Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Yeniden yeni seçim

14 Haziran 2018 Perşembe

AKP’nin tüm çabalarına rağmen son üç beş yılda “sağ” oylar, ezici üstünlük sağlamaktan çıkmaya başladı

Seçim yoluyla siyasal iktidarların belirlenmesi yolunda dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de “sağ” ve “sol” görüşlü siyasal partiler karşı karşıya geldi. Çok partili seçim düzenine dayalı demokratik oluşumlarda 1960’lardan bu yana 1977-79 dönemindeki çok kısa bir süre hariç, “sağ” tavırlı partiler rakiplerine karşı üstünlük sağladı.
Ancak, son üç beş yıl boyunca bu durumda bir değişiklik gözlemek mümkün. “Sağ” oylar, ezici üstünlük sağlar statüden çıkma yoluna girdi.
En son 2017 Nisan’ındaki Anayasa Referandumu’nda, “evet” ve “hayır” oylarının birbirine yakın çıkması, bu söylenenin belirgin örneği. Bu değişim, aslında 2015 genel seçimlerinde ilk kez kendini gösterdi. 56 milyon 608 bin seçmenlik bir tabandan yüzde 84’e yakın bir katılımla 47 milyon 507 bin oy kullanılmış ve bunların 46 milyon 163 bini geçerli oy özelliği taşımıştı. AKP’nin önceki on sene boyunca aldığı en düşük oy miktarı olan, 18 milyon 867 bine, oy oranı olarak da yüzde 40.8’e inmiş oluşu manidar bir gösterge idi. Onu izleyen üç ay içinde tekrarlanan seçimler çerçevesinde ise aşırı milliyetçi sağ seçmeninin AKP’den uzaklaşmasını kontrol etme ve hiç beklenmedik bir HDP çıkışının dayanaklarını zayıflatma amacı ile çok yüksek sesli bir anti-terör propagandası yapıldı. Buna rağmen, AKP + MHP toplam oylarında azalmalar olduğu gözleniyor. Bu eğilim, 2017 Nisan referandumunda devam etmişe benziyor.

Anketler
Şimdi, o tarihten bu yana kendini gösteren genel toplumsal eğilimlere sayısal olarak bir bakmayı deneyelim. Anket geliştirme kurumlarının bir bölümü, yurttaş gruplarını bilgilendirme ve yaklaşık saptamalar yapma amacına yönelir. Ancak, bir diğer bölümü de kendine yakın gelen ya da birtakım maddi çıkar ilişkileriyle bağlı oldukları siyasal parti lehine bir baskı yaratma amacıyla hareket eder. İçinde bulunduğumuz seçim atmosferi içerisinde, değişik anket sonuçlarında birbirine yüzde 8-10 mertebesinde uzak düşenlerin sayısal sonuçları birbirine yakın çıkabiliyorsa, bu durum Türk siyaset yaşamında öteden beri mevcut olan bir garip yandaşlık anlayışının ürünüdür.

Sayılarla seçim
Geçen yıldan bu yana bir miktar artışla yurtiçi ve dışı olmak üzere toplam 59 milyon 391 bini (yurtiçinde 56 milyon 342 bin) bulmuş olan seçmen sayısını yüzde 85’in altına düşmemesi beklenen bir katılım oranı ve alışılagelmiş bir milyon mertebesindeki geçersiz oyun düşülmesinden sonra 49 milyon 482 bin (yurtiçi ve yurtdışı toplamı düşünüldüğünde ise 46 milyon 890 bin) geçerli oy bekleniyor. Bu arada, yurtdışındaki seçmen sayısında yakın dönemlerde izlenegelmiş artışlara göre, dikkat çeker bir sayısal büyüme durumu kendini gösteriyor. Bunun yanı sıra Güneydoğu Anadolu’da bölge halkını küçümseyici ve saygısız bir yaklaşımla bazı Güneydoğu illeri başta olmak üzere sandık taşımalı oy değerlendirmesi yapılacak oluşu gibi hoyratça kararlar, YSK ile ilgili öteden beri dile getirilen bazı tereddütleri yeniden ön plana çıkarıyor.
AKP+ MHP oylarının 2017 referandumundaki 24 milyon 325 bin “evet” oylarından MHP’nin hatta küçük bir miktar da olsa AKP’nin, İYİ Parti’ye kaybedeceği oylar ve o dönemde kendilerine oy vermiş olan Saadet Partisi’nin de desteğini çekeceği düşünülerek önümüzdeki seçimde kendilerini zafere götürecek yaklaşık 23 milyon 445 bin oyu yakalamasına yetmeyeceği rahatlıkla görülüyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağı yönündeki epeyce bir sayıda uzmanın ve kurumun tanımladığı beklentiler, zaten bu doğrultuda.

Parlamento seçimi
24 Haziran günü yapılacak bir diğer seçim, Millet Meclisi’ne girecek partilerin belirlenmesi seçimidir. Bu durumda, HDP’nin yandaş firma anketlerine göre yüzde 10’u bulamayan ama diğer anketlerde 5 milyon mertebesinin yakalayacağı oyları kritik bir açmaz yaratıyor. Çünkü seçim bölgelerinde partilerin çıkaracağı milletvekili belirleyici d’hondt yöntemi, yüzde 10’lar mertebesinde bir siyasal partinin sayısal değerlendirmeye girmemesi en çok oyu alacak olan partinin sıçramalı bir şekilde lehine olacaktır. Bu durum seçimlerin kaderine de tesir edecek. Aydınlık Türkiye yanlısı ilerici aydın okur yazar yurttaşlardan bir kesiminin vekil seçiminde HDP’ye oy verme eğiliminde oluşlarının izlenmesi zaten bu kuşkulu durumdan kaynaklanıyor.

ERHAN KARAESMEN Prof. Dr.

Tümü Olaylar Ve Görüşler - Son yazıları

Servetin yeniden dağılım yoları 12 Aralık 2018 Çar
Devlet adamı olmak kolay değil... 12 Aralık 2018 Çar
Neden? F.Oğuz Bayır bilinir de söylenmez! 12 Aralık 2018 Çar