Köşe Yazısı

A+ A-

ABD’nin stratejik müttefiki Kürtler

Paylaş
instela'da paylaş
20 Mayıs 2017 Cumartesi

Değerli okurlarım,
Kısa bir izin ayrılığından sonra tekrar bir araya gelirken kimi yerlerde kutlanması engellenmek istenen dünkü 19 Mayıs bayramınızı kutlayarak başlamak istiyorum söze.
Bayramlara anlam ve önemlerini kazandıran resmi törenler ve nutuklar değil, onların halkın gönlünde edindikleri yerdir.
19 Mayıs bayramı bütün anlamıyla halkın gönlündeki yerini almış ve her türlü engelleme ve yasaklamayı aşacak gücü edinmiştir. Hepimize kutlu olsun!
Birlikte olmadığımız süre içinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile çok önemli görüşme yaptı. Bu görüşmenin arifesinde Erdoğan PYD – YPG konusuna noktayı koyacak kararlılığını, Beyaz Saray’da Amerikan Başkanı’na ileteceğini açıkladı.
Haberi alan Trump, her türlü yanlış anlaşılmayı baştan giderecek bir kararlılıkla daha Beyaz Saray’daki görüşme başlamadan tartışmayı kesti:
- ABD Suriye’de PYD - YPG ile birlikte ortak hareket etmeyi ve Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü kuruluşa silah vermeyi sürdürecek.
Böylelikle, noktayı koyan Trump oldu.
Zaten başka türlüsü de yani Türkiye’nin Washington’un YPG’ye silah vermesi karşısında yaptırımı da içeren bir kararlılık göstermesi beklenemezdi.
ABD’nin YPG’yi silahlandırması karşısında, Türkiye’nin yaptırımı da içermeyen tavrı da, hiçbir zaman bu konuda nokta koyma anlamını taşıyamazdı.

***

Türkiye’deki siyasi iktidar ve yandaşı medya ABD’nin Suriye’de, PKK’nin uzantısı olan, PYD - YPG ile birlikte hareket etme kararını başlangıçta Obama’nın kişisel bir tercihi olarak algılamış ve Gülen’in iadesi konusunda olduğu gibi bu konuda da, yeni Başkan Trump’ın tersi bir yol tutacağı boş umuduna bel bağlamışlardı.
Beklentinin yersizliği Trump’ın açıklamalarıyla kısa sürede gün yüzüne çıkmıştır.
Kürt kartından vazgeçmemek, Obama Yönetimi’nin tercihi değil, ABD’nin yüz yıldır süregelen Ortadoğu politikasının temel taşlarından biridir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile görüşme arifesinde gazetecilere yaptığı açıklamada “Eğer stratejik müttefik isek, ittifak içinde karar almamız lazım, ittifaka gölge düşecekse başımızın çaresine bakmamız lazım” derken haklıydı.
Cumhurbaşkanı’nın yanıldığı nokta ise, tıpkı BOP’un eşbaşkanı olduğunu açıkladığı sırada olduğu gibi, şimdi de 21. yüzyılda Ortadoğu’da stratejik çıkarları çakışmayıp, çatışan Türkiye ile ABD’nin artık stratejik ortak olmadıkları gerçeğini görememiş olmasıydı.
Bu durumda, Türkiye’nin bölgede var olan sınırları yerle bir etmeyi öngören BOP’un eşbaşkanı olması değil, tam tersine bu projenin kendi bütünlüğünü zedelemesini engelleyecek politikaları oluşturup yaşama geçirmesi gerekirdi.

***

BOP ile bölgede sınırların değişmesini öngören ABD’nin, Ortadoğu’da İsrail ile birlikte bu hedefi paylaşan iki stratejik ortağından, birisi Türkiye değil, artık Kürtlerdir.
Ortadoğu ülkelerinin şu andaki politik tavırlarının sonucu olarak doğduğu andan itibaren, denize ulaşmak için şu andaki mevcut sınırları tehdit edecek, rakip veya hasım devletlerle kuşatılmış durumda, varlığını ve bekasını ABD’ye borçlu olacak, bu yüzden Washington’un dediğinden çıkmayacak, Sam Amca’nın vazgeçilmez müttefiki İsrail üzerindeki baskıları hafifletecek olan olası bir Kürt devleti ABD’nin bölgedeki yeni stratejik müttefikidir.
Bu konuda kimse tersine hayaller kurup yanılmamalıdır.
Durum böyle olunca da, Türkiye’nin bu konudaki kırmızı çizgileri, artık açıkça görüldüğü üzere bugün olduğu gibi yarın da sürekli çiğnenmeye mahkûmdur.
Bu durumu değiştirebilecek güce sahip olmayınca, soruna askeri bir çözüm aramak da akılcı olmadığından, Ankara’nın önüne bir tek yol kalıyor:
Bölgeyle ilgili bu gerçekleri kendi çıkarlarıyla en iyi bağdaştıracak yeni bir Kürt politikasını, hem ulusal hem bölgesel boyutta, vakit yitirmeden oluşturmak.

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

‘İzmir’in dağlarında...’ 25 Mayıs 2017 Per
Yoksa FETÖ kazandı mı? 23 Mayıs 2017 Sal
OHAL ekonomiyi etkiler 21 Mayıs 2017 Paz