Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

‘Tükettin beni zalim!’

15 Mart 2019 Cuma

Bugün Dünya Tüketiciler Günü.
Tüketirken tükendiğiniz hayatınızda aslında sizin de haklarınız var.
Haberiniz olsun.
Yap denilen her şeyi yapmak, yut denilen her şeyi yutmak zorunda değilsiniz.
Herkes gibi olmak zorunda değilsiniz.
Kolektif günahlardaki pasif hisselerinizden feragat ederseniz, kesin bilgi, ölmezsiniz.
Bu feragatin izini hayatınıza dair sorular sorarak sürün.
Evde, işte, sokakta, hayatta nasıl bir tüketicisiniz?
Bilinçli misiniz, heyecanlı mı, arsız mı, akılsız mı? Oyuna kolay gelen misiniz, yoksa bizzat oyun çeviren mi? Bugün sahi ne tükettiniz ve ne kadar tükendiniz?
Aile ilişkilerinizde mesela?
Bu sabah kocanızın ya da karınızın sevgisini sorgulamış olabilirsiniz.
Anne babanızın sizi anlamadığından yakınmış da olabilirsiniz.
Miras paylaşımında birbirinize girdiğiniz kardeşleriniz, yeğenleriniz, kuzenleriniz vardır belki.
İstediğiniz gibi biri olmayan bir çocuğunuz ya da.
İstemeden zorunlu olarak oturduğunuz yemek masaları hiç mi yok?
İstemeden attığınız adımlar?
İstemeden girdiğiniz yataklar?
Var olduğunuz yerde yok olduğunuz sanrısına sık sık kapılmalar?
Bugün işinizde neler tükettiniz acaba?
Aslında sahte olduğunu bildiğiniz umutlar pazarlamış olabilirsiniz birilerine.
Kıymetsiz bir şeyleri kıymetli gibi satmış da olabilirsiniz.
Paralı eğitimin ne anlama geldiğini bile bile özel bir okulda çalışan bir öğretmenin...
Ya da çalıştığı özel hastanede hastalara kurulan para tuzaklarını görmezden gelen bir doktorun mesleklerinde tükettiklerinin ne olduğunu düşünün.
Sonra kullanım vadesi baştan hesaplı elektronik cihazlar tasarlayanlarla o cihazları satanlar arasındaki köprüde işlenen irili ufaklı günahları düşünün.
Bitmedi...
İnsan sağlığına açıkça tehdit olan ürünleri kimler üretir, paketler, allar pullar, raflara koyar?
O ürünlerin şatafatlı reklamlarının metinlerini kimler yazar?
O metinleri seslendiren sanatçılar aslında neye çağrı yapar?
Bir gazeteci ya da televizyoncu gerçekte ne alıp satar?
İki haber arasında neden vardır bunca reklamlar?
Yaptığınız işten aldığınız kazanç sahiden bir kazanç mı?
Bir kez olsun sorun kendinize, mesleğinde aslında kim neyi tüketir diye.
Peki, ideolojinizde tükettikleriniz?
Aslında neye inanıyorsunuz ve neye inanmıyorsunuz?
Bildiğiniz gerçeklerin adını neden açıkça ortaya koymuyorsunuz?
İktidarın yalanları ve muhalefetin zaafları sizin suskunluğunuzla iştahlandıkça... farkındasınız değil mi... verdiğiniz oyların ve yediğiniz darbelerin hesabını daha da sormaz oluyorsunuz.
Bugün, hatta şu son bir iki saat içinde, şu sıradan günlük hayatınızda neler tükettiğinize bir bakın.
Gözünüzü açtığınız yatağınız gerçekten sizin yatağınız mı? İçinde olduğunuz ev sizin eviniz mi? Aileniz sizin aileniz mi?
Yaşadığınız mahalleyle bağlarınız var mı?
Ya da ülkeyle?
Günahlarınızı düşünün ve sevaplarınız düşünün ve günahlarınızı yeniden düşünün.
İnançlarınızı gözden geçirin. İsteklerinizi masaya yatırın. Tavizlerinizle yüzleşin.

***

Şefin önerisi:
Bilinçli bir tüketici olmak istiyorsanız işe evinizdeki/içinizdeki kapitalizme ve faşizme tekme atarak başlayın.
Gerisi kendiliğinden gelir.