Köşe Yazısı

A+ A-

Mülteciler üzerinden yürütülen 25 milyar dolarlık pazar...

Paylaş
instela'da paylaş
20 Mayıs 2017 Cumartesi

[Haber görseli]

65 milyon insanın göçmen olduğu bir dünyanın içindeyiz. Gidebilenler gidiyor ama bir de arada kalan ve mülteci kamplarında yaşamlarını sürdürmek zorunda olanlar var. Ve bunlar üzerinden yükselen yıllık 25 milyar doları aşan devasa bir mülteci ekonomisi... Çadır satıcılarından, foto voltaik lambalara, kredi kartlarından, drone satışlarına kadar uzanan bir pazar ve şirketlerin kıyasıya rekabeti ile birlikte...
Le Monde Diplomatique gazetesi “İstenmeyenlerin fabrikası” başlığı altında bu büyük endüstriyi ele aldı.
Dünya genelinde 1000’i aşkın mülteci kampı bulunuyor. Aralarında 30-40 hatta 60 yıllık kamplar bile var.
Hal böyle olunca bu kamplarda faaliyet gösteren uluslararası yardım kuruluşlarına mal ve hizmet sağlayan şirketlerin yaratmış oldukları ekonomi de hayli büyük oluyor.

Fuarı, standı var
Mayıs 2016’da İstanbul’da Birleşmiş Milletler’in düzenlemiş olduğu ilk insani yardım zirvesi kapsamında bir fuar gerçekleştirilmiş ve dünyanın birçok ülkesinden şirketler standlar açmıştı.
Bu zirvenin ardından bugüne kadar yılda birçok kez Dubai’den Brüksel’e kadar birçok ülkede bu tür organizasyonlar düzenlendi.
İçlerinde çarpıcı olanlara bir göz atalım. Örneğin IKEA mülteciler için dünyanın herhangi bir yerinde sadece 4 saat içerisinde kurulabilecek evler geliştirdi. 17.5 metrekarelik alanı kapsayan evlerde 5 kişi kolayca yaşayabiliyor. Her biri 750 dolara mal olan bu evlerden bir kısmı pilot bir proje olarak Etiyopya, Irak ve Lübnan’daki kamplara gönderildi.
BM Yüksek Komiserliği verilerine göre genel olarak 30 bin çadıra ödenen rakam 35 milyon Avro civarında. IKEA, bünyesindeki Better Shelter adını verdiği şirket aracılığıyla ve bu çadırları şirketin sosyal sorumluluk politikası kapsamında ve maliyetin üzerine kâr koymadan yapıyor. Tabii çok güzel de küçük bir ayrıntı var. Gazete IKEA’nın birkaç yıl önce ortaya çıkarılan bir skandalın içinde yer aldığını hatırlatmadan geçmemiş.
Başka büyük şirketler de var, sosyal sorumluluk kapsamında mültecilere yardımcı olan. Örneğin UPS acil lojistik hizmeti, Google uzaktan eğitim olanağı sağlıyor...
Suriye sınırına 15 km. uzaklıkta Ürdün’deki Zaatari kampındaki sığınmacı sayısı 80 bin. Kamp açıldıktan 3 yıl sonra Dünya Gıda Örgütü kampın yemek dağıtımını üstlendi ve tarihinde ilk kez bunu pazar ekonomisini devreye sokarak yapmaya başladı. Buna göre kampta düzenli gıda dağıtımını 2 şirkete verdi. Biri ABD merkezli Safeway, diğeri Kuveytli bir gıda şirketi, Tazweed.
Mülteciler günde 1 dolar ödeyerek tüm gıda ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Tabii bu durum zaten açık hava hapishanesine dönüşmüş olan kamplarda mültecilerin para ödemesi gibi absürd bir durumu ortaya çıkartıyor. Yetkililerin buna getirdikleri açıklama ise kamplarda oluşan kayıtdışı ekonominin önünü aldıkları şeklinde.

Biyometrik market
Tabii başka şeyler de var.
Örneğin “biyometrik süpermarket”. Her mülteciye ayda 50 dolarlık bir kart veriliyor ve göz taraması ile alışveriş yapabiliyorlar. Biyometrik aleti üreten firma, vergi cenneti Seylan Adaları’nda faaliyet gösteren IrısGuard. Daha önce Amerikan hapishaneleri ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sınır girişlerine konulan aletleri de üretmiş. Kamplarda ise mültecilerin yaptıkları harcamaların üzerinden yüzde 1 komisyon aldıklarını yazıyor gazete. Ve ekliyor: “Yeni biometrik uygulamalar için kobay olarak kullanılıyor insanlar bu kamplarda... Sonra hükümetlere satıyorlar bu denenmiş ürünleri.” 2002’den beri Malezya’dan Kenya’ya 10’a yakın ülkede biometrik kayıt sistemi yaşama geçirilmiş...