Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

Vicdan yastığından ne haber?

21 Nisan 2017 Cuma

YSK Başkanı Sadi Güven, referandum günü tam sandıklar açılacakken özensiz bir el yazısıyla kaleme alınmış, içeriği tel tel dökülen bir dilekçe üzerine, “Mühürsüz pusulalar geçerlidir” dedikleri -ve resmi bir karara dönüşmesi 48 saati bulan- emrivaki duyurularına isyan edenler için şu yanıtı vermiş:
“Ben siyasi değil, hâkimim, cevap vermeyeceğim” demiş.
Tarafsız Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rize’de çay da toplamış olan Güven’in mesleğinin hâkimlik olduğuna itiraz eden yok zaten.
İtiraz edilen, hâkimliğin hakkının verilip verilmediği. İcrası sırasında, kanunilik, adalet ve hakkaniyet kurallarının gözetilip gözetilmediği.
Cengiz Topaktaş dışındaki YSK üyeleri, bu ülkenin milyonlarca insanına “Oyum çalındı” dedirten, tepeden tırnağa bir adaletsizliğin altında ezilip soluksuz kaldıkları duygusu yaşatan bu tarihsel kararın mimarları olarak, geceleri vicdanlarını yastık yapıp uyuyor olabilirler.
Ancak devlete güvenerek sandık başına giden milyonlarca seçmen, YSK’nin artık kendisine takdir ve yorum hakkı bırakmayacak açıklıkta olan bir kanun maddesine aykırı karar alan bir kurum olduğunu düşünmekte.

29 milyon niye harcandı
YSK Başkanı Güven’in “Ben siyasi değil hâkimim. Cevap vermeyeceğim” sözü, başkanı olduğu kurulu bütün sorulardan muaf kılmıyor.
170 bin sandığın kurulduğu referandum için devletin parasıyla bu sayının neredeyse 2.5 katı (410 bin adet) TERCİH kaşesi yaptırıp daha hâlâ neden EVET kaşesinin kullanıldığını, EVET kaşesi kullanımına da neden aynı gün karar aldıklarını halka anlatma borcu vardır YSK’nin.
O fazla kaşelerin ne olduğu, nereye gittiği, nasıl kullanıldığı da açıklanmalı.
İhtimaldir ki, Cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçilmesini düzenleyen kanun sırasında kendilerine tanınan ayrıcalıkla “Nasıl olsa ihale kanununa tabi değiliz. Açıklamak zorunda da değiliz” diye düşünüyor olabilirler.
Gazeteci olarak bu kaydı bir daha vurgulayalım ve okurları böyle bir bilgiden sonsuza kadar mahrum bırakmamak için, açık kaynaklardan yeni verileri paylaşalım.
Malum, bu köşede vergilerimizin nereye nasıl harcandığı sıkça işlenir.
O fasıldan belirtelim: Yüce devlet, geçen ay seçim için 8.5 milyon TL harcamış. Maliye Bakanlığı’nın resmi rakamı bu. Yeni açıklanan mart ayı bütçe rakamlarından. Bütçe verilerinde referandum ya da halkoylaması diye bir kavram yok. Tamamı “seçim harcaması” başlığında geçiyor.
Ocak ile şubat gideriyle topladığınızda 11.2 milyon TL yapıyor.
Referanduma harcanan kaynakla ilgili asıl büyük veri Aralık 2016’dan: Yaklaşık 18 milyon TL harcanmış. Böylece son dört aylık referandum harcaması 29.2 milyon TL’ye ulaşmış oluyor.
Aralık ayındaki 18 milyon TL’nin büyük bölümünün, YSK’nin TERCİH kaşesi, filigranlı oy pusulası kâğıdı, mühür mumu, ip-sicim vs. gibi malzemeler için açtığı ihalelerin firmalara yapılan ödemeleri olduğunu öngörebiliriz. Hangi firmalara vergilerimizden ne ödendiğini bilmiyoruz tabii.
Sonuç ise şaibeli 2.5 milyon oy.
Böyle bir tablonun nasıl siyasi bir boyutu olabilir ki?
Vicdanlarınızı yastık yapıp gönül rahatlığıyla uyuyabilirsiniz.