Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Tek adam ve iki dudak

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Hani bir zamanlar meşum bir soru vardı:
Birileri çığlık çığlığa “Tehlikenin farkında mısınız” diye sorarlardı.
İşte o ısrarla görmezden gelinen, küçümsenen, kulak tıkanan tehlike buydu.
Yıllardır yaklaşmakta olan bu tehlikeyi işaret edenlerle alay edenler...
Korkuları, endişeleri yersiz bulanlar...
Erdoğan’ın hızla yükselişine karşı çıkanlara dudak bükenler...
Onun bu ülkeye herhangi bir sağ iktidardan daha fazla zarar veremeyeceğini savunanlar...
Erdoğan’a tepki gösterenleri din düşmanı olarak mimleyenler...
“Korkmayın herkesin kafasını kapatmayacaklar” diye endişeyi küçümseyenler...
Onunla kol kola yürümeyi ezilenin yanında olmak zannedenler...
Bugün olanlara neden şaşırıyorlar, anlamak mümkün değil.
Başkanlık sisteminin aslında hiç de fena bir fikir olmadığını...
Dünyada bu sistemle yönetilen ülkelerin parlamenter sistemle yönetilenlerden daha hızlı yol aldığını...
Sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle sisteme dil uzatmanın akılsızlık olduğunu harıl harıl savunanlar...
Erdoğan tek adam olarak iktidara geldiğinde ne yapacak sanıyorlardı?
Başkanlık törenini dualar ve mehter marşı değil de enternasyonal marşı eşliğinde mi yapacaktı?
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başına Hasan Ali Toptaş’ı mı atayacaktı?
Prof. Onur Hamzaoğlu’nu hapisten çıkartıp Sağlık Bakanı mı yapacaktı?
Milli Eğitim Bakanı olarak bir barış akademisyenini mi seçecekti?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı tutup Ömer Madra’ya mı verecekti?
Maliye Bakanlığı için Ali Koç’u mu münasip görecekti?
Bundan sonra bin nasihatten daha evla olan bir musibetle baş başayız.
Bu ülkede tek adam rejimi neden tehlikelidir;
Ve eğer tüm yetkileri elinde tutan bir insan etkisiz bir Meclis’le birlikte başa geçerse başımıza neler gelir, hepsini yaşayarak görmeye hemen başladık.
İktidarın bu başarısı tarihe her koşulda bu ülkenin başarısızlığı olarak kazınacak ama bir gün bir şekilde fabrika ayarlarına geri dönülse bile bu zorlu deneyimden büyük bir zarar ve yıkımla çıkılacak.
Kimin gazeteci sayılacağına, kimin sayılamayacağına...
Kimin sanatçı olacağına, kimin olamayacağına...
Kimin terörist, kimin vatansever olarak etiketleneceğine...
Hangi düşüncelerin ifade edilebilip, hangilerinin edilemeyeceğine...
Neyin özgürlük sayılıp, neyin sayılamayacağına...
Hukukun kimler için işleyip, kimler için işlemeyeceğine...
Basının hangi haberleri yapıp hangilerini yapamayacağına...
Hakaret kriterlerinin neye göre belirleneceğine...
Neye darbe denilip neye denilemeyeceğine...
Neye sevinmek neye üzülmek gerektiğine...
Neyi alkışlamak neyi yuhalamak icap ettiğine...
Yani bu diyarlardan anamızı da alıp gitmemiz gerekip gerekmediğine karar verecek tek bir insanın sınırsız ve özgür iradesine mahkûmuz artık.
O insanın bugüne kadar yaptıkları bundan sonra yapacaklarının teminatı.
Ve bu halkın bugüne kadar ona karşı gösterdiği zaaf da...
Bundan sonraki zaaflarının teminatı.
ETS TUR’un sahibinden Kültür ve Turizm Bakanı...
Medipol hastanelerinin sahibinden Sağlık Bakanı...
Maya okullarının sahibinden Milli Eğitim Bakanı...
Emlak Konut (TOKİ) müdüründen Çevre ve Şehircilik Bakanı yaratan...
Ve hazinenin sorumluluğunu da damadına verdiği Hazine ve Maliye Bakanlığı’yla aile içinde halletme kararı alan bir tek adamın iki dudağı arasında şekillenecek bu yeni sistemde...
Artık resmen ve hukuken ve cidden tehlikedesiniz.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Şark devletinde bir cinayet 12 Ekim 2018 Cum
Ankara Garı karanlığı 10 Ekim 2018 Çar
Yanlış ata oynamak 5 Ekim 2018 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ali Koç