Durum değerlendirmesi

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden 18 gün geçti. En sonunda, İstanbul Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na önceki gün başkanlığı kazandığına dair tutanak verildi.
Yayınlanma tarihi: 19 Nisan 2019 Cuma, 01:40

[Haber görseli]

Türkiye’nin 1950’den bugüne 69 yıllık seçim tarihinde ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyoruz. Seçimi kazanan Belediye Başkanı’na tutanak adeta zorla veriliyor.

Bu konuda AKP’nin stratejisi, seçim gecesinden itibaren, İstanbul seçimleri konusunda bir “şaibe” algısı yaratmaya dayanıyordu. Bu politika, AKP’nin YSK’ye verdiği olağanüstü itiraz dilekçesinde de görülmektedir.

Ekrem İmamoğlu, 17 günlük bu süre içinde soğukkanlılığını kaybetmedi. Olağandışı bir yola sapmadı.
CHP İstanbul örgütü bu konuda çok iyi bir imtihan verdi. Özellikle Maltepe ilçesindeki oy pusulalarının tekrar sayımı sırasında olağanüstü bir özveri ile oy pusulalarının bulunduğu torbalara gece gündüz sahip çıkıldı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin belediye başkanlarının seçiminde etkin rol oynadı ve onları kararlılıkla savundu. 17 günlük sinir gerginliği yaratan İstanbul Belediye Başkanlığı sürecinde de hukuk yolundan ayrılmadan kararlılıkla yoluna devam etti. Başarılı sonucun alınmasında etkili oldu.
Cumhuriyet gazetesi de bu süreçte, halkın bu direncine destek oldu. Manşetleri, haberleri ile olayları okuyucuya en doğru biçimde duyurdu. Dik duruş sergileyerek demokrasi mücadelesine katkıda bulundu.

AKP, YSK’ye yeni bir itiraz yaptı. Olağanüstü itiraz adı verilen bu dilekçede seçimlerin yinelenmesi isteniyor.
AKP sözcüsüne göre seçimlerde organize usulsüzlük var. AKP sözcüsünün verdiği dilekçe ve yaptığı açıklamadaki şu sözler bir mizah olarak demokrasi tarihine geçecektir:
“Ne yapıldı bilmiyorum ama CHP’ye yarasın diye yapıldı.”
“İleriye sürdüğümüz doğru olmayabilir ama YSK incelesin istiyoruz.”
“Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu.”
Bu sözlerin hukukta karşılığı yoktur.
AKP’nin ileriye sürdüğü usulsüzlükler, seçim öncesi işlerle ilgilidir ve YSK, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarını ilgilendiren süreçleri kapsamaktadır.
AKP’nin itirazları aslında seçim listeleri ve sandık kurullarıyla ilgilidir. Oysa yasaya göre bu konudaki itirazların zamanı çoktan geçmiştir. 31 Mart öncesinde açıklanan bir seçim takvimi vardır ve bu itirazların o takvim içerisinde yapılması gerekiyordu. AKP’nin yaptığı itirazlar için zaman geçmiştir. Olağanüstü itirazın, seçim günü seçmen iradesinin sandığa yansımasını engelleyen olayları kapsaması gerekir.

AKP’nin itirazı seçim gününü değil, ama seçim öncesini sorguluyor. Bu itirazların seçim yasasında ve seçim hukukunda bir yeri ve değeri yoktur.

Ancak AKP’nin olağanüstü itirazı YSK’nin gündemindedir. Bugün İstanbul Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçim, YSK’nin yasadışı bir kararı ile iptal edilirse toplumsal bir kaos olur. Ancak sonuçta bu iptal CHP ve İmamoğlu’nun işine yarar. Çünkü böylesi bir YSK kararı büyük bir haksızlık, hukuksuzluk ve mağduriyet oluşturur. Türk halkının seçimlerde mağdurdan yana tavır alma geleneği unutulmamalıdır.

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ