Köşe Yazısı

A+ A-

Zaman muhalefetten yana işlemiyor

Paylaş
instela'da paylaş
17 Temmuz 2017 Pazartesi

CHP liderliğinin, parti örgütünün başarısına, toplumsal muhalefetin “Adalet Yürüyüşü”, Maltepe mitingi ile geldiği kritik eşiğe değinmiş, eğer bu eşik hızla aşılamazsa, toplumun yarısının rızasını alamayan, tedirginlik ve paranoya düzeyi yükselen AKP liderliğindeki siyasal İslamın karşı saldırısının şiddetinin olağan bir etki-tepki diyalektiğinin çok ötesine geçebileceğini ileri sürmüştüm.
Darbe Araştırma Komisyonu’nun, taslak raporuna eklediği bölüm, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP merkezinde, TOBB toplantısında yaptığı konuşmalar, 7 bin kişilik yeni tasfiye dalgası, karşı saldırının beklediğimden daha çabuk başladığını gösteriyor.
DAK’nin eklemeleri, söz konusu konuşmalar, OHAL ile de facto kurulan, referandumla de jure durumuna geçen bir “siyaset rejimini”, toplumun, siyasal İslamın iradesini kabul etmeyen kesimini, siyasi alanın dışına iterek daraltmayı; önde gelen bireylerini, temsilcilerini adeta “homo sacer” ( Roma’da: hakları elinden alınmış, dışlanmış, “öldürülebilen” ama değersiz olduğu için kurban edilemeyen kişi), siyasi partiler, sendikalar gibi kurumlarının etkinliklerini gayri meşru ilan etmeyi amaçlıyor. Durum gerçekten çok vahim ve zaman hızla tükeniyor.
 
‘Siyaset rejimi’ daralırken...
Siyaset rejimi”ni (Aristotales, Ranciere ve Foucault’dan gelerek) devletin yapısına ilişkin “rejim” kavramından daha geniş anlamlı, siyasi olanın sınırlarını, toplumda adalete ilişkin talepleri dile getirme ayrıcalığına sahip olanlarla olmayanlar arasındaki ayrım çizgisini tanımlamaya ilişkin bir kavram olarak kullanıyorum.
Bir siyaset rejimi, toplumun yaşamında doğru ve yanlış önermeleri ayırt eden söylemlerden, mekanizmalardan, örneklerden, ayırt etmenin onaylanma biçimleri, gerçeğe ulaşmanın kabul edilebilir teknikleri ve işlemlerinden oluşur, neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirtmekle yükümlü olanları belirler. Bedenleri yöneten, disiplin altına alan, cezalandıran teknikler, teknolojiler de bu kavramın kapsamı altına girer.
Darbe Araştırma Komisyonu, raporuna yaptığı eklemelerde, CHP’yi, siyasal İslamın ikinci nefret nesnesi (birincisi laiklik) FETÖ ile amaç birliği içinde olmakla, 17/25 Aralık’ta FETÖ’nün servis ettiği malzemeleri kullanmakla, 15 Temmuz “darbesine” giden yolda FETÖ’yü cesaretlendirmekle suçluyor. Cumhurbaşkanı da BBC ile yaptığı son söyleşide, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, PKK ile, terör örgütüyle, aşırı uçlarla birlikte hareket ettiğini ileri sürerek komisyonun eklemelerini destekliyor. Bu suçlamalar, ana muhalefet partisinin meşruiyetini sorguluyor, liderliğini hedef alıyor. Tüm darbe karşıtlarını, tek bir kavramla “müminler” olarak tanımlama çabası, Siyasal İslama dahil olmayanların darbe karşıtlığını (siyaset ve adalet kaygılarını) “anlamsızlaştırıyor”. Tüm bunlar, Siyasal İslamın dışında kalanları, “siyasi alanın/olanın” dışına itmeyi hedefliyor.
AKP’nin amaçladığı totaliter devlet biçimi için bir “kurucu anlam” yüklediği 15 Temmuz anlatısı, yeni “siyaset rejiminin” sınırlarını çizmekte kullanılıyor. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı’nın, parti merkezinde yaptığı konuşmada, “15 Temmuz’u anlamayan gafillerin başında ana muhalefet partisi başkanının geldiğine ilişkin” saptaması, sokakta protesto hakkının kullanılmasını devlete yönelik bir tehdit olarak tanımlaması, “sokağa çıkamaz hale geleceğini iyi bilmelidir” tehdidi, CHP liderinin, muhalefetin bireylerinin, fiziki ve siyasi kimliklerini, 15 Temmuz anlatısı içinde, homo sacer kavramını çağrıştıran bir yere yerleştiriyor.
Cumhurbaşkanı’nın, TOBB toplantısında, sermaye çevrelerinin desteğini isterken, başlangıçta OHAL’in, artık “grev tehlikesini” gidermek için kullanıldığını açıklaması, hem OHAL’in kalıcı (istisnanın normal) olduğunu, siyaset rejiminin grev hakkını, işçi sınıfının adalete ilişkin kaygılarını dışarda bırakacağını gösteriyor.
Bu “siyaset rejiminin” yerleşmesi engellenemezse, Meclis’in, 2019 seçimlerinin anlamsızlaşacağını görmek gerekiyor. Durum bu kadar vahim ve zaman muhalefetten yana işlemiyor.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

‘Oyunun sonu’ ve Godot’ya dair... 21 Eylül 2017 Per
‘Otoriterlik’ ve demokrasi 18 Eylül 2017 Pzt
Antifa 14 Eylül 2017 Per

Etiketler:

sacer, homo, ranciere, jure, facto, dak