Ayazda sıcak direniş

Direnen işçiler, "Yerimize eğitimsiz elemanlar konuldu. Burası TÜVTÜRK’ün bir numaralı istasyonuydu. Trafik polisleri gelip burda eğitim alıyordu. Çoğumuz motor öğretmeni, tekniker. Sistemi oturtan bizdik burada" diyorlar.
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2018 Salı, 10:20

Fotoğraflar:Vedat Arık

TÜVTÜRK araç muayene istasyonu işçileri Eskişehir’de 35 gündür, Muğla’da 136 gündür, Şanlıurfa’da da 38 gündür direnişte. Nakliyat İş Sendikası’na üye oldukları için işten çıkarıldılar. Atılanların bir bölümü, ehliyet borcu ve eğitim senedi yüzünden icraya verildi. Eskişehir’deki direnişçileri dinledik. İstasyonun önünde durmalarına izin verilmemiş. Yan taraftaki tarladan da jandarma eşliğinde çıkarılmışlar. İçerdeki dışardaki işçiler birbirlerini görmesin diye istasyonun etrafına çit çekilmiş. İşçiler, yolun karşısında sendikanın getirdiği konteynırda nöbetteler şimdi. İşçileri oradan da kaldırmak istiyorlar. Geçen Cuma günü önce Karayolları, sonra da Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri gelmiş. İşçiler ise kararlı.“Gerekirse Bozdağ’a çıkarız, işe dönene kadar vazgeçmeyeceğiz” diyorlar. Sık sık içeriyi duman bassa da hiç olmazsa üşümüyorlar. Öğle yemeklerini Tepebaşı Belediyesi karşılıyor. Muayeneden çıkan, yoldan geçen araçlar, korna çalıp selam vermeden geçmiyor. Destek ziyaretlerine de kapıları ardına kadar açık.

Geri döneceğiz

Oğuzhan Çelik. Gökhan Yavaş. Saffet Oktay

Saffet Oktay, Reysaş’ın işlettiği istasyonda 10 yıllık teknisyen. 36 yaşında. Üç çocuk babası. İki çocuğu ilkokula gidiyor. “Eskişehir iklim şartlarının çok zor olduğu bir şehir. Biz bu gördüğünüz soğuğu meşhur Bozdağ’ın yamacındayız. Önce amirlerimize dedik ki, içerisi çok soğuk. Isıtma sistemi radyanlar var. Yakmadılar. Bizi mağdur ettiler” diyor. Bu durumu bir arkadaşları vasıtasıyla Çalışma Bakanlığı’na şikayet etmişler.

Birkaç hafta sonra bakanlıktan denetime gelmişler: “Müfettişler soğuğu da gördü. O arkadaşımız da üşüdüğümüzü anlattı. Görevliler gidince amir bizi topladı. ‘Şikayet eden ve görevlilerle konuşan arkadaşlarınız işten atılacak’ deyince biz şok olduk. O zaman sendikaya başvurma kararı aldık.” Nakliyat İş, Reysaş’ta üç gün içinde yasal çoğunluğu sağlayıp bakanlığa yetki başvurusu yapınca, öncü işçilerden 14’ü, şubat ayında İş Kanunu’nun 25/2. maddesi gerekçe gösterilerek işten çıkarılmış. Oktay, sonraki süreci şöyle anlatıyor: “45 gün boyunca önlüklerimizi giydik. Dik durduk. Arabulucu görüşmelerinde iddialarını ispat edemediler. Biz de suç duyurusunda bulunmuştuk. 4 Nisan’da atılan arkadaşlarımız geri aldındı. Ama yasalar işvereni kayırıyor. Yasal çoğunluğu sağladığımız halde işverene itiraz hakkı tanıyor. Beş ilde yetki alma sürecimiz devam ediyordu. Üçüncü mahkememiz 30 Ocak 2019’da. Bu mahkemede karar çıkacağı, yetki alacağımız söyleniyordu. Kasım ayında yine baskıyı artırdılar.” Eskişehir’deki 30 teknisyenin 25’inin sendikaya üye olduğunu söylüyor Oktay. İlk önce bir arkadaşlarına, tanıdığının aracını usulsüz muayene ettiği yönünde iftira atılmış. Sonra gerçek ortaya çıkmış. Birkaç hafta sonra sendika üyelerine tazminatlarınızı alın gidin baskısı başlamış. Tazminatını almak isteyen sendikalı değilse gönderilmemiş. Oktay, atıldığı gün 15.00 molasında amirinin onu çağırarak, “Sivrisaray ilçesine daimi olarak gönderileceksin” dediğini aktarıyor: “Daha önce böyle durumlarda gönül rızası aranıyordu. Örgütlenmeyi bitirmek için tuzak. Kabul etmedim. Bizi atarken, üye olmayan çalışanlardan da destek aldılar. Burası beş kanallı, Reysaş’ın en büyük istasyonu. Patron, ‘sendikayı burada bitirirsem diğer yerleri zaten bitiririm’ düşüncesinde. İşe geri dönene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Üstesinden geleceğiz

Engin Güldüren. içeriyi duman basınca borunun yönünü değiştiriyor...

Engin Güldüren, 26 yaşında. 4 yıllık çalışan. Bir buçuk yıllık evli. Eşi de çalışmıyor. Maddi sıkıntıları kendi aralarındaki dayanışmayla aşmaya çalıştıklarını söylüyor. Çıkarılmadan önce yaşadıkları baskılardan söz ediyor: “İstasyon amiri ve yardımcıları, ‘Size burda ekmek yedirmeyeceğiz, sendikayı dağıtacağız’ diyorlardı. Savcılığa şikayet ettik. Baskılara rağmen vazgeçmedik. Dimdik durmaya devam edeceğiz. Bir şekilde üstesinden geleceğiz, yılmayacağız. Burda duramazsak Bozdağ’a çıkacağız...” İstasyonda dörder beşer metrelik kapılar ve kanallar var. Araç muayene sırasında kanala alınıyor. Fren, ön takım kontrolü yapılıyor. Aydınlatmasına bakılıyor. Yarım metrelik çalışma alanı, konumu nedeniyle yoğun ceryan altında. Güldüren, “İşimizi severek yapıyorduk, soğuk bizi sıkıntıya düşürdü. Sağlığımız elden gitmesin dedik. İşveren bir ısıtıcıyı yakmayı bile çok gördü” diyor.

Bir kalemde siliyorlar

Engin Güldüren ve Ercan Atak

İstasyon amiri herkesi servisin ortasına toplayıp hiçkimse bana yakıt için gelmesin. Şirketten talimat bu. Kimse bana radyanlar yansın demesin dedi. Herkes şahit buna...

Ercan Atak, 35 yaşında. 10 yıldır burada. “Sürekli ısıtıcıların yanmaması şikayetimiz vardı. 10 yıl boyunca sürdü. İşten çıkarılma korkusuyla yutuyorduk. Çileyi çektik. Yeni gelenler bir yıl dayanıp gidiyordu. Eski personelden dayanan kalmamıştı” diye söze başlıyor. Onca yılın ardından ve olanlardan sonra ne hissediyor? Atak, “Üzülmemek mümkün değil. İşten atılmak bir yana gururun inciniyor. Sanki hiçbir faydan dokunmamış gibi bir kalemde silip atıyorlar seni. Çoğu arkadaşın ustasıyız. Hepsinin üzerinde emeğimiz var ama sorgulanmıyor” yanıtını veriyor.

Eğitim verdi icralık etti

Ali Osman Karadeniz

İstasyonda işe başlarken 4 bin 300 TL’lik ağır vasita ehliyetinizin olması gerekiyor. İşveren çalışanların maaşından 36 ay taksitle ehliyet parasını kesiyor. İşten çıkarılan işçiler bu nedenle şimdi icralık. Ali Osman Karadeniz. 35 yaşında. Bir oğlu var. İcraya verilmelerini şöyle anlatıyor: “Ehliyet parası ve eğitim senedi yüzünden icraya verildik. Bir yıldır burdayım ben. Ehliyet almamız gerekiyordu. İşveren o parayı takside bölmüştü. Bir de işe başlarken İstanbul’a götürüldük eğitime. Eğitim senedini imzalarken ‘kendi isteğinizle istifa ederseniz eğitim ödemeniz gerekir’ dediler. Şimdi şirket bizi çıkardı sonra icraya verdi. Avukatlarımız itiraz etti...”

Abilerim haklı

Oğuzhan Çelik ve Saffet Oktay

Maaşlar asgari ücretin biraz üzeri. 2 bin civarında. 10 yıllık çalışanla yeni giren arasında 100-200 lira fark var. Bir gün öğlene kadar çalışsak, bir aylık maaşımızı çıkarıyorduk. Bir yıldır bayram parası vermiyorlardı. İki sefer yemekten zehirlendik Şikayetçi olmayalım diye baskı gördük. İşçilere pişmemiş yemekler hala veriliyor.

Oğuzhan Çelik. 28 yaşında. Sendikaya üye olma kararını şöyle anlatıyor: “En yenilerdenim. Sendikaya girerseniz sizi çıkarırız, kesinlikle sendika istemiyoruz dediler.Arkadaşları tanıdıktan sonra davalarının yanında olmamak elde değil. Vicdanım elvermedi, abilerimin yanımda oldum... Amire de haklının yanında oldum dedim. ‘Sendikadan çıkacak mısın’ diye sordu son gün. ‘Hayır’ deyince, seninle akşam görüşürüz dedi, akşam çıkışımı verdi.”

Arabulucu olun

Nakliyat İş, direniş noktalarında örgütlenma çalışmalarına ilk Eskişehir’le başlamış. Sonra Muğla’ya, oradan da Urfa’ya geçmiş. Sendikanın Anadolu Şube Başkanı Ali Özçelik, Muğla’da ücretlerin daha düşük, 1800 TL civarında olduğunu söylüyor. İstasyonların peşin parayla çalıştığını, teknisyenin 300 tane kusuru ezberleyip araç kontrolü yaptığına dikkat çekiyor. “TÜVTÜRK işçilerine sahip çıkmıyor” diyor. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in aracı olmasını istiyor: “Mahkemeler bir, bir buçuk sene sürüyor...”

Süleyman Tosun ve Serdar İncitopu

Eskişehir’deki istasyonu Reysaş işletiyor. İşveren Durmuş Döven ve oğlu Egemen Döven. Muğla ve Urfa’nın işvereni MHP eski Şanlıurfa milletvekili Muzaffer Çakmaklı. Muğla’daki Çakmaklı grup, Urfa’daki Polçak diye geçiyor.

A+ A-