Köşe Yazısı

A+ A-

Ölçü - denge - disiplin...

Paylaş
instela'da paylaş
17 Temmuz 2017 Pazartesi

Düşünür- mimar Le Corbousier,mimarlık yapıtı” için bu tanımı kullanmıştır.
Bu üçlünün bireyin hayatı için de, toplumların yaşamı için de geçerli olduğunu düşündüm.
Ölçü- Denge- Disiplin.
Düşünelim.
Ölçüsüz ve dengesiz disiplin zulümdür.
Ölçüsüz ve disiplinsiz bir denge olamaz.
Dengesiz ve disiplinsiz ölçü hiçbir işe yaramaz.
Birbirini tamamlayan bir üçlüdür bu.
Bir yapı için de doğrudur, bir toplum için de, birey için de.
Yaşadığımız acılarda bu denklemin bozuluşunu görmüyor muyuz?
Adalet Yürüyüşü bize bu gerçeği gösterdi.
15 Temmuz kutlamaları ise bu dengenin nasıl bozulduğunu göstermedi mi?
Evet, gösterdi.

***

AKP iktidarı, her türlü usulsüzlük ve yolsuzlukla kazandığı referandum sonrasında bir dikta rejimini dayatıyor.
Referandum yolsuzluğu Adalet Yürüyüşü’nün ilk maddesidir.
Bu yeni yönetim biçimi, ölçüsüz ve dengesiz bir disiplindir.
Toplumu yöneten üç gücün, yönetimin, yasamanın, yargının tek elde toplanması bir dikta rejiminin sacayağıdır.
Bütün insan haklarının ortadan kaldırılışı buna dayanmaktadır.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölüm orucundadır.
İktidar bu ölüme yatışları görüyor mu? Hayır.
Gazeteciler yakıştırma kanıtlarla hapiste tutuluyor.
İktidar bu konuda doğru bir adım atıyor mu? Hayır.
On binlerce insan işlerinden atıldı, haklarından yoksun.
İktidarın kılı kıpırdıyor mu? Hayır.
İktidarlarına destek vermeyen herkese FETÖ’CÜ, PKK yandaşı yaftası yapıştırıp istediğini hapse atıyor.
Hesap vereceği kimse var mı? Yok.
O zaman.
Ortak bir programda buluşmak zorunludur.
Ortak bir program.

***

Adalet Yürüyüşü sonunda Kemal Kılıçdaroğlu bir bildirge okudu.
Özeti:
Toplumu birleştirici,
toplumsal uzlaşmaya dayalı,
barışçı bir dayanışma.
Önerdiği maddelerin ana ilkeleri bunlar.
AKP’nin temel politikası olan,
Toplumu ayrıştırıcı,
toplumsal çatışmaya dayalı,
savaşçı bir kamplaşmaya karşıt bir çerçeve.
Özünde CHP’nin yapmak istediği,
iktidar tarafından bozulan, “ölçü- denge- disiplin” denkleminin yeniden kurulmasıdır.
Doğrusu da budur.
Sorunun çözüm sorumluluğu sadece CHP’nin değildir.
Çözüm sorumluluğu, bu ülkede yaşayan her vatandaşındır.
Siyasal partiler.
Meslek kuruluşları.
İşçi sendikaları.
Örgütlenmiş topluluklar.
Aralarındaki farkları değil, ortak amacın bileşkelerini ortaya koyarak çalışmalıdırlar.
Bu çalışmanın hedefi 2019 değil. YARIN olmalıdır.
Geçirilen HER GÜN, kaybedilen bir gündür.
Çalışmalar halkla buluşarak, halkla birleşerek, halkla kaynaşarak yapılmalıdır.
Masa başı çalışmaları değil, halkla buluşma çalışmaları yapılmalıdır.
Her şey, her gün, açıklıkla anlatılmalıdır.
Başarı halkla birleşmenin, halkla kaynaşmanın başarısıdır.
Terminoloji şehvetine kapılmadan, samimi gönüllerle, sade bir dille halkla buluşarak başarıya ulaşılmalıdır.
Ölçü- Denge- Disiplin.
Başarının sırrı budur...

Tümü Erdal Atabek - Son yazıları

Meslek ahlakı ve insan vicdanı... 18 Eylül 2017 Pzt
İnsan eğitimi mi? Robot yazılımı mı? 11 Eylül 2017 Pzt
İktidarın kurbanları... 4 Eylül 2017 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Kemal Kılıçdaroğlu