A+ A-

Mucize besin yok

Yüksek tansiyon, şeker ve kanser... Çağımızın en önemli hastalıkları. Türkiye’de yılda ortalama 163 bin 500 kişiye, günde ise 450 kişiye kanser tanısı konuluyor. Erişkin kişilerin yaklaşık 3’te 1’inde hipertansiyon hastalığı var. Şeker hastalarının sayısı yaklaşık 7 milyon. Bu kadar çok kişiyi ilgilendiren bu hastalıklardan beslenme ile korunmak mümkün mü? Konunun yanıtlarını uzmanlara sorduk.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 01 Eylül 2017 Cuma, 20:07

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Kurtoğlu, hipertansiyonun, istirahat kan basıncının 140/90mm-hg’den yüksek ölçülmesi olarak tanımlandığını belirterek “Her yıl dünyada yaklaşık 10 milyon kişinin ölümünden sorumlu tutulmaktadır. Öyle ki kalp hastalıklarından ölümlerin yüzde 45’i, felçlerden ölümlerin ise yüzde 51’i hipertansiyon nedeni ile olmaktadır” diyor. Hipertansiyonun tedavisi ve olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması için fazla kilonun önlenmesine, sigaranın bırakılmasına, hareketli bir yaşama ve stresin önlenmesine dair tedbirler alınmasına dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Kurtoğlu, tüm bunların dışında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasının önemini vurguluyor.

Yağa dikkat

Kurtoğlu, şu önerilerde bulunuyor:

-Diyet, meyve ve sebzelerden zengin olmalı. 

-Süt ve süt ürünlerinin az yağlı olanları tercih edilmeli.

-Bakliyatlar, kümes hayvanları, balıklar ve fındık gibi taneli besinler diyette yer almalı.

-Kırmızı yağlı etler, şekerlemeler ve şekerli içeceklerden kaçınılmalı.

-Protein ve posalı yiyecekler bolca tüketilmeli.

-Günlük kullanılan tuz 6 gramı aşmamalı.

-Aşırı alkol tüketiminin yüksek tansiyona neden olduğu bilinmeli.

Tansiyonun yükselmesini engellemek için uygulanması önerilen diyete dair ipuçları:

-Aşamalı bir geçiş yapabilirsiniz. Öğlen ve akşam yemeklerinde bir porsiyon sebze veya meyve ekleyebilirsiniz.

-Daha önce tükettiğiniz yağın ve margarinin yarısını tüketmeye başlayın.

-Süt ürünlerinin sindirilmesinde sorun yaşıyorsanız laktozsuz veya laktoz enzimi eklenmiş ürünleri tercih edin.

-Tam buğday ekmeği veya mısır gevreği gibi tahıl ürünlerinin B vitamini eklenmiş olanlarını kullanın.

-Porsiyonlarınızı gün içerisine yayın. Meyve ve sebze atıştırmalıklarınız olsun.

-Eti o öğünün ana yemeği olarak değil de bir tamamlayıcı olarak tüketin. Hatta haftada en az 2-3 gün et yemeyin.

-Tatlı ve atıştırmalık olarak meyve ve düşük yağlı ürünleri tercih edin.

-Günlük yenilen besinlerin her gün not edilmesi faydalı olabilir. Eğer bu hareket her gün düzenli yapılabilirse yeme alışkanlıklarındaki değişikliklere nereden başlanacağı da kolaylıkla görülebilecektir.

Şeker şakaya gelmez

Şeker yani diyabetin erişkinlerde görülme sıklığı Türkiye’de hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Türkiye’de 2000 yılında yaklaşık 3 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 6.5 milyona ulaşacağını tahmin etmişti. Ancak 2030 için tahmin edilen bu değerler 2014 yılında aşıldı ve Türkiye’deki diyabetli sayısı 7 milyonun üstüne çıktı. Dahiliye uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şeref Kamil Basmacıoğlu tedavide diyetin en önemli ilkeler arasında geldiğini söylüyor. Basmacıoğlu, şu önerilerde bulunuyor:

-Buğday, pirinç, mısır ve bakliyatların yanı sıra meyveler ve patates gibi sebzeler de önemli oranlarda şeker içerirler. Şeker ve nişasta içeren tüm karbonhidratlar, protein ve yağ gibi diğer besin öğeleri ile kıyaslandığında kan şekerinizi daha fazla yükseltirler. Bu grup besinlerin diyetimiz içerisindeki oranlarını artırdığımızda eğer yeterli insülin rezervlerimiz yoksa kan şekerimiz yüksek seyreder.

-Besin tüketimi bireyin beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak ana ve ara öğünlere dağıtılır (2-3 ana öğün, 2-4 ara öğün) gibi günde 5-6 öğün uygun.

-Yağlı besinler günlük enerjinin yüzde 30’u olarak hesaplanır, doymuş yağ ihtiyaç duyulan enerjinin yüzde 7’sini aşmamalı.

Turşu ve tuzlu tüketmeyin

Kolesterol mümkün olduğunca azaltılmalı. Krema, kaymak, yağlı etler, yağlı süt ürünleri, sakatatlar ve salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri en önemli kolesterol kaynakları. 

-Tüm diyabetik bireylerde sodyum alımı yaklaşık günde 3 - 5 gr tuzla sınırlanmalı. Özellikle zeytin, turşu, peynir, bunyon, tuzlu yemiş ve kraker gibi gizli tuz kaynaklarından uzak durulmalı.

-Klinik veya laboratuvar olarak yetersizlik belirtileri olmadığı sürece vitamin-mineral takviyesi önerilmez.

-Kavrulmamış 20-40 gr kadar fındık, ceviz, badem benzeri besin takviyeleri, haftada 2 kez balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketilmesi ile bazı mineral - vitamin ihtiyaçları karşılanabilir. Aynı şekilde meyve ve sebze suları uygun besin tüketme yöntemleri değil.

-Diyetin yanı sıra, fiziki aktivitenin artırılması çok önemli.

Uzak durun!

-Aşırı pişirilmiş besinler, olgun tatlı meyveler önerilmez

-Tüm pastane ürünleri, sütlü de olsa tatlılar, dondurma gibi gıdalardan uzak durulmalı

-Alkol tüketimi sınırlandırılmalı

 

Hazır gıdalar Haşimato’yu  tetikler

Haşimato hastaları, tıpkı çölyak, kanser, şeker, tansiyon, kalp ve damar hastaları gibi özel beslenmesi gereken gruplar arasında. Tiroid bezinin iltihaplanması olarak da bilinen Haşimato hastalarında, metabolizma yavaşladığı için kilo alımı, halsizlik, bitkinlik, uyku hali, el ve yüzde şişme, cinsel isteksizlik, saç ve cilt kuruması, depresyon sorunları gözlemlenir. Peki bu hastalar ne yemeli ve nelerden uzak durmalı? Konuyu eski Türk Cerrahi Derneği başkanlarından, genel cerrah Prof. Dr. Yeşim Erbil ile konuştuk. Erbil, “Daha sık kadınlarda, genellikle 30-50 yaş aralığında görülür. Genetik faktörler nedeni ile aynı ailenin kadınlarında görülme riski fazla” diyor. Hastaların yüzde 30’unda kalıcı hipotiroidi (tiroid yetersizliği) geliştiğini belirten Erbil, Haşimato’nun otoimmun (bir canlının savunma sisteminin kendi vücut hücrelerine de saldırması ve kendi vücut hücrelerini yok etmeye çalışması) kronik bir hastalık olduğunu anlatıyor.

Düşük doz lazer tedavisi

Erbil, tedavide düşük doz lazerin de kullanıldığını anımsatarak “2014 yılında yapılan iki çalışmada Haşimato hastalarında lazer tedavisinde umut verici sonuçlar elde edilmiştir” değerlendirmesini yapıyor. Prof. Erbil, şöyle devam ediyor:

-Hazır gıdaların uzun raf ömürleri için içlerine eklenen katkı maddeleri hastalığı tetikler. Bu nedenle hastaların rafine gıdalardan uzak kalması istenir.

-Gebelik hormonları Haşimato hastalığını tetikleyebilir.

-Bazı insanların glutene karşı hassasiyetleri varsa, bu kişilerde glutenli besinler hastalığın tetiklenmesine neden olabilir.

-Haşimatolu hastalarda karbonhidrat intoleransı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle karbonhidrat şikâyetlerin artmasına neden olacaktır.

Kefir tüketin

Prof. Dr. Yeşim Erbil, Haşimato hastalarının beslenmeleri konusunda şu bilgileri paylaşıyor. 

-Probiyotikler: Yararlı bağırsak bakterileri Haşimato hastalarında tiroid inflamasyonunu azaltır. En kolay ulaşılabilecek probiyotik kefir.

-Selenyum: Antienflamatuar ve antioksidan etkisi nedeni ile önerilmektedir. Selenyum içeren besinler: Fındık, ceviz, ayçekirdeği, karaciğer, ton balığı, tuna balığı, somon, tavuk (göğüs), hindi, mantar, chia tohumu, ıspanak...

-İyot: Tiroid hormonlarının sentezlenmesi için iyot gerekli. Hastalara iyot takviyesi önerilebilir.

-D vitamini: Haşimato hastalarında D vitamini eksikliği sıklıkla rastlanmaktadır. 

-B vitamini: B5 ve B12 vitaminleri bağırsak- beyin aksını dengeleyen vitaminlerdir. Bu nedenle Haşimato hastaları için de önerilmektedir.

‘Tahıllardan ve yağlardan uzak durun’

Neleri sınırlı tüketmeli?

Haşimato hastaları en azından aşağıdaki listede yer alan besinleri sınırlı tüketmesi gerekiyor. l Tahıllar (özellikle gluten): Buğday, çavdar, darı, arpa, bulgur ve beyaz undan yapılmış besinler. l Baklagiller: Nohut, fasulye, soya, yer fıstığı. l Yemişler: Badem, çam fıstığı, ceviz. l Yağlar: Ayçiçeği yağı ve soya yağı. l Meyveler: Üzüm ve üzüm suyu, nektarin, çilek. l Et ve süt ürünleri: Hormonlu et ve süt ürünleri, çiftlik üretimi balıklar. l İçecekler: Kahve, siyah ve yeşil çay. Çay yaprakları topraktan ve havadan bünyelerine bol miktarda florid alır. Florid ise tiroid yetmezliğine neden olmaktadır. l Hazır gıdalar: Her türlü fast food, hazır çorbalar ve konserveler. l Katkı maddeleri: Hardal, mayonez, ketçap, soya, tatlandırıcı, salata sosları, et sosları. l Şeker

 

Rengârenk sofra şart

Gelişen iletişim araçları sayesinde her konuda olduğu gibi kanser ve beslenme konusunda da büyük bir bilgi karmaşası bulunuyor. Mesela günümüzde şekerin kanseri beslediğini ve bu nedenle kanser hastalarının şekerden uzak durması gerektiğini duymayan kalmamıştır. Aynı şekilde neredeyse herkes kanseri önleyebilen en az bir gıda biliyordur.

Hastalıklardan korunmanın yanı sıra iyileşme döneminde de sağlıklı beslenmek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendiriyor. Tedavisinde yan etkilerle karşılaşılan kanser ile doğru beslenme desteği sayesinde daha kolay mücadele edilebiliyor. “Kanser tedavisini beslenmeyle destekleyin” diyen Bayındır İçerenköy Hastanesi Diyetisyeni Ayşe Korkmaz, “Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli bir beslenme planı uygulamak, hastanın kendini daha iyi hissetmesine ve tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkilere karşı daha dayanıklı olmasına yardımcı olur” diyor. Tıbbi onkoloji doktoru Doç. Dr. Mehmet Metin Şeker ise “Şeker yemek kanser hücresinin büyümesini artırır” söylemine ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kanser hücreleri de dahil olmak üzere tüm vücut hücreleri, yakıt için şeker kullanmayı tercih ederler. Bununla birlikte, kanser hücreleri şeker yokluğunda yakıt için protein ve yağ da kullanacaklar. Bu nedenle şekeri kesmek kanser hücrelerini aç bırakmaz. Şekerin kesilmesi kanser hücrelerini aç bırakmadığından, tedaviden önce veya tedavi sırasında şekersiz bir diyet önerilmez.”

Doktorla işbirliği

Kanserde uygulanan tedavi şekilleri her kişide ayrı yan etkilere neden olabilir. Diyetisyen Korkmaz, alınan tedaviye bağlı olarak farklı yan etkilerin ortaya çıkabileceğini belirterek “Gerek kemoterapi tedavisi sırasında gerekse sonrasında uygulanacak beslenmenin kişiye özel olması gerekir. Tedavi gören kişinin besin alımının yakından takip edilmesi, doktorunun da bilgisi doğrultusunda özel beslenme destek ürünleri kullanılması önemli” diyor.

Brokoli ve sarımsak yiyin

Günde en az beş porsiyon her renkten sebze ve meyvelerden tüketilmeye özen gösterilmeli. Farklı renklerdeki sebze ve meyveler fitokimyasallar olarak bilinen sağlığı geliştirici öğeler içerir.

-Rafine tahıllar ve saf şeker yerine tam taneli tahıllar tercih edilmeli.

-Balık, tavuk, kuru baklagiller tercih edilmeli.

-Haşlama, ızgara, fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli.

-Hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı.

-Karnabahar, brokoli, lahana tüketilmeli.

-Sarımsak ve soğan özellikle çiğ olarak tüketilmeli.

 YARIN: ÇÖLYAK DOSYASI

YAZI DİZİSİNİN BİRİNCİ BÖLÜMÜ: Ömür boyu diyet

Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Nuri Kurtoğlu