A+ A-

Sınıfa umut olacağız

Beklenilen performans yüksek standartlardayken, maaşlar asgari ücretin altına kalabiliyor. Cargill, kurulduğundan 2009’a kadar ruhsatsız çalıştı. Yüksek maaşlarla personel çalıştırdı. Ruhsatı alınca bir anda değişti.
Yayınlanma tarihi: 26 Aralık 2018 Çarşamba, 13:33

Oğuz Özkan

Fotoğraflar: Vedat Arık

Tekgıda-İş Sendikası’na üye oldukları için işten çıkartılan 14 Cargill işçisi, Gemlik- İznik yolu üzerindeki fabrika önünde 253 gündür direnişte. “Çocuklar iyi yaşasın diye babalar direniyor” pankartını asmışlar, fabrikanın otopark demirlerine. Uludağ’ın soğuğuna karşı direniş çadırında soba yanıyor neyse ki... Buluştuğumuzda, soba üstünde kızarmış salçalı ekmek ve sıcacık çay ikramı karşılıyor bizi. Cargill’de sendikalaşma çabası 2012 yılına uzanıyor. Geçen yılki asgari ücret zammından sonra işçilerden 15-20 kişinin asgari ücretin altında maaş alır hale gelmesi sendikalaşma sürecine yeniden ivme kazandırmış. Tek Gıda İş, 5 Mart’ta bakanlığa yetki başvurusunda bulunmuş. Cargill, İstanbul Ataşehir’deki merkez ofisin de sayıya dahil edilmesini isteyerek, itiraz etmiş. Bakanlık itirazı kabul edince, sendika yeterli sayının altına düşmüş. Merkez ofisteki 100’ü aşkın çalışan, beyaz yakalılardan oluşuyor. İşçiler sendikadan vazgeçmeyince, 14 çalışan 17 Nisan’da işten çıkarılmış. Gerekçe ise nişasta bazlı şeker kotasının düşürülmesi…

İnancımız tam

Yücel Özkan, 33 yaşında. Orhangazi’de yaşıyor. 8 yıllık işçi. İşverenin kotayı bahane ederek ‘küçülmeye gidiyoruz’ dediğine dikkat çekiyor: “ Bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Fabrika ful kapasiteyle üretime devam ediyor. Cargill'’n anayasamıza saygı duymadığı, sendika yüzünden işçisini çıkardığı aleni. Balıkesir’deki Turyağ’da da örgütleniyoruz ama merkez burası. Amaç buradaki örgütlenmeyi kırmak… “ Cargil’in daha önce de sendikal tazminat ödeyen bir ‘sabıkalı’ olduğunu söylüyor. O dönemdeki sendika, işçinin arkasında durmamış. Özkan, mavi ve beyaz yakalıları “iki ayrı dünya” diye özetliyor. Direnişe dair şunları söylüyor: “Suat abi, bize pembe tablo vadetmedi. Zorluklarla karşılaşacağımızı, sürecin uzun soluklu olduğunu biliyoruz. Ona ve kendimize inancımız tam. Nestle direnişi 400 gün sürmüştü. Ordaki arkadaşlarla da konuştuğumuzda, ne kadar önemli bir mücadele olduğunu fark ettik. İlk günkü kararlılığımızla devam ediyoruz. Yorulduğumuzda birbirimizi iteklemeyi biliyoruz. Gardımız düşebiliyor ama direnç kaybı yok. Klişe olacak ama mücadeleyi kazanmak için birlik olmak zorundayız…”

Plaket vereceklerine…

Muharrem Özcan, 48 yaşında. İlkokula giden bir çocuğu var. 19 yılını bitirmişti çıkarıldığında. Mısırın kırıldığı bölümdeydi. “Tecrübeye filan bakmadılar... Fazladan üç maaş teklif ettiler. Kabul etmedik. O günden beri mücadelemiz sürüyor. Kazanacağımızdan eminiz” diyor. Fabrika kurulduğunda işe başlayanlardan Özcan. Maaşlar o dönemde asgari ücretin dört katı civarıymış: “2002 yılında kapımızı çok sendika çaldı. İşveren, ‘buyrun işçiler istiyorsa’ diyordu. Kimse istemiyordu. Keşke o zaman örgütlenseydik...” İşverenin ücret politikasını “kafalarına göre” diye tarif ediyor. “İstediği zaman istediği kişiye zam yaptı. Hiç yapmadığı da oldu. Burası Amerikan şirketi. Müdürler kendi imkanların kaybetmemek için sendikayı istemediler. Müdürlerin şartları iyi burada” diyor.

Onur mücadelesi

Abdullah Saraç, Faik Kutlu ve Oğuz Şanas

Oğuz Şanas, 30 yaşında. Gemlik’ten geliyor. 6 yıllık çalışan. Lojistik bölümündeydi atıldığında. Artan yaşam zorluğu ve maaşlardaki erime nedeniyle sendikaya ihtiyaç duyduklarını dile getiriyor. “İlk işyerim burası, gözümü burada açtım” diyerek, devam ediyor: “Bir işçinin alacağı maaşın, bir müdürün iki dudağı arasında olmaması gerektiğini düşündüm. İki aylık işçiyken sendikaya üye oldum. Yıl içinde yapacağınız en ufak tartışma alacağınız maaşı etkiliyordu. El pençe divan durmanız gerekiyordu. O da bana uymuyordu. Zor olanı seçtik. Kesinlikle pişman değilim. Onur mücadelesi oldu. Biz kesinlikle inanıyoruz. Eninde sonunda kazanacağız, tüm işçi sınıfına da bir umut olacağız. Demek ki isteyince oluyormuş diyecekler… Biz iyi örnek olacağız, sınıf adına güzel bir umut ışığı olacak…”

Gitmeyeceğiz, iyi bilsinler

Fatih Gürhan: Sendika yüzünden attık diyemezler çünkü suç. Kotasız bölümden de işçi attılar. Atılan sendikasız tek kişi yok.

Fatih Gürhan. 40 yaşında. Üç çocuk babası. Fabrikanın az yukarısındaki Gemiç köyünden. 17 senelik işçi. Kurulurken fabrikada bütün zorluklara katlanmışlar. “ Vefasızlık örneği olarak kapının dışına atıldık. Çalışmakla ilgili sıkıntımız yoktu. İçeriyi görseniz, üç işçinin yapacağı işi bir işçi yapıyor. Özveriyle çalıştık” diyor. Çıkarılan 14 işçinin bir vardiyaya denk geldiğini söylüyor. Gürhan’da arkadaşları gibi direnişin kazanımla biteceğine inanıyor: “Cargill yönetimi iyi bilsin ki biz bu davayı kazanana kadar, işbaşı yapana kadar burdayız. Burayı terk etmeyeceğiz. Ümitsizliğimiz hiç yok. Biz bu davayı Cargill’deki arkadaşlarımız için, kendimiz için, bütün işçi sınıfı için kazanacağız, kazanmak zorundayız. Cargill yönetimi planlarını buna göre yapsın. Şimdi Gemlik ve Orhangazi iş mahkemelerindeki davalarımızın sonuçlanmasını bekliyoruz. Şahitlerimiz dinleniyor.”

Yanımızda olun

Suat Karlıkaya

Tekgıda İş Bursa Bölge Örgütlenme Sorumlusu Suat Karlıkaya, emek dostlarına şöyle sesleniyor: "İhtiyacımız ziyaret edilmek, unutulmamak. Direnişçinin en büyük ihtiyacı bu. Emek dostlarının sıcak odalardan çıkması lazım. Yaptığınız bir icraat, bin kelimenizden daha değerlidir. Biz burada yeri geliyor jandarmayla kapışıyoruz. Geçen günlerde Podyum Park’ta güvenlik şube müdürüyle kapıştık. Soğuk muydu? Evet, çok soğuktu. Üşüdük mü? Evet, çok üşüdük. Sen de sıcacık evinden, Twitter’da destek veriyorsun. Önemli olan benim yanımda olman."

Yoldaş nerede

Çadırda direnişin en tatlı üyesi, Yoldaş'la da tanışmıştık. Kimsesiz yavru köpeciğe de yuva olmuştu çadır. Yoldaş, yaklaşık bir haftadır kayıp. Cargill şikayet edince, Orhangazi Belediyesi'nden gelp, işçiler yokken Yoldaş'ı götürmüşler. Karlıkaya, "Barınağa götürmemişler. 'Dağ başına götürdük, bıraktık' dediler. Kaç gündür dere tepe Yoldaş'ı arıyoruz. Ölüdürlmesinden endişe ediyoruz. Umudumuz sağ salim bulmak. Hastaydı,veterinere götürdük, ilaç vermiştik, biraz iyileşmişti" diyor.

Haklıyız biliyorlar

İşçiler:İçerideki arkadaşlarımızla ilişkimiz iyi.Vardiyaya gelen arkadaşlar bir bardak çayımızı içip öyle gidiyorlar. Korkmuyorlar. Bizim haklı olduğumuzu zaten biliyorlar. O kadar emek vermişiz.Kimimiz kurulduğundan beri buradayız. Üzüldük tabii. İşşizlik maaşı ve sendika desteğiyle şimdilik idare ediyoruz.

Cumhuriyet İMECESİ