Kuvayı Milliye’de atılan ilk kurşunlar

Kuvayı Milliye, Atatürk’ün tabiriyle “Namuslu bir insanın namusunu korumak için yastığının altındaki tabancasına benzer. Ümidi kalmadığı yerde hiç değilse intihara yarar”.
Yayınlanma tarihi: 17 Mayıs 2019 Cuma, 12:28

[Haber görseli]

Dünkü yazımızda, Kuvayı Milliye’nin daha geniş söylemiyle Milli Mücadele’nin ne zaman başladığı konusu üzerinde duruldu. Atatürk’ün kendi söylemleriyle Milli Mücadele’nin daha Mondros Ateşkesi imzalanmadan başladığı belgelere dayanarak anlatıldı.

Kuvayı Milliye’nin, düzenli ulusal ordu birliklerinin kurulmasından önceki dönemde halkın düşmana karşı direnme hareketi olduğu tartışmasız kabul edilir. Bu onurlu duruş için her bölge, bu harekette ilk kez kendilerinin işe koyulduğunu ve ilk kurşunun kendi bölgelerinde atıldığını belirtir. Bu konu tartışmalıdır. Kimisi ilk kurşunu, Yunan birliklerinin İzmir’e çıktığı gün gazeteci Hasan Tahsin’in attığını söyler. Kimisi, 26 Mayıs 1919’da Ayvalık’ta Yunan askeri güçlerine karşı, Yarbay Ali Çetinkaya birliklerinin hareketini gösterir. Kimisi Ödemiş’teki İlk Kurşun Savaşı’na işaret eder.

İlk kurşun Dörtyol
Karakese Köyü’nde
İlk silahlı tepki, ilk işgallerin başladığı Karaköse Köyü’nden geldi. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan hemen dört gün sonra İngilizler, 3 Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler. 1918 yılı aralık ayı başlarında Fransızlar, Adana ve yöresini işgal etmeye başladılar. İşgallere karşı ilk silahlı eylem, Hatay iline bağlı Dörtyol’un Karakese Köyü’nde görüldü.
Karakese Köyü’nde Fransızların işledikleri cinayetlere dayanamayan köylüler, Fransız askerleriyle 19 Aralık 1918’de çatışmaya girdiler. Köylerini savunmaya başladılar. On beşe yakın işgal askeri öldürüldü, Karakese köylüleri de şehitler vererek geriye çekilmek zorunda kaldılar. Bu hareket, saldırgan işgalcilere karşı ilk silahlı tepkiydi.

Gazeteci Hasan Tahsin
İkinci silahlı tepki, Yunan işgaline karşı gazeteci Hasan Tahsin tarafından gerçekleştirilmiştir. Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919 günü İzmir’e çıkan Yunan birliklerinin bayrağını taşıyan bayraktarı, tabancasını ateşleyerek vurdu. Ortalık karıştı. Hasan Tahsin öldürüldü. Yurtsever Hasan Tahsin, Yunan Efzon Alayının merasim kıtası düzeninde İzmir’i işgal etmesine dayanamamış ve bu kişisel hareketi gerçekleştirmişti.

Urla Olayları
Yunanlar İzmir’e çıktıktan sonra hiç vakit kaybetmek istemiyorlardı. Önce Seferihisar, Urla, Karaburun ve Çeşme ilçelerinin bulunduğu yarımadaya doğru yöneldiler.
Mevcudu 800’ü bulan Rum çeteler, Yunan işgalinden de cesaret alarak Türk köylerine saldırmaya başladılar. Urla’da bölgenin gözetleme ve güvenliğinden sorumlu komutan Yarbay Kazım Bey’in elinde, sadece 18 er bulunuyordu. 16 Mayıs günü öğleden sonra Rum çeteler Urla’daki askeri birliğe ve Türk mahallelerine saldırmaya başladılar.

Çetelerin saldırıları karşısında askeri gücün yetersizliğini ve Rumların yöredeki zulümlerini gören Urla halkından 100 kadar gönüllü, Yarbay Kazım’ın 18 kişilik kuvvetinin yanında yer aldı. İlk milli kuvvet, askeri birliğin siperlerdeki direnişine yardımcı oldu. Ancak takviye güç alan Yunan askeri birlikleri, milisleri susturarak Urla’yı 17 Mayıs 1919’da teslim aldılar. Burada yapılan hareket, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine rağmen, Türk askeri birliklerinin ilk kez, saldırgan ve işgalcilere karşı koyma hareketiydi. Gerçi bu hareket bir kıvılcım gibi yanıp sönmüştü. Ancak, Türklerin hiçbir otoriteye danışmadan, kimseye sormadan yurdunu korumak amacıyla silaha sarılabileceğini somut olarak gösteriyordu.

Ayvalık Olayı
İzmir’den sonra bölgede yayılmayı öngören Yunanlar, Ayvalık Körfezi’ne göz dikmişlerdi. İzmir’in işgalinden on bir gün sonra 26 Mayıs 1919 günü bir İngiliz ve bir Yunan harp gemisi Ayvalık Limanı’na demirledi. Daha sonra takviye birlikler alan işgalci kuvvetler, 29 Mayıs 1919’da karaya asker çıkararak Ayvalık’ı işgal hareketine başladı.

O sırada, Ayvalık’ta 172. Alay Komutanı Ali Bey (Ali Çetinkaya) komutasında bulunan 24 subay ve 15 kadar er Ayvalık doğusundaki sırtlara çekilmiş, savunma ve direnmeye başlamışlardı. Burada bir subay ve birkaç er öldü. Ali Çetinkaya da Mondros Ateşkes Antlaşması’na karşın, askeri birliğiyle düşmana karşı duran bir Osmanlı subayı olarak tarihte yerini aldı.

İlk örgütlü direniş

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam adlı eserinde “Ödemiş’te Jandarma kumandanı Yüzbaşı Tahir Bey, etrafına topladığı küçük bir gönüllü müfrezesi ile işgalcilerin karşısına çıktı... Hareket elbette zayıftı. Önemsiz gibiydi. Ama bir manası vardı. Çünkü halk bizzat silaha sarılıyordu” diye yazmaktadır.

Prof. Yavuz Abadan ise, “İzmir’in Yunanlar tarafından işgalinden duyulan milli isyanın tepkisi olarak kurulmaya başlanan ‘Milli Kuvvetler’ mukavemet hareketinin ilk çekirdeği Ödemiş’te filizlenmiştir” der.
Ödemiş’te başlayan ulusal direniş hareketinde önemli çabalar harcayan ve daha sonra TBMM Hükümeti’nde Adalet Bakanlığı ve 1950’den sonra Savunma Bakanlığı yapmış olan Refik Şevket İnce, anılarında şunları dile getirmektedir:
“15 Mayıs 1919 felaketi, bütün Türklerin ruhunda yas havası ve nihayet haksızlığa karşı bir isyan duygusu yarattı. Bu isyanın öncülüğünü yapanın Ödemiş olması, Kuvayı Milliye denen eseri Ödemişlilerin yaratması, Türk devrim tarihinde yer tutacak iftihar levhalarındandır.”
İstiklal Savaşı üzerine ciddi araştırmalar yapmış olan General Celal Erçikan ise şunları dile getirmektedir:

“Doğrudan doğruya halktan örgütlenmiş Ödemiş’in ‘Yiğit Ordusu’ diye anılan ulusal kuvveti de halkın İlkkurşun Savaşı’nı vermiştir... Ödemiş’te yükselen ses yalnız silah sesi değildi. Burada kurtuluş için Türk’ün gür sesi de yükselmişti.”
Ödemiş’teki örgütlenme özellikle Ege’de bir model oluşturdu. Kuvayı Milliye örgütlenmesi yıldırım hızıyla her tarafa yayılmaya başladı. Anadolu’nun özellikle işgal tehlikesiyle yüz yüze kalan bölgelerinde, köy, kasaba ve kentlerinden gelen gönüllüler, küçüklü büyüklü direniş kuvvetleri oluşturdular.

Bugünkü yazımızın belgelere ve dipnotlara dayalı geniş anlatımı için yeniden yayımlanan Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu kitabına bakılabilir.

Ödemiş Kuvayı Milliyesi: Artık kalem değil silah konuşuyor

Gerek Ulusal Kurtuluş Savaşı ile ilgili tüm yabancı ve yerli kaynaklarda, gerekse Kurtuluş Savaşı’na birinci derecede katılan komutanların yazdıkları hatıralarında ortak bir nokta vardır. Bu da, Ege Bölgesi’nde Yunan’a karşı silahlı, etkin ve tamamen sivillerin katılımıyla oluşan ilk örgütlü yerel direniş hareketinin Ödemiş’te gerçekleşmiş olmasıdır. Tüm hazırlıklar tamamlanıp, yerel Kuvayı Milliye gücü kurulunca, Ödemiş Kaymakamı Bekir Sami Bey (Baran), galip devletlerin İstanbul ve İzmir’deki temsilcilerine çektiği telgrafta, “Artık biliniz ki kalem değil, silah konuşuyor” diyordu. Anadolu İhtilali adlı kitabında Sabahattin Selek şunları yazıyor: Batı Anadolu’da fiilen ilk Kuvayı Milliye Ödemiş’te kurulmuştur.

15 Mayıs’tan 28 Mayıs’a kadar geçen 13 gün içinde Yunan kuvvetleri kuzeyde Ayvalık’a, güneyde Aydın’a kadar olan bölgeye yayılmışlardı. Ama Yunan birlikleri Ödemiş’e giremiyorlardı. Ödemiş’te askeri birlik yoktu. Sadece askerlik şubesi ile bir askeri depo bulunuyordu. Askeri depoda bulunan silahlar halka dağıtıldı. 120 kişilik bir gönüllü halk kuvveti kuruldu ve “Kuvayı Milliye” adını aldı.
Yüzbaşı Selahattin’in Romanı’nda, İlhan Selçuk şöyle yazar: “31 Mayıs 1919 günü Ödemiş’ten raporlar geldi. Bu raporlar Ödemiş’te direnme eyleminin başladığını gösteriyordu...”
Genelkurmay Başkanlığınca yayımlanan Türk İstiklal Harbi adlı kitapta şöyle denilmektedir: Ödemiş’te başta Kaza Kaymakamı Bekir Sami Bey olmak üzere... Halk coşarak silahla mukavemete karar vermişti. Duvarlara yapıştırılan bildirilerle eli silah tutanların askerlik şubesi deposundan silah alması istenmişti. Depolar açılmış ve halka silah, cephane dağıtılmış, 15 kadar yedek subay hemen Kuvayı Milliye teşkiline başlanmıştır.

İşgalci Yunan ordusuna karşı Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ilk direniş savaşı 31 Mayıs 1919 sabahı, Hacı İlyas Tepesi’nde verildi. Çatışma gün boyunca sürdü. Yunan kuvvetlerine ciddi kayıplar verdirildi. Ancak karşıda düzenli bir ordu vardı ve gerek sayıca gerekse silah bakımından Kuvayı Milliye’cilerden daha güçlüydü. Ödemişli direniş gücü yavaş yavaş geri çekildi.
Başka bir yazar, “Ödemiş’te kurulan ilk silahlı halk kuvvetine verilen Kuvayı Milliye adı, her tarafta benimsenmiş, bundan sonra birbiri ardına kurulan yerel silahlı halk kuvvetleri ‘Kuvayı Milliye’ adını almışlardır” diye belirtiyor.

Bu ilk direnişin önemi askeri olmaktan çok simgeseldir. 31 Mayıs 1919 günü, Ödemiş’te işgale boyun eğilmeyeceği kanıtlanmıştır. Nitekim Hacı İlyas Tepesi, o günden bu yana İlkkurşun Tepesi olarak anıldı ve Kurtuluş Savaşı’nın onurlu bir simgesi oldu. İşte Anadolu İhtilali tarihinde önemli ve onurlu bir dönemeci işaret eden bu olay ile ilgili değerlendirmeler:
Kutsal İsyan adlı on ciltlik eserin yazarı Haşan İzzetin Dinamo, şöyle girer konuya: Yemyeşil dağların, namuslu ya da yiğit efelerin, tekir denilen Ege ormanları kaplanının en eski cenneti olan Ödemiş kasabası düşmanın İzmir işgalinde işlenen cinayetleri duymuş kara kara düşünüyor, yapacağını kestiremiyordu. İşe Ödemiş’in yetiştirdiği aydınlarla Ödemiş dağlarının yetiştirdiği yiğit köylüler el koymuştu... Ödemiş’te atılan kurşunların yankısı daha gür çıktı. Halk ordusunun düşmana ilk kurşunu attığı köy ve istasyona “İlkkurşun” adı verildi.”

YARIN: İSTANBUL'DA 6 AY

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İlhan Selçuk, Hasan Tahsin