Köşe Yazısı

A+ A-

Davutoğlu’nun hamlesi RTE’yi zorlar mı, amacı ne?

25 Nisan 2019 Perşembe

Bir süredir “parti kuracak” haberleriyle kendinden bahsettiren Ahmet Davutoğlu, bir ön adım olarak, geniş bir açıklama ile kamuoyunun önüne çıktı. Deklarasyonu, AKP’nin bugüne kadar izlediği politik söyleminin tersini öneren maddelerle doluydu. AKP iktidar politikalarını eleştiriyor ve neler yapılması gerektiğini vaaz ediyordu.
Burada açıklamanın içeriğine değinecek değilim, isteyen arar okur. Daha çok anlamı, zamanlaması ve muhtemel sonuçları üzerinde bir analizle yetineceğim.
1- Davutoğlu bu deklarasyonu AKP dışından değil partili biri olarak yapıyor. Bu önemli. Parti içinde böylece uzun zamandır ilk kez farklı bir görüş oldukça sert ifadelerle dile getirildi.
2 – Davutoğlu, partili cumhurbaşkanı modelini eleştiriyor. Cumhurbaşkanının seçimlere taraf olarak ve çok sert polemiklerle katılmasının, cumhurbaşkanı kurumunun ülkenin yarısında büyük itibar kaybı yarattığını belirtiyor.
3 - Davutoğlu aslında parti başkanlığına adaylığını koyuyor, “sen cumhurbaşkanlığını yap, ben de partiyi yöneteyim.”
4 – Davutoğlu, AKP’ye yeni bir politik söylem-model öneriyor. Söylem, RTE’nin politikalarını dışlayan, daha liberal bir içerik taşıyor.

Yenilginin ardında
Bu, çıkış, AKP’nin yerel seçimlerde aldığı çifte yenilginin hemen arkasından geldi. Hem büyük şehirleri kaybetti hem de seçmenlerinin yüzde 5-6’lık bölümünün büyük çoğunluğunu MHP’ye kaptırdı. MHP ülke çapında ortalama yüzde 15.5’a doğru büyürken, AKP’nin oyu 36’lara indi.
Bu, AKP’nin seçimlerde son 10 yıldır aldığı en düşük oydur.
Yerel seçimler genel seçimler havasında geçmesine, beka meselesi ile ülkenin siyasi politikası seçmenin önüne konmasına, ve Cumhurbaşkanı tüm itibarını ve liderliğini ortaya koymasına rağmen, bu düşüşü önleyememiştir.
Dolayısıyla RTE’nin itibarına da darbe inmiştir.
Bu durumun AKP içinde rahatsızlığa yol açtığı açıktır.
AKP=RTE’dir. Bir lider partisidir, insanlar büyük çoğunluk olarak Erdoğan’a oy veriyor. Lider zayıflarsa parti içinde huzursuzluk ve gelecek endişesi de doğal olarak belirir. İşte Davutoğlu, böyle bir durumda, hemen seçim sonrası çıkışını yapıyor.

RTE partiyi hiç bırakmaz
Şüphesiz RTE, Davutoğlu’na pabuç bırakmaz. Partiyi de bırakmaz. Bu otoriterliğinin zayıflaması anlamına gelir. Parti içinde bir yeni oluşum yeni liderlik doğmasına da hiç izin vermez, Erdoğan’ın karakterine uymaz. Bugüne kadar parti içinde kendisine rakip olabilecek ve farklı politikalar izleyebilecek herkesi tasfiye etti.
Gül ve Davutoğlu en önemli iki tasfiyedir.
Şimdi büyük otoriterliğini terk etmesi mümkün değil. Böyle bir beklenti içinde olanlar durumu iyi okuyamıyor. Tarihte de görülmemiştir.
Davutoğlu bunu bilmiyor mu, biliyor. Zaten Erdoğan ve çevresini “dar ve çıkarcı grup” olarak nitelemesi ve partimiz bu gruba terk edilemez demesi de, böyle bir beklenti içinde olmadığını göstermektedir.
Nitekim ilk eylem olarak eşi Sare hanımın Medipol Üniversitesi’nde katılacağı bir programın iptal edilmesi oldu. Bu üniversite RTE’ye yakın isimlerce kuruldu.

Amacı ne?
Davutoğlu bu çıkışıyla aslında kendi politik programını açıkladı.
AKP içinde bir akım yaratabilir mi? Şimdilik, kısa vadede hayır. Ama çevresinde AKP’ye yakın insanlar var.
Bu politik çıkışı, çevresini toparlama ve ilerisi için umut verme, onlara liderlik yapabileceğini gösterme amacını da güdüyor. Davutoğlu da egosu yüksek bir politikacı. Başarısız Suriye politikasının da mimarlarından.
Aslında geride başka bir oluşum daha var: Babacan ve geride duran Gül. Daha sessiz daha sakin, daha politik ve hemen öne atılmadan bekleyen.

NOT:
Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına yapılan saldırı, iktidar liderlerinden birine yapılmış olsaydı, neler olurdu neler, dünyaları dar edilmişti ve yüzlerini bile kimse hâlâ görememiş olurdu.