Kapat
A+ A-

Suruç katliamı sanığının sorgusunda hakim çok sıkıldığını söyleyerek ara verdi

Suruç katliamı sanığı polis Ahmet Oğuz Davarcı, görevi kötüye kullanma suçlamasıyla olaydan 2.5 yıl sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın ardından idari soruşturma geçiren polis, suçu Gaziantep, Adıyaman ve Şanlıurfa istihbaratına atarak, “Canlı bombanın fotoğrafı gelmiş olsaydı şahıs tanınırdı ama engellenemezdi” dedi.
Yayınlanma tarihi: 14 Şubat 2018 Çarşamba, 14:00

[Haber görseli]

Suruç katliamında sorumluluğu olduğu gerekçesiyle görevi kötüye kullanma suçlamasıyla Suruç Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada tutuksuz yargılanan iki polisten biri olan Ahmet Oğuz Davarcı, bugün ilk kez ifade verdi. Diğer sanık polis Ali Koçak'ın ise Kırşehir'de başka suçtan tutuklu olduğu öğrenildi. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen talimat duruşmasına sanık polis Ahmet Oğuz Davarcı ve katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ve avukatları katıldı. Duruşmayı Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne bağlı polisler de izledi. Avukatların oturduğu sıralarda ise adliyede görevli özel güvenlik görevlileri bekledi.

 MOBESE kayıtları gelmiyor

Sanık polis Davarcı, kimlik tespiti sırasında komiser yardımcısı olduğunu, olay tarihinde Suruç'ta terör büro amiri olarak çalıştığını söyledi. Katliamdan 1 hafta sonra hakkında idari soruşturma açıldığını, soruşturma sonunda ise herhangi bir ceza almadığını kaydetti. Saldırı öncesinde yaklaşık 300-400 kişinin Kobani'ye destek için Suruç'a geldiği için il emniyet müdürlüğünce görevlendirme yapıldığını, 40 çevik kuvvet polisi ile iki TOMA aracının takviye güç olarak ilçeye geldiğini belirtti. Olay günü saat 08.00'de görev başı yaptığını belirten sanık polis, Şanlıurfa Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürü Oykun İyigün ve ilçe emniyet müdürü Mehmet Yapalıal ile görüştüğünü, ikilinin kendine şüphelendiği kişilerin kimliğini tespit etme görevi verdiğini söyledi. Bunun MOBESE kayıtlarında da görülebileceğini kaydeden Davarcı, “Israrla görüntüleri istememe rağmen kayıtlar çıkarılmadı. MOBESE merkezinde görevli polis Tanju Gündüz'e bu konuyla ilgili talimat verdim, görüntü çıktığında haber vermesini istedim” dedi.

 Gözle süzerek takip etmişler

Sanık Davarcı, ilçe emniyet müdürü Mehmet Yapalıal'ın talimatıyla ilçeye takviye güç olarak gelen TOMA araçlarından birinin patlamanın meydana geldiği yere 500 metre mesafede bulunan ilçe emniyet müdürlüğünün önüne, diğerinin de patlamanın olduğu yere 600 metre mesafede bulunan polis merkezine yerleştirildiğini söyledi. Sivil giyimli bir polis ekibini patlamanın olduğu Amara Kültür Merkezi'nin girişine yerleştirdiğini anlatan Davarcı, “İlçe müdürü Yapalıal, kültür merkezine girenlerin kimliğini sorgulamalarına gerek olmadığını söyledi. Ben de gözle süzerek şüpheli gördükleri kişilere müdahalede bulunmalarını istedim” dedi.

Soruşturmayı da yürütmüş

Patlama gerçekleştikten sonra savcı ile görüşerek, kameri kayıtlarını bizzat kendisinin topladığını söyleyen Davarcı, delillerin hepsini Şanlıurfa TEM Şube Müdürlüğü ekiplerine bizzat teslim ettiğini ifade etti. Davarcı, iddianamede kendisine yöneltilen eylemi gerçekleştiren kişinin çatışma bölgesine gideceğine ilişkin suçlama ile ilgili, “Resmi yazı bombalı eylem yapılacağı ile ilgili bir yazı değildir. Terör nitelikli kayıp şahıs yazısıdır. İddianamede belirtildiği gibi eylemi gerçekleştiren şahsın çatışma bölgesine gideceği yazmıyor” dedi.

 “MİT'ten sana ne' diyorlar”

Canlı bomba Abdurrahman Alagöz'ün Adıyaman'da IŞİD'e katıldığını söyleyen Davarcı, “Bu şahsı deşifre edemeyen sorumlular İstihbarat Daire Başkanlığı, Adıyaman İstihbarat Şube Müdürlüğü, Gaziantep İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Şanlıurfa İstihbarat Şube Müdürlüğü'dür. MİT'i söylemiyorum bile. Söyleyince 'MİT'ten sana ne' diyorlar” dedi. Canlı bombanın kaybolduğu günden eylemi yaptığı güne kadar ihmali olan herkesin yargılanmasını isteyen Davarcı, salonda bulunan müşteki ailelerinden özür diledi. Bu sırada bir yakın “Sen benden özür dileyemezsin. Beni 17 yaşımda babasız bıraktın” diyerek tepki gösterdi.

“Engellenemezdi”

Ardından sanık polisin çapraz sorgusuna geçildi. Müşteki yakınlarının avukatlarından Kazım Bayraktar, canlı bomba hakkındaki istihbari bilginin ne zaman geldiğini sordu. Sanık Davarcı, katliamdan 32 gün önce geldiğini belirtti. Avukat Bayraktar, sanığa, HDP'nin Haziran 2015'teki Diyarbakır mitingine yönelik saldırıyıanımsatarak, “Böyle bir acı olaydan sonra fotoğrafını isteme gereğini neden duymadınız” diye sordu. Davarcı da, “Resmi yazıda fotoğrafı gelmiş olsaydı şahıs tanınırdı ama engellenemezdi” diye yanıt verdi. Davarcı, “Eylemcinin gömleğinin altındaki kabarıklık kamera görüntülerini izleyen görevlilerinin dikkatini çekerken sizin dikkatinizi nedençekmedi” diye soran avukat Bayraktar'a, “Onu bana değil, tutanağı tutanlara sormak gerek” yanıtını verdi. Avukat Bayraktar'ın patlamanın ardından gaz bombası atılması emrini kimin verdiği sorusuna da, “Ben vermedim. O yüzden telsiz kayıtlarının bulunmasını istiyorum”şeklinde cevap verdi.

Çapraz sorgu devam ederken yargıç, çok sıkıldığını, çay içmek için ara verdiğini söyleyerek duruşmaya ara verdi. Yargıç Ferah Yılmaz, sanığa savunmasını yaparken de sık sık sözlerini toparlamasını, başka işleri olduğunu söyledi. 

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler