Kapat
A+ A-

Eşkişehir Reysaş İşçileri Direnişi

Anlaşılmaz sözcüklerin altında gizli olan... TÜVTÜRK, TÜV-SÜD, Polçak,Çakmaklı, Reysaş vb...vb… Konunun yabancısı olan biri için anlaşılmaz sözcükler…
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2018 Salı, 15:09

[Haber görseli]

Fotoğraflar: Vedat Arık

Yazarımız Ataol Behramoğlu şiir okuyor...

Eskişehir’in bir yanı Bozdağla sınırlı, bir yanı uzayıp giden Muttalip Ovasında, Eskişehir-Ankara yolunun bir kıyıcığındaki bir küçük prefabrik barakada, bu satırlar yazılmaktayken direnişlerinin yaklaşık birinci ayı dolmakta olan Taşıt Muayene İstasyonu işçilerini ziyaret edip onların sorunlarını öğrenmemiş olsam bu sözcüklerin benim için de bir anlamı olmazdı… Fakat şimdi bu sözcüklerin altında gizlenmiş ne kadar çok insan dramı olduğunu görüyor, biliyor, bilmediklerimi de tahmin edebiliyorum… Şimdi bu bilgileri paylaşmak istiyorum sizlerle…

Araç Muayene İstasyonlarının Öyküsü

[Haber görseli]Motorlu araç sahiplerinin belirli periyotlarla araçlarını zorunlu olarak muayene ettirdikleri iş yerlerine bu ad veriliyor. 2008’e kadar kamuya bağlı olan bu istasyonların bu tarihte yüzde ellisi Ulaştırma Bakanlığına bağlanarak yüzde ellisi özelleştirilmiş. Özelleştirilen yüzde ellinin yüzde yirmisi şu anda Tüvtürk adıyla ve Alman Tüv-Süd’le ortak olarak “Türkiye’nin lider otomotiv ithalatçısı ve en büyük otomotiv distribütörü” olarak bilinen Doğuş Otomotiv’e ait… Yüzde otuzunu ise Reysaş Taşımacılık ve Lojistik Tcrt AŞ ile Türkiye’nin her yöresindeki irili ufaklı şirketler paylaşmış… Özelleştirme sonrasındaki bu satın almalar, paylaşmalar nasıl, neye göre gerçekleşmiş, her bir ayrıca irdelenmesi gereken bir başka konu… Benim şimdi dikkat çekmek istediğim ise, Muğla ve Urfada’ki arkadaşları gibi işten çıkarılan Eskişehir Reysaş Taşıt Muayene İstasyonları İşletmesi AŞ adlı kuruluşun, yine o iki şehirdeki arkadaşları gibi direnişteki işçilerinin sorunları ve talepleri…

Direnişçilerle Tanışma

[Haber görseli]Ali Özçelik, Behramoğlu ile...

Arada bir güneş açsa da kar serpiştirmeye başlayan 12 Aralık Çarşamba sabahı Cumhuriyet ekibiyle Eskişehir’e doğru yol alırken bildiklerim, internet üzerinden edindiğim bilgilerle sınırlıydı… Almanyaya işçi olarak giden Türkler için Almanların söylediği, biz işçi bekliyorduk insan geldi diye bir söz vardır… Barakanın önünde gelişimizi bekleyen direnişteki işçiler, giysilerinin üzerindeki kırmızı önlükleri içinde, sonradan yaş ortalamalarının otuz olduğunu öğrendiğim on on beş kadar pırıl pırıl genç adamdı.

Öğrendiğim bir başka şey, her birinin en az yüksek okul mezunu olduğu, bu işe girmek için ayrıca altmış gün eğitim ve ardından da Ulaştırma Bakanlığından yetki almaları gerektiğiydi. Bunlar bu gerekleri yerine getirmiş uzmanlar, teknisyen işçilerdi. Direnişçileri destek için orada bulunan Nakliyat İş Anadolu Şube Başkanı, yine otuzlu yaşlarındaki Ali Özçelik başta olmak üzere, bu çocuklar eğitim düzeylerinin yanı sıra, şiire, edebiyata, okumaya ilgileriyle de beni şaşırttılar. Yanımda getirmeyi ihmal ettiğim için telefonla rica ettiğim Eskişehir’deki arkadaşlarımın kitapçılarda bulup getirdikleri birkaç kitabımı, bir küçük teneke sobanın yandığı barakada imzalarken yüzlerindeki sevinç ışıltıları görülecek şeydi… İçimden gelerek okuduğum şiir ise dostluğumuzu, dayanışma duygumuzu perçinledi…

İşten Çıkarılma Gerekçesi

Eskişehir Reysaş işçilerinin işten çıkarılma gerekçesi, Gebze Flormar işçilerinin işten çıkarılma gerekçesinin aynısı: 4857 sayılı İş Kanunun 25. Maddesinde belirtilen nedenler. Neymiş bunlar? Özetle söyleyecek olursak, sağlıkla ilgili bazı nedenlerin yanı sıra, disiplinsizlik, çalışma ahlâkına aykırı davranışlar vb… İş sözleşmesinin bu maddesinin 2. bendinin başlığı olan “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri”nden birine uymadığı gerekçesiyle işinden çıkarılan işçiye işverenin tazminat ödeme yükümlülüğü de ortadan kalkıyor. Yasada, işverenin iddiasını kanıtlama zorunluluğuna ilişkin bir madde göremedim. Buna karşılık işçi, işten çıkarılmasının gerekçesi olarak gösterilen nedenlerin asılsızlığını kanıtlamak için yargıya başvurma hakkına sahip! Yani işveren kanıtlama zorunluluğu olmadan sizi ahlâksızlıkla suçlayarak işinize son veriyor. Size ise ahlâk dışı bir davranışınız olmadığını kanıtlamak için yargıya başvurma hakkı verilmiş… Daha ne istiyorsunuz?! Söz konusu yasanın bu vb.maddeleri kaldırılmadığı ya da değiştirilmediği sürece, hukuktan değil köle ve efendisi ilişkisinden söz edilebilir. Flormar, Reysaş vb. işçilerinin işten çıkarılma nedenleri ise çok açık: Sendika üyesi olma yönünde çaba harcayan işçileri tasfiye etmek, buna yeltenecek olanların da gözünü korkutmak… Reysaş Eskişehir istasyonlarının sahibi Durmuş Döven, bana videosu gösterilip dinletilen 18 Kasım tarihli bir konuşmasında “aylarca uğraştım sendikayı iptal ettirmek için” derken inanılmaz bir pervasızlık ve pişkinlikle bu gerçeği dile getiriyor.

Başkaca Öğrendiklerim ve İşverene Birkaç Söz

[Haber görseli]Türkiye genelinde 3000 kadar araç muayene işçisi var. Bunların yarısı sendikalı. Tüvtürk’ün istasyonlarında çalışan 650 işçi sendikalıyken, Eskişehir’le birlikte birkaç ilde daha istasyonları olan Reysaş çalışanı toplam 14o işçi sendikasız. Tüvtür’kün taşeronu başkaca araç muayene istasyonlarında çalışan işçiler de genellikle sendikasız. Nitekim Reysaş Eskişehir Muayene istasyonu işçilerinin yanı sıra,Muğla’da ve Urfa’da işleri ve sendikal hakları için direnişte olan başkaca taşeron firmaların işçileri var. Tüvtürk taşeronu Reysaş ise, Eskişehir’le birlikte toplam beş ilde araç muayene taşeron istasyonları sahibi. Buralarda toplam 140 işçi sendikasız ve sendikal haklarını elde etme çabası ve dşrenişindeler… Reysaş istasyonları sahibi Durmuş Döven belli ki ilginç biri. Sözünü ettiğim konuşmasında gençken solcu, para kazandıktan sonra kapitalist, şimdi de muhafazakâr olduğunu söylüyor. Belli ki o da parasını muhafaza etmek ve daha da arttırmak çabasında… Benim de bu eski solcuya bir çift sözüm olacak: İster solcu, ister kapitalist, ister muhafazakâr, ister ne olursan ol; fakat hepsinin başında vicdan sahibi ve insan olmak gelir… Çağımızda emekçinin insan gibi yaşama hakkına sonsuza kadar karşı çıkamazsın. Eninde sonunda bu hakkı teslim etmek zorunda kalacaksın. Kaldı ki iş yerinde düşmekte olan üretimi ,Ankara’dan,başka şehirlerden geçici olarak getirttiğin işçilerle yükseltemez, , halkımızın o güzel deyimiyle, taşıma suyla değirmen döndüremezsin… Bir araç muayenesi 236 TL.na yapıldığına ve bir işçi bir günde 25-30 araç muayene ettiğine göre, 2200-2500 TL olduğunu öğrendiğim aylık ücreti on araba muayenesi karşılıyor demektir. Kârından fedakârlık yapman seni solcu değil ama daha çok insan yapar ve üstelik iş yerinin üretimini arttırır…

[Haber görseli]Serkan Toptaş

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ataol Behramoğlu