte yükselen bir kadın hareketi olduğunu, bunların içerisinde Ermeni kadınların da bir sufraje nesli olduğunu dile getiriyor. Ermeni kadınlar, bu dönemde dergicilik ve edebiyat yapmışlar. Zabel Yesayan ise onların arasında öne çıkanlardan biri. Yesayan, sadece edebiyat değil, siyaset alanında da öne çıkan bir kadın.

1915 kırımında 24 Nisan gecesi aydınlar için oluşturulan sürgün listesindeki tek kadın olan Yesayan için Yıldırım, “Aslında pek çok açıdan ilklerin kadınıydı” diyor. Yıldırı, listede yer almasına rağmen kaçmayı başarmasını ise Zabel Yesayan’ın cesaretine ve şansına bağlıyor ve şunları da ekliyor:

“Hem çok cesur hem de o cesaretin verdiği şansla kaçmış bir kadın. O sayede kurtuluyor ve pek çok aydınla aynı kaderi paylaşmıyor.”

Bir sürgün hayatı…

Yıldırım, oyunda Zabel Yesayan’ın tüm hayatını sergilediklerini söylüyor. Ama sadece Yesayan’ı değil, etrafındakileri de kadınları esas alarak anlatmışlar. Zabel Yesayan’ın tüm yaşamı anlatılıyor oyunda.

Oyunun kurgusunu şöyle anlatıyor Yıldırım: “Şöyle bir kurgu yaptık. 1915’ten sonra bir sürgün hayatı başlıyor Zabel için. Anavatanından kaçıyor. Önce Sofya’ya sonra Tiflis, tekrar Kilikya’ya dönüyor, ardından Fransa’ya gidiyor. Ve büyük bir sürgün hayatının sonu olarak adlandırıyor Sovyetlere gidişini. Sovyetlerde de Stalin’e tosluyor diyebiliriz. Stalin’in büyük temizlik yaptığı dönem. Oraya davet almış ve yazarlar birliğinin başkanı olarak oraya gitmiş olmasına rağmen içeri alınıyor ve bir daha çıkamıyor. Bütün hayatı boyunca kaçıp anavatanına gelerek rahatladığı noktada bir hapis hayatıyla karşılaşıyor ve en son orada hapishanede ölüyor. Bu dönemi benim için çok enteresan çünkü şöyle bir kurgumuz var. Sorguda görüyoruz Zabel’i bir Sovyet yargıcı tarafından sorgulanırken ve o hücrenin ve sorgu ortamının karanlığına inat direniyor, teslim olmamaya çalışıyor ve geçmişine sığınıyor. Kapılar aralanıyor; hafızasında kapılar aralanıyor. Geçmişinden anlar ortaya çıkıyor… Burası çok etkileyici.”

“Zabel pes etmediği anlarda kurtuluyor”

Yıldırım için Zabel Yesayan’da kendisini en çok etkileyeni sorduğumuzda “Ben Zabel’in direnme biçiminden çok etkileniyorum” diyor. Yıldırım, Zabel’in son derece dirençli, bunalıma düşmeyen, sabreden ve direnen bir kadın olduğunu belirtiyor. Yıldırım, bu zorluklar içerisinde yorgun düştüğü çelişkilere düştüğü çok fazla an olduğunu belirtiyor ama buna rağmen de şunları dile getiriyor: “Hayat ölüm ya da kalım noktasına geldiği anda Zabel’e inanılmaz bir güç geliyor. O mücadele azmi bence pek çok kadında var. Çünkü faşizmin sana yaşam alanı bırakmadığı noktadaki cesaret o. Birden bir yaşama gücü ve isteği ile dolup davrandığı anlar var. O anlarda pes etmiyor ve işte o anlarda kurtuluyor.” Bunu da oyunda bir yetimhane sahnesiyle anlattıklarını ifade ediyor Yıldırım. Patrikane tarafından Adana’ya gönderilen Zabel’in buradaki zorluklar ve Osmanlı’nın soykırım politikalarına karşın çabası yansıtılmış oyuna.

Yıldırım oyun için faydalandıkları kaynakları da bizlerle paylaşıyor. “Silahtarın Bahçeleri” yazarın çocukluğu ve ilk gençlik yıllarını anlattığı bir kitap. Yıldırım, bu kitaptan oyun için fazlasıyla yararlandıklarını ifade ediyor. Kitabın ise ikinci cildinin olduğunu paylaşıyor fakat bu ikinci cilt Sovyetlerde yazılmış ve basılmadan imha edilmiş. Yıldırım, “Biz bu kısmına hiç ulaşamadık. Onu da hayal ettik. Hayatının ikinci kısmını diğer yazdığı şeylerden uyarladık” diyor. Adana katliamındaki tanıklığını anlattığı ‘Yıkıntılar Arasında’ kitabı, diğer kitapları, gazete ve köşe yazıları, hikâyelerinden yararlandıklarını anlatıyor Yıldırım.

“Oyunumuz tamamen kadın emeği”

Tiyatro, 8 Mart şenliği kapsamında sahnelenecek. Kendilerinin sürekli dua okur gibi replikleri her yerde replikleri tekrar ederek oyuna hazırlandıklarını anlatan Yıldırım, “insanların bize deli gibi bakmalarına rağmen bunu yaptık. Bizim için büyük bir heyecan” diyerek aktarıyor duygularını. Bunun tamamen kadın emeği ile ortaya çıkmış bir proje olduğunu da belirtiyor Yıldırım: “Oyuncular kadın, yazarlar kadın. Sevilay Saral, proje danışmanımız. Işıkçımız, efektçimiz, kostümlerimizi yapanlar hep kadınlar. Bu anlamda farklı ve alternatif bir ortam içerisinde işimizi yapıyoruz” diyor. Yıldırım, erkeklerin de desteklerinin olduğunu da eklemeden geçmiyor.

Zabel Yesayan’ın eserleri

Yesayan, hayatı boyunca şiirler, fıkralar, romanlar, hikâyeler ve tiyatro oyunları kaleme aldı. Zabel Yesayan’ın hayatı ve fikirleri diğer dört kadın yazarla birlikte “Bir Adalet Feryadı” isimli çalışmada, Lerna Ekmekçioğlu ve Melissa Bilal’in editörlüğünde 2006 yılında Aras Yayınları tarafından yayınlandı. Yesayan’ın Yıkıntılar Arasında isimli eseri yine Aras Yayınları tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Yazar burada Adana katliamı dönemindeki tanıklıklarını aktarır. Bu eserle yazar Ermeni tanıklık edebiyatının da kurucusu olarak nitelendirilir. Silahtarın Bahçeleri isimli romanı ise Belge Yayınları’ndan çıktı. Yazar kitaba adını da veren doğduğu sokak Üsküdar’daki Silahtarın Bahçeleri’nde geçen ve sonrasındaki çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlatır. Yazarın diğer eserleri ise Meliha Nuri Hanım ve Sürgün Ruhum’dur.

İki perdelik yeni oyun "Zabel" Mart ayında seyirci ile buluşuyor!

6 Mart Pazartesi 20:00 Boğaziçi Üniv. Demir Demirgil Salonu
8 Mart Çarşamba 16:00 Bursa Nazım Hikmet Kültür Evi
12 Mart Pazar 20:00 Caddebostan Kültür Merkezi
20 Mart Pazartesi 20:30 Moda Sahnesi
26 Mart Pazar 17:00 Boğaziçi Üniv. Demir Demirgil Salonu

BAS GAZETESİ

Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Nazım Hikmet