Kapat
A+ A-

Karpatların Maradona'sı Hagi

Romanya’nın en büyük futbolcusuydu, futbolcuların en mutlusuydu Romanya’da. 89’da ülkesindeki dönüşüm ile birlikte, yani duvarların yıkılışıyla birlikte o da yolunu çizecek ve dünyanın en büyük takımlarına uzanacaktı. Real Madrid, Barcelona...
Yayınlanma tarihi: 25 Mayıs 2018 Cuma, 19:25

Futbolcu Gheorghe Hagi (solda), yazarımız Nebil Özgentürk (sağda)

Amerika’da ki Dünya Kupası’nda ise tüm yıldızların arasından klasıyla sıyrılacak, değerini tüm dünyaya ispatlayacaktı. Arjantin’in Maradona’sı futbol sahnesinden çekilirken, istemeye istemeye yerini Karpatların Maradona’sına devredecekti. Ve 1996 yılıydı. Yine bir efsane olan Fatih Terim, Galatasaray’ın başına geldi. Hagi, Terim’in listesindeydi. Ve Barcelona’dan transfer edildi. Hagi Galatasaray’a transfer edildiğinde 31 yaşındaydı. Yaşı geçmiş diyenleri daha ilk maçta utandırdı. Topla oynamayı, maçı şova dönüştürmeyi, frikikten gol atmayı çok çok seviyor ve mesafe tanımaksızın muazzam goller kaydediyordu. Savaşçıydı. Topu ayağına en çok yakıştıran adamdı. Hagi taraftarın da çok sevdiği bir futbolcuydu.

Yabancıydı ama Balkanların suyundan, toprağından olsa gerek sanki en yerliydi Türkiye’de. Galatasaray’da özel olarak Hagi seyircisi vardı. Lider futbolcuydu, bütün takımı toparlıyordu. “I love you Hagi” tezahüratları sıklıkla çınlardı stadyumlarda. Yaşamın yaman çelişkisi gibi takımının tarih yazdığı 17 Mayıs 2000’deki o UEFA kupası maçında oyundan atıldı. Çok üzülecek ama çok da sevinecekti. Erken atılmıştı, haksız atıldığını söylüyordu ve buna çok üzülüyordu ama işte Avrupa Kupası Galatasaray’ındı. Soyunma odasında sevinç gözyaşı dökecekti. Ve 2001 yılında jübile yapıldı Hagi’ye. Tam da 37 yaşındaydı. Jübilesi de mükemmel geçecekti. Dünya çapında büyük yıldızlar, üst düzey devlet adamları, büyük kalabalıklar... Bu arada futbolculuğu bıraksa da ödüller Hagi’nin peşini hiç bırakmadı. 2004’te UEFA Jübile Ödülü’nü aldı, aynı yıl Pele’nin düzenlediği FIFA 100 listesine girdi. Ertesi yıl dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 25 futbolcusundan biri seçildi. 2010 yılında da Dünya Kupaları tarihinin en değerli 100 futbolcusu arasına girecekti. Hagi, sadece Türk futbolunun değil, dünya futbolunun en değerli oyuncularından biri olarak adını tarihe yazdıracaktı. Frikikleri, golleri, estetiği, efendiliği ve muhteşem futbolculuğu yüzyıllara kalan, futbolu sanatla buluşturan Hagi...

-Nebil Özgentürk: Türkiyeli insanlar olarak hiç unutmuyoruz o güzel günleri. Siz Türkiye’ye mutluluk verdiniz. Başta siz ve diğer futbolcu arkadaşlarınız.

Hagi: Futbol oynamak benim için büyük bir zevk. Ne mutlu ki Türkiye’deki sadece Galatasaray taraftarlarını değil bütün insanları mutlu ettik bu başarıyla.

-89 yılında Bükreş’te oynuyorsunuz. Ve Galatasaray rakibiniz. Galatasaray’ı bilmiyoruz. Fakat duyar mıydınız? Siz Bükreş’te oynarken aklınızda bir Galatasaray var mı? Bir büyük takım mı? Yıllar sonra Galatasaray’a geleceksiniz. Böyle bir Galatasaray fikri var mıydı?

Galatasaray’ın Türkiye’yi temsil eden büyük bir kulüp olduğunu herkes biliyordu. Yarı finale kadar yükselmişti. Ama yarı finalde bizimle karşı karşıya geldiği için ve Steaua Bükreş’te Hagi oynadığı için, Galatasaray elendi. Bunu şaka olarak söylüyorum tabii ki. O maçta çok iyi oynadım ve bence beni gören Galatasaray taraftarı unutmadı. Yıllar sonra Galatasaray’a gelmem için bir sebep oldu diye düşünüyorum.

Peki 96’da geldiniz kafanızda nasıl bir Türkiye vardı? Geldiğinizde nasıl bir Türkiye gördünüz?

Biraz önce de söylediğim gibi Türkiye’ye geldiğimde turistik ziyaret için gelmedim. Ben sadece antrenmanda en iyi olmak için, sahaya çıkarken en iyi olmak için geldim. Türkiye’ye benden daha iyi on numaralar gelmiş, gitmiş olabilir fakat benim farklı olarak getirdiğim tek bir şey var, o da bu mantalite. Türkiye ve Avrupa’da en iyi olmak. Bu hırsı getirdim Galatasaray’a. Yetenek birçok futbolcuda vardır ama yetenek dışında ben bu kazanma hırsını getirdim.

-Peki 96’da geldiniz kafanızda nasıl bir Türkiye vardı? Geldiğinizde nasıl bir Türkiye gördünüz?

Biraz önce de söylediğim gibi Türkiye’ye geldiğimde turistik ziyaret için gelmedim. Ben sadece antrenmanda en iyi olmak için, sahaya çıkarken en iyi olmak için geldim. Türkiye’ye benden daha iyi on numaralar gelmiş, gitmiş olabilir fakat benim farklı olarak getirdiğim tek bir şey var, o da bu mantalite. Türkiye ve Avrupa’da en iyi olmak. Bu hırsı getirdim Galatasaray’a. Yetenek birçok futbolcuda vardır ama yetenek dışında ben bu kazanma hırsını getirdim.

-Şiir gibi futbol oynuyordu derler hep sizin için. Hagi’yi izlediğimiz zaman ekranda, derler ya cambaz gibi, sihirli bir adam. Öğrenilir mi böyle bir şey?

Hayır öğrenemezsin. Bunu annenden alırsın, genetik. Bunun üzerine antrenmanlar çok önemli. Aynı bir tiyatrodaki gibi sürekli tekrar yaparak mükemmel bir seviyeye gelirsin ve otomatikleşmeye başlar her şey. Ama onun dışında her şey yeteneğe bağlı.

-Fatih Terim, Galatasaray’a transferinizde çok önemli bir rol oynamış. Geldiniz, yıllar boyunca da yakınlaştınız Fatih Hoca’yla. Nasıl bir Fatih Terim biliyorsunuz? Bize Fatih Terim’i anlatır mısınız?

Fatih Hoca’da yine benim gibi her zaman bir numara olmak isteyen birisidir. Her zaman kazanmak isteyen birisidir. Dolayısıyla çok iyi anlaştık. Bize çok yardımcı oldu, biz de ona yardımcı olduk.

-Peki bütün bu kulüpleri düşündüğümüzde Galatasaraylı yıllarınızı özel bir dönem olarak algılıyor musunuz?

Diğer oynadığım kulüplere nazaran benim hayatımda iki önemli takım var birincisi Romanya milli takımı, ikincisi de Galatasaray. Çünkü en uzun süre Galatasaray’da oynadım ve en büyük başarılara Galatasaray’la birlikte imza attık. Romanya milli takımında 18 yıl oynadım. İstanbul’un ayrı bir özelliği de var. Oğlum da İstanbul doğumludur. Umarım gelecekte bir gün Galatasaray’da oynar.

-“Galatasaray için doğmuşum” demişsiniz bir zamanlar. Galatasaray size ne kattı?

Galatasaray’da büyük başarılara imza attık. Özellikle Real Madrid’i Süper Kupa’da yenmek, kariyerimin sonuna doğru böyle bir başarıya imza atmak, benim için çok önemli. Belki Galatasaray’da bir sene daha oynayabilirdim ama son maçta attığım son iki golle ayrılmak istediğim için böyle bir karar aldım. Ama kariyerimin en güzel dönemini Galatasaray’da yaşadım.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Etiketler:

Hagi, Fatih Terim

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Fatih Terim