Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Yeni bir Menemen, yeni bir Madımak mı?

26 Nisan 2019 Cuma

Ülkemiz hukukta, demokraside, ekonomide bir olumsuzluğun ortasındadır. AKP’nin Cumhuriyetimize verdiği zararları onarmak zaman alsa bile ulusumuz bu olumsuzlukları da aşacaktır. Çözüm hukuk devletinde, adaletin sağlanmasındadır. Kimsenin kuşkusu olmasın geldikleri gibi gideceklerdir.

[Haber görseli]

Kaybedenlerin çığlıkları dışında güzel bir yerel seçim dönemi yaşadık. Büyük kentlerin belediye başkanlıklarını AKP kaybetti. Aydınlanmacılar kazandılar. Ancak, özellikle İstanbul seçimlerini yitiren AKP ve yandaşı MHP bu yenilgiyi bir türlü içlerine sindiremediler. Yitirdikleri her sonuca haksız ve hukuksuz itirazlarda bulundular. Oyları birkaç kez saydırdılar. Kaybettiklerini kendileri de anladılar, ama hep itiraz ettiler. Sonuçlar değişmedi.
Seçim öncesi bay Erdoğan ve bay Bahçeli bir beka sorunu tutturdular. Bu yerel seçim ülkemiz için bir var oluş, bir yok oluş değildi hiç kuşkusuz. Ama onlar sanki öyle imiş gibi gösterdiler. Halkımız bu uydurma anlatımlara prim vermedi. Kendilerinden olmayanları vatan haini, terörist gibi gösterdiler. CHP kazanırsa terör kazanacakmış, bu belediyelere teröristler yerleştirilecekmiş gibi gösterdiler.

Hazmedemediler
Bu yalanları söylemekten hiç çekinmediler. Bahçeli daha ileriye gitti, “Bunlar sandıktan çıktı diye kabul edemeyiz” dedi. İstanbul Belediye Başkanlığı’nın öteki adayı Bay Binali, “Bu seçim mundar olmuştur” dedi. İçişleri Bakanı bay Soylu, “CHP nin seçim kazanmasına dayanamam, böyle bir şeyi kabul edemem” demenin ötesinde, bir de “Tüm valiliklere genelge gönderdim, CHP yöneticilerini şehit cenazelerinde protokole almayacaklar” dedi. Seçimleri yitirince Bay Erdoğan “13-14 bin oyla kimse kazandım diyemez” dedi. Bay Bahçeli, “Bu seçime şaibe katılmıştır, seçimler yenilenmelidir bundan belediye başkanı olmaz” dedi. Bunları söylerken hiç utanıp sıkılmadılar. İmam-oğlu, Anıtkabir’i eşi ve çocukları ile ziyaret edince, kendileri böyle bir şeyi hiç yapmadıkları ve yapmayı bile düşünmedikleri için şaşırdılar. Milli Savunma Bakanı Bay Akar, Anıtkabir’deki askeri personele emirler verildiğini belirterek böyle usulsüzlüklere engel olunmasını istedi. Anıtkabir defterine yazılacaklar oradaki askeri personelin iznine mi bağlıdır? Ve İmamoğlu’nun yazdığı defterin bir emirle kaldırıldığını, daha sonra Anıtkabir’i ziyaret eden vatandaşlara güçlükler çıkarıldığını, kaba davranıldığını öğrendik. Öyle görülüyor ki halkımızın Atatürk’e sevgisi, saygısı birilerini rahatsız ediyor. Bu yönetim ve yaptıkları aydınlık Türkiye’ye yakışmıyor.

Ayrıştırdılar
Böyle yaparak Türkiye’yi böldüler, ayrıştırdılar. Seçimleri kaybettiklerini bir türlü kabul etmediler. Kendilerine karşı olanları terörist saydılar. “Onlar seçim kazansa bile meclis çoğunlukları biz de onları çalıştırmayız” dediler. Nitekim göreve yeni başlayan Ankara ve İstanbul belediye başkanlarına belediye meclis üyeleri güçlükler çıkarmaya başladılar. Ankara’da belediye başkanında olan bazı yetkilerin önerge vererek meclise devredilmesini istediler. İstanbul’da seçimden sonra yapılmış yasal olmayan rant kokulu eylemlerin açığa çıkarılması genelgesine meclis üyeleri İdare Mahkemesi’ne başvurarak yürütmeyi durdurma kararı aldırdılar. Tüm bunlar seçimleri yitirince Bay Erdoğan’ın çalıştırmayız söylemleri üzerine gelişti.

Madımak’ta görmüştük
Bu yaşananlar sonucunda 21 Nisan 2019 günü Irak sınırında şehit olan bir askerimizin cenazesinde Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na önceden hazırlandığı belirlenen bir saldırıda bulunuldu. Güvenlik görevlileri ve korumaları onu bir köy evine soktular. Azgın kalabalık evi basmaya kalktı. Kalabalıktan “Evi ateşe verelim, yakalım” sesleri görüntülere yansıdı. Biz bu filmi 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde görmüştük. Kalabalığı yatıştırmaya çalışan Milli Savunma Bakanı Bay Akar yaptığı konuşmada gözü dönmüş kalabalığa “Mesajınızı verdiniz, artık dağılın” diyordu. Demek verilmesi gereken bir mesaj vardı ve o mesaj verilmişti. Sorumlu durumda olan bir bakan nasıl böyle konuşabilir. Bay Bahçeli de Kılıçdaroğlu’na yapılan eylemi eleştirirken Kılıçdaroğlu’nu da eleştiriyor, “Neden şehit cenazesine gitti” diyerek. Demek artık karşı görüşte olanlar şehit cenazelerine de gidemeyecekler. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan AKP üyesi çıktı. Ülkeyi yönetenler bu alçakça saldırıyı önemsemediler, görmezden geldiler. Öyle anlaşılıyor ki yıllar geçiyor, hiçbir şey değişmiyor. Çirkin politikacı kitleleri hazırlıyor ve eyleme geçiriyor. Kör cahil kalabalıklar da bu girişime koşuyorlar. Ne yazık.
Ülkemiz hukukta, demokraside, ekonomide bir olumsuzluğun ortasındadır. Ancak hiçbir yönetim kalıcı olamaz. 31 Mart seçimleri aydınlanmanın yolunu açmıştır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. AKP’nin Cumhuriyetimize verdiği zararları onarmak zaman alsa bile Ulusumuz bu olumsuzlukları da aşacaktır. Çözüm hukuk devletinde, adaletin sağlanmasındadır. Kimsenin kuşkusu olmasın geldikleri gibi gideceklerdir.

Erol Ertuğrul

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

Ziyaretçi ile ziyaret edilenin hukuksal konumları 26 Haziran 2019 Çar
Tonguç’a bugünden bakabilmek... 26 Haziran 2019 Çar
Diktacılık nasıl oluşuyor? 25 Haziran 2019 Sal